Türk Sanat Müziği'nin efsanevi ismi Hamiyet Yüceses, 1915 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Çocuk yaşta keşedilen büyüleyici sesiyle müzik dünyasında derin izler bıraktı. Henüz küçük bir ilkokul öğrencisiyken çevresindekileri büyüleyen sanatçı, 10 Temmuz 1996'da Muğla'da hayata gözlerini yumdu. Bu parlak kariyer, sadece plaklarla değil, aynı zamanda hayırseverlik projeleriyle de taçlandı. O, eşsiz yorumuyla Taksim Meydanı'nda trafiği durdurabilen tek sesti.
Sahneye Adım Adım ve Ses Kraliçeliği
Küçük Hamiyet, marpuç tüccarı olan babası Halil Efendi ile annesi Kadriye Hanım'ın kızı olarak büyüdü. Eğitim hayatına Haseki semtindeki Hacı Kadın İlkokulu'nda başladı. O yıllarda, dönemin büyük ismi Hâfız Burhan'a derin bir hayranlık besliyordu. Babasının işlerinin bozulması üzerine, ailesine destek olabilmek amacıyla henüz 11 yaşındayken sahnelerin tozunu yutmaya başladı. Bu erken başlangıç, onu Anadolu yollarına düşürdü. Yaklaşık beş yıl boyunca Anadolu kentlerinde çalışan sanatçı, uzun süre Gaziantep'te kalarak sesini olgunlaştırdı. Genç yeteneğin ünü kısa sürede İstanbul sınırlarına ulaştı. Safiye Ayla'nın kadrosuna dahil olan sanatçı, 1932 yılının başında Beyoğlu'ndaki Londra Birahanesi'nde çalışmaya başladı.
Müzik kariyerinde hızla ilerleyen genç yorumcu, dönemin en önemli üstatlarından özel dersler alma şansını yakaladı. Kendisine eğitim veren önemli müzisyenler şunlardır:
- Sadettin Kaynak
- Selahattin Pınar
- Yesari Asım Arsoy
- Bimen Şen
- Mısırlı İbrahim Efendi
Aynı yılın temmuz ayında Kadıköy Mısırlıoğlu Bahçesi'nde düzenlenen ses yarışmasında Türkiye Ses Kraliçesi seçilerek tacını giydi.
Hüzünlü Aşklar, Plak Rekorları ve Makber
Başarılı sanatçı, 1933 yılından itibaren eski İstanbul Radyosu üzerinden radyo dinleyicileriyle buluştu. Sahibinin Sesi, Columbia ve Odeon gibi dev plak firmaları için şarkılar seslendirdi. Soyadı Kanunu çıktığında, hocaları Sadettin Kaynak ve Selahattin Pınar'ın ısrarlı yönlendirmesiyle "Yüceses" soyadını benimsedi. Sadettin Kaynak, onun geniş ses sınırlarına özel olarak "O Dudaklar", "Yasemen" ve "Kirpiklerinin Gölgesi" gibi unutulmaz eserler besteledi. Bu plaklar döneminde satış rekorları kırdı. Hayatının en büyük acısını ise evlilik hayatında yaşadı. 1940 yılında deniz astsubayı Fethi Yüceses ile hayatını birleştirdi. Eşi, 14 Temmuz 1942'de TCG Atılay denizaltısının batmasıyla sonuçlanan Atılay faciasında şehit oldu. Bu büyük kaybın ardından seslendirdiği "Gitti de Gelmeyiverdi" feryadı, tüm ülkenin hafızasına kazındı. Okuması son derece güç olan "Makber" adlı eserdeki eşsiz yorumu, onun müzikal gücünü tüm ülkeye kanıtladı. İkinci evliliğini 1944 yılında Kemal Mollaoğlu ile yaptı ancak bu birliktelik 1955 yılının sonlarında boşanmayla neticelendi. Cumhuriyet Gazinosu sahnesinde şarkı söylerken kendisinden istekte bulunan tıp fakültesi öğrencisi Osman Sabuncu ile tanışan sanatçı, ömrünün sonuna dek sürecek olan kırk yıllık mutlu evliliğinin temelini o gece attı.
Trafiği Durduran Efsanevi Yorum
Sanatçı, İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği İcra Heyeti'nde de aktif görevler üstlendi. Hacı Arif Bey'in "Bakmıyor Çeşm-i Siyah" eserinin arasına bir gazel ekleyerek sunduğu yorum büyük fırtınalar kopardı. 1949 yılında Odeon plaklarına okuduğu bu eser, müzik tarihinde ulaşılamayan bir satış başarısına imza attı. Kristal Gazinosu sahnesinde bu unutulmaz eseri seslendirirken Taksim Meydanı'ndaki kalabalık yüzünden caddedeki trafik tamamen durur, dinleyiciler meydanda toplanır ve hayat ancak şarkı son bulunca normale dönerdi. Yeni İstanbul Radyosu'nda 1949 ile 1953 yılları arasında emisyon programları gerçekleştirdi. Radyodan kazandığı tüm gelirleri 1950 yılında üniversite öğrencilerine bağışlayarak örnek bir duruş sergiledi. Sanatçının bu anlamlı jestinden etkilenen Üniversite Talebe Birliği, her sene organize ettikleri geleneksel edebiyat yarışmasında genç yetenekleri desteklemek amacıyla 'Hamiyet Mükafatı' adı altında özel ödüller dağıttı.
Müziğin yanı sıra sinema dünyasında da boy gösteren sanatçı, pek çok filmde sesiyle ve görüntüsüyle yer aldı. Yurt dışında Suriye, Lübnan, Kıbrıs, İsrail, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde konserler vererek ülkesini temsil etti. Ünlü Taşlık, Maksim ve Küçük Çiftlik Parkı gibi prestijli gazinolarda assolist olarak sahneleri yönetti. Tatil için gittiği Marmaris'te kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 10 Temmuz 1996 tarihinde seksen yaşında vefat etti. Naaşı İstanbul'a getirilerek Üsküdar'da bulunan Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Günümüzde onun değerli anısını yaşatmak amacıyla İstanbul Suadiye Mahallesi'nde bir sokağa adı verilmiştir.
Hamiyet Yüceses'in sahne aldığı filmler şunlardır:
- Efsuncu Baba
- Affet Beni Allahım
- Kanun Namına
- Soygun
- İncili Çavuş
- Mahallenin Namusu
- Saz Ve Caz
