Türkiye'de epik tiyatro denildiğinde akla gelen en üretken kuramcılardan biri olan tiyatro eleştirmeni ve yayıncı Günay Akarsu, 8 Mayıs 1933 tarihinde kültür ve sanatın kalbi olan İstanbul'da dünyaya geldi. Yaşamı boyunca tiyatro sanatının sadece sahne arkasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. O, eleştiriyi tiyatro eyleminin tam merkezine yerleştiren özgün bir anlayışın temsilcisi oldu. Henüz 49 yaşındayken, 30 Kasım 1982 tarihinde yine doğduğu yer olan İstanbul'da aramızdan ayrıldı. Hayata veda ettiğinde ardında Türk tiyatrosuna yön veren devasa bir teorik miras bıraktı.
Boğa burcu özellikleri taşıyan Akarsu, kararlı ve üretken yapısıyla tanınan bir isimdi. Sanatı toplumsal bir dönüşüm aracı olarak görüyordu. Bu doğrultuda, tiyatro teorilerini yerelleştirme çabası onun hayatının en belirgin izidir.
Eğitim Hayatı ve Tiyatroya İlk Adımlar
İstanbul'da ilk çocukluk yıllarını geçiren Akarsu, eğitim hayatının önemli bir bölümünü Ankara'da sürdürdü. Ortaöğrenimini 1953 yılında başkentin köklü okullarından olan Ankara Atatürk Lisesi'nden başarıyla tamamladı. Yükseköğrenim için tekrar İstanbul'a dönüş yaptı. Bilimsel ve teknik alana yönelerek İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi'ne kayıt oldu. Elektrik mühendisliği disipliniyle geçen öğrencilik yıllarını 1962'de mezuniyetle taçlandırdı. Mezun olduktan sonra akademik kariyerine adım atarak bir müddet aynı üniversitede asistanlık yaptı.
Akarsu'nun mühendislik alanındaki kariyeri devam ederken, sanata olan derin tutkusu da yönünü çiziyordu. Tiyatroya olan ilgisi 1958 yılında kalıcı ve sürekli bir uğraşa dönüştü. O andan itibaren yaşamını sahne sanatlarının kuramsal dünyasına adadı. İlk eleştiri yazılarını da yine 1958 senesinde Yelken dergisi sayfalarında yayımlayarak kamuoyuna sundu. Bu ilk yazılar, onun gelecekteki eleştirel duruşunun ve tiyatroya bakış açısının güşlü birer habercisi niteliğindeydi.
Yayıncılık Serüveni ve Türk Basınındaki İzleri
İlk yazılarından edindiği tecrübeyle kalemini keskinleştiren Akarsu, kısa sürede dönemin en saygın yayın organlarında yazmaya başladı. Tiyatro dünyasının nabzını tuttuğu eleştiri yazıları, dönemin entelektüel çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Akarsu'nun tiyatroya dair derinlikli analizleri, görüşleri ve incelemeleri şu prestijli dergilerde ve gazetelerde okurlara ulaştı:
- Ataç, Varlık ve Forum dergileri
- Yeni A ile Yansıma dergileri
- Son Havada, Milliyet, Demokrat İzmir ve Cumhuriyet gazeteleri
Eşiyle birlikte kurdukları bu yeni yayınevi çatısı altında çalışmalarını hızlandıran yazar, 1963 ile 1966 yılları arasında Türk tiyatro tarihinin en önemli süreli yayınlarından biri haline gelecek olan Oyun dergisini sanatseverlerle buluşturdu. Yayıncılık serüvenini burada sonlandırmayan Akarsu, 1970 yılına gelindiğinde ise tanınmış gazeteci ve yazar Tanju Cılızoğlu ile iş birliği yaptı. İkili, Tiyatro 70 adını verdikleri yepyeni bir dergiyle tiyatro gündemini belirlemeye devam etti.
Epik Tiyatro Vizyonu ve Sahne Pratiği
Günay Akarsu denildiğinde akla ilk gelen unsur, onun epik tiyatroya olan sarsılmaz bağlılığıdır. Alman tiyatro reformcusu Bertolt Brecht'in tiyatro düşüncesinin Türkiye'de tanınması ve kökleşmesi adına devasa bir çaba ortaya koydu. Özellikle kendi çıkardığı ve yönettiği dergilerdeki yazılarında bu konuya geniş yer ayırdı. Kaleme aldığı kuramsal metinlerinde ağırlıklı olarak Alman ekolünün kurucusu Brecht'in epik tiyatro yaklaşımını Türkiye'deki sanat çevrelerine benimsetmeye, tanıtmaya ve yerli sahnelere uygularken karşılaşılan temel sorunlara rasyonel çözümler üretmeye odaklandı.
Akarsu'nun geliştirdiği tiyatro eleştirmenliği yaklaşımı, alışılagelmiş kalıpların çok dışındaydı. Ona göre eleştirmenlik, sadece salondaki koltukta oturup sahneye dışarıdan bakan pasif bir uğraş olamazdı. Tam aksine eleştirmenin, tiyatro eyleminin kendisiyle doğrudan bağ kurması gerekiyordu. Oyunun ilk tasarım aşamasından ve oluşum çabalarından başlayarak eserin mutfağında, yani yaratım süreciyle iç içe bir birliktelik anlayışını hayata geçirdi.
Teorik altyapıyı pratikle buluşturmak amacıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen Akarsu, hem İzmir'de hem de İstanbul'da sanat faaliyetlerini sürdürecek olan 'Merhaba' isimli gösteri topluluğunun kuruculuğunu üstlendi. Dostlar Tiyatrosu'nun amatür sahnesinde tiyatro kuramı dersleri vererek genç kuşakları eğitti. Bu topluluk vasıtasıyla kuramsal düşüncelerini sahnede canlandırma ve izleyicilerle doğrudan buluşturma şansı yakaladı.
