Gümülcineli İsmail Bey, Osmanlı İmparatorluğu'nun son çeyreğinde siyasi arenada etkin faaliyetler yürütmüş, genç yaşta parlamentoya girerek muhalif duruşuyla tarihe geçmiş bir Türk siyasetçisidir. Gümülcine'de 22 Ocak 1885 tarihinde dünyaya gelen İsmail Bey, hukuk eğitimi aldñktan sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti hareketine katılarak bölgede cemiyetin örgütlenmesini sağlamıştır. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte Meclis-i Mebusan'da Gümülcine temsilcisi olarak görev yapan siyasetçi, zamanla iktidarın politikalarına karşı durarak yeni fırkaların kurulmasına öncülük etmiştir. Dönemin sert iktidar-muhalefet mücadelesinde aktif bir duruş sergileyen ve Bursa Valiliği görevinde bulunan devlet adamñ, Kurtuluş Savaşı sonrasında Yüzellilikler listesine alınarak ülkeyi terk etmiş ve 22 Ağustos 1945'te Paris'te vefat etmiştir.
Eğitim Hayatı ve Siyasi Sahneye Giriş
Gümülcineli İsmail Bey, ilk öğrenimini ve rüştiye eğitimini memleketi olan Gümülcine'de tamamladñktan sonra buradaki beş yıllık sancak idadisinde okudu. Edirne Leyli İdadisi'nden 1899 yılında mezun oldu. Ardından Mekteb-i Hukuk'a kaydolarak 1904 senesinde buradan diplomasını aldı. Genç hukukçu, memleketinde dava vekilliği yaparken aynı zamanda tarımsal işlerle de ilgilendi.
İsmail Bey'in siyasetle olan yakın teması, 1906 ile 1907 yılları arasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olmasıyla başladı. Cemiyetin Gümülcine ve çevresinde taban bulması ve yaygınlaşması adına yoğun çaba harcadı. Nitekim 1908 yılındaki Jön Türk Devrimi sürecinde teşkilatın Gümülcine şube başkanlığı vazifesini üstlenmiş bulunuyordu. Aynı yıl gerçekleştirilecek olan genel seçimlerde mebus adayı olmak istedi. Fakat o dönemde yirmi dört yaşında olması, mebus seçilmesine yasal olarak engel teşkil ediyordu. Bu engeli aşmak amacıyla yaş kaydı sekiz yıl büyütüldü. Böylelikle oybirliğiyle Gümülcine mebusu seçilerek parlamentodaki yerini aldı.
İttihat ve Terakki ile Yol Ayrımı ve Muhalefet Yılları
Meclis-i Mebusan çatısı altında önemli sorumluluklar üstlenen İsmail Bey, Kanun-ı Esasi encümeninde görev aldığı gibi Layiha ve İstid'â Encümeni başkanlığına getirilerek parlamento çalışmalarında oldukça aktif bir rol oynadı. Siyasi gücünü artıran siyasetçi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin idare heyetinde üye olarak bulundu ve örgütün ikinci başkanlığına kadar yükseldi. Ülkenin kaderini değiştiren 31 Mart Vakası sonrasında kurulan Encümen-i Fevkalâde'de de üye olarak vazife alan İsmail Bey, olaylarda parmağı olduğu iddia edilen Berat Mebusu İsmail Kemal Bey'in tamamen suçsuz olduğunu savunmuştur.
Adana Olayları nedeniyle Divân-ı Harb-i Örfî tarafından verilen bazı idam kararlarına şiddetle itiraz etmesi, cemiyet ile ilişkilerini zedeleyen kritik bir döneç oldu. Bu tür adalet tartışmaları, onun İttihat ve Terakki ile olan bağlarının kopmasına yol açtı. İttihat ve Terakki iktidarının uyguladığı politikaları açıkça ve sert bir dille eleştirmeye başlayan İsmail Bey, nihayetinde 21 Şubat 1910'da partinin ikinci başkanlığı görevinden istifa ederek cemiyetle yollarını tamamen ayırdı. Kendisiyle benzer görüşleri paylaşan milletvekili arkadaşlarıyla bir araya gelerek Ahali Fırkası'nın kurucuları arasında yer aldı ve sonrasında fırkanın liderliğini üstlendi. Muhalefet çizgisini daha da netleştiren siyasetçi, 21 Kasım 1911 tarihinde kendi partisiyle birlikte yeni kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na katıldı.
Savaş Dönemi, Sürgün ve Son Yılları
1911 yılında Trablusgarp'ın İtalyanlar tarafından işgal edilmesi üzerine meclise başvurarak İbrahim Hakkı Paşa ile Mahmud Şevket Paşa kabinelerinin ve İttihatçıların desteklediği tüm hükümetlerin cezalandırılması yönünde sert önergeler verdi. 7 Haziran 1912'de düzenlenen Hürriyet ve İtilaf Kongresi'nde başkanlık makamına seçilen İsmail Bey, muhalefetin en görünür simalarından biri haline geldi. İttihat ve Terakki yanlısı Sadrazam Mehmed Said Paşa hükûmetinin istifasıyla sonuçlanan Halâskâr Zâbitân müdahalesine destek veren politikacılar arasında yer aldı. Bâb-ı Âli Baskını'nın ardından tutuklandıysa da siyasi faaliyetlerden uzak duracağına dair teminat vererek özgürlüğüne kavuştu.
Buna rağmen muhalif tavrını sürdürdü. Yeni kurulan Mahmud Şevket Paşa Hükûmeti'ni devirmek üzere planlanan Taklîb-i Hükûmet Girişimine katıldı. Sadrazamın öldürülmesi olayından sonra gıyabında idam cezasına çarptırıldı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında yurt dışına kaçarak çeşitli şehirlerde muhalif yayın faaliyetlerini sürdürdü. Bu dönemde çıkardığı yayınlar şunlardır:
- Mısır'da yayınlanan el-Ahram
- Selanik'te çıkarılan Beyanü'l Hak
- Selanik'te basılan Mücahede
Mondros Mütarekesi'nin ardından, 24 Şubat 1919'da İstanbul'a dönen politikacı, Damat Ferit Paşa hükûmeti tarafından Bursa Valiliği görevine atandı. Kurtuluş Savaşı'nın Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmasının ardından, yeni rejim tarafından sakıncalı görülerek Yüzellilikler listesine dahil edildi. Hayatının son dönemini sürgünde geçiren Gümülcineli İsmail Bey, 22 Ağustos 1945'te Fransa'nın başkenti Paris'te yaşama veda etti.
