Hamiye Çolakoğlu, 15 Eylül 1933 tarihinde Trabzon'un Sürmene ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Trabzon'un Sürmene ilçesinden Ankara'ya uzanan hayat hikayesi, sanatçının çocukluk döneminde şekillenmeye başladı. İlk ve ortaöğrenimini Ankara'da tamamladı. Eğitim hayatını bu şehirde sürdüren sanatçı, okul yıllarında resim sanatına büyük bir ilgi duymaya başladı. Ankara'daki eğitim yıllarında resimle tanıştı. Ailesinin etkisiyle resim sanatına yöneldi. Ailesinin de yönlendirmesiyle erken yaşlarda resim sanatına ilgi duymaya başlayan Çolakoğlu, bu alanda kendini hızla geliştirdi. Henüz lise öğrencisiyken katıldığı uluslararası bir yarışmada birincilik elde ederek adını duyurdu. Bu ilk uluslararası başarının ardından 1952 yılında ilk kişisel sergisini sanatseverlere sundu. Sanatçı, ardında bıraktığı zengin mirasla 31 Aralık 2014 tarihinde Ankara'da hayata veda etti.
Münih'ten Floransa'ya Uzanan Eğitim Yılları
Lise yıllarında resim sanatına duyduğu tutku, Münih'te kazandığı birincilikle uluslararası bir boyut kazandı. Münih'teki portre yarışmasında birinci oldu. Ertesi yıl ise İstanbul'un fethinin beş yüzüncü yıldönümü şerefine tematik bir sergi düzenledi. Kazandığı burs vesilesiyle 1959 yılında İtalya'nın Floransa şehrine giderek eğitimine orada devam etti. Floransa Devlet Seramik Sanat Enstitüsü bünyesinde eğitim alan sanatçı, burada sadece seramik alanıyla yetinmeyip resim ve sahne dekorasyonu konularında da yeteneklerini geliştirerek Napoli'de önemli bir kişisel sergi açtı. Floransa'daki eğitim döneminde seramiğin yanı sıra resim ve sahne dekorasyonu alanlarına da yoğun ilgi gösterdi. İtalya'da bulunduğu süre zarfında hem akademik çalışmalara katıldı hem de sanatsal üretimini sürdürdü. Farklı kültürlerin sanat yaklaşımlarını inceleme fırsatı bulması, onun yaratıcı ufkunu genişleten önemli bir etken oldu. Napoli kentinde de sergi açtı. Sanat eğitiminin yanı sıra Perugia'da aldığı dersler, onun entelektüel birikimini üst seviyeye taşıyan unsurlar arasındaydı. Perugia Üniversitesi'nde sanat tarihi ve İtalyan edebiyatı dersleri alarak teorik altyapısını güçlendirdi.
Türk Seramik Sanatında Yenilikçi Bir Soluk
Sanatçının 1965 yılında Türkiye'ye dönmesi, ülkedeki seramik sanatının gelişiminde yeni bir dönemi başlattı. Kendi özel seramik atölyesini kurdu. Kendi atölyesini kurarak bağımsız çalışmalarına başlayan usta sanatçı, seramik sanatının sınırlarını zorlayan üretimler gerçekleştirdi. Çalışmalarını kurduğu atölyesinde kesintisiz sürdürdü. Sanat danışmanı olarak 1978 ile 1980 yılları arasında Söğütsen Seramik Fabrikası'nda çalıştı. Söğütsen Seramik Fabrikası bünyesinde üstlendiği sanat danışmanlığı rolüyle endüstriyel seramiğe de sanatsal bir vizyon kazandırdı. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesindeki Seramik Bölümü'nü 1983 yılında bizzat kendisi kurdu. Kurucusu olduğu bu bölümde ömrünün sonuna kadar öğretim üyesi olarak ders vermeyi sürdürdü. Hacettepe Üniversitesi çatısı altında sürdürdüğü akademik çalışmaları, onun sanatsal üretimiyle eşzamanlı olarak devam etti. Üniversite bünyesinde kurduğu bölüm sayesinde, genç kuşaklara seramik sanatının inceliklerini aktarma imkanı buldu. Yaşamı süresince yurt içinde ve yurt dışındaki onlarca farklı sanat etkinliğinde aktif olarak yer aldı. Yaşamı boyunca katıldığı onlarca ulusal ve uluslararası etkinlik, onun küresel sanat çevrelerindeki tanınırlığını pekiştirdi. 1970'li yıllarda Candeğer Furtun, Atilla Galatalı ve Güngör Güner gibi çağdaşlarıyla omuz omuza vererek Türk seramik sanatına yepyeni bir soluk getiren Çolakoğlu, geleneksel çizgileri modern tasarımlarla harmanlayarak uluslararası alanda büyük takdir kazandı. Usta sanatçının öncülük ettiği bu yenilikçi ekolün diğer değerli temsilcileri arasında şu isimler bulunmaktaydı:
- Candeğer Furtun
- Atilla Galatalı
- Güngör Güner
- İlgi Adalan
- Mustafa Tunçalp
- Erdinç Bakla
- Jale Yılmabaşar
Türk seramik sanatına yenilikçi bir dinamizm kazandıran isimlerin başında gelerek ekol oluşturdu. Kültür dünyasına sunduğu eşsiz katkılar sebebiyle 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanıyla onurlandırılan usta sanatçının bu başarısı, ülkemizdeki seramik sanatının prestij kazanmasında son derece belirleyici olmuştur. Devlet tarafından verilen prestijli unvan, Çolakoğlu'nun Türk kültür tarihindeki seçkin konumunu bir kez daha ortaya koydu. Devlet Sanatçısı unvanı, onun sanat alanındaki üstün başarılarının resmi düzeyde de tescillenmesi anlamına geliyordu. Usta sanatçı, 31 Aralık 2014 tarihinde seksen yaşındayken Ankara'nın Çankaya ilçesinde vefat etti. Cenazesi Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Eserlerinin Sergilendiği Saygın Koleksiyonlar ve Müzesi
Usta sanatçının adı, vefatının ardından Hacettepe bünyesinde kurulan seramik müzesiyle yaşatılmaya devam ediyor. Vefatından sonra, 2020 senesinde Hacettepe Üniversitesi çatısı altında açılan ve kendi adını taşıyan müze, sanatçının eşsiz yapıtlarının sergilendiği en kapsamlı kalıcı koleksiyonlardan biri haline geldi. Sanatçının özgün yapıtları bugün hem yurt içinde hem de yurt dışında pek çok saygın kamu kurumu koleksiyonunda ve müzede sergilenmektedir. Türkiye'de eserlerini barındıran başlıca yerler şunlardır:
- İstanbul ve Ankara Resim ve Heykel Müzeleri
- Ziraat Bankası Müzesi
- Hamiye Çolakoğlu Seramik Müzesi
- İbrahim Bodur Uluslararası Seramik Müzesi
- Türk Büyük Millet Meclisi (TBMM)
- Çankaya Köşkü
- Kültür ve Turizm Bakanlığı
- Emlakbank ve Şekerbank Koleksiyonları
Yurt dışında da eserleri bulunmaktadır. Yurt dışında ise Macaristan'daki Janus Pannonius Múzeum, İtalya'daki Sesto Fiorento Devlet Porselen Sanat Enstitüsü, Mısır'daki Uluslararası Seramik Müzesi ve İsrail'deki Ein Hod Sanatçı Köyü Müzesi sanatçının eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Sanatçının geride bıraktığı eserler, bugün dünyanın farklı coğrafyalarındaki saygın müzelerde sergilenmeye devam ediyor. Bu evrensel ilgi, sanatçının kültürel sınırları aşan güçlü estetik dilini açıkça ortaya koymaktadır. Hamiye Çolakoğlu, çamurla şekillendirdiği estetik felsefesiyle modern Türk sanatında silinmez izler bırakmıştır.
