Giuseppe Garibaldi, 4 Temmuz 1807’de o dönem Sardunya Krallığı’na bağlı Nice’de dünyaya geldi. Tam adı Joseph Marie Garibaldi olan bu denizci çocuğu, yüzyılın en büyük milliyetmen savaşçılarından biri haline gelecek ve İtalya’nın birleşmesini simgeleyen isim olarak tarihe geçecekti. Deniz taşımacılığıyla geçimini sağlayan bir ailenin çocuğu olarak denizcilik mesleğine yöneldi; 1832’de tüccar denizci kaptanlığı belgesini aldı.
Devrim Ateşinin Yakılması: Mazzini ve Genç İtalya Hareketi
Hayatını kökten dönüştüren an, Nisan 1833’te Rusya’nın Taganrog limanında yaşandı. On günlüklü bir mola sırasında kıyı hanlarında tanıştığı Giovine Battista Cunco, La Giovine Italia — Genç İtalya — hareketinin gizli bir üyesıydi. Kurucusu Giuseppe Mazzini’nin savunduğu liberal cumhuriyet ideali Garibaldi’yi derinden sarstı; kısa süre sonra harekete katılarak ülkesini Avusturya hâkimiyetinden kurtarmak için mücadele edeceğine yemin etti. Ekim 1833’te Cenevre’de Mazzini ile bizzat tanıştı ve devrimci ağın içine girdi. Şubat 1834’te Piyemonte’deki ayaklanmaya katıldı; girişim başarısız olunca Ceneviz mahkemesi onu giyıabında ölüme mahkûm etti. Marsilya’ya kaçtı, ardından Tunus’a, sonra Brezilya’ya geçti.
Garibaldi’nin İstanbul ile bir bağı da vardı: 1828’de Karadeniz’e giderken uğradığı şehirde 1831’e dek yaklaşık üç yıl yaşadı. Bu süreçte Casa Garibaldi İstanbul adıyla bilinen Societá Operaia Italiana derneğinin kurucu başkanlığını üstlendi.
Latin Amerika’da Savaş ve Aşk
Brezilya’da Gaucho isyancı grubuna katılan Garibaldi, savaş sırasında Anita Ribeiro da Silva’yı tanıdı. Anita kocasını terk ederek Garibaldi’nin gemisine bindi; bir ay geçmeden İmbituba ve Laguna savaşlarında onun yanında saf tuttu. Çift 1841’de Montevideo, Uruguay’a yerleşti. Garibaldi burada tüccarlık ve okul müdürlüğü yaparken 1842’de Uruguay İç Savaşı’na gönüllü oldu. Uruguay filosunun komutanlığına getirildi; Arjantin diktatörü Juan Manuel de Rosas’a karşı İtalyan lejyonunu yönetti. Daha sonra İtalya’nın simgesi haline gelecek kırmızı üniformayı ilk kez bu dönemde giydi. 1842’de Anita ile evlendi; Menotti, Rosita, Teresita ve Ricciotti adlarında dört çocukları oldu.
İtalya’nın Birleşmesi ve Siyasi Miras
1848 devrimlerinin çalkantısında İtalya’ya dönen Garibaldi, Roma’nın savunma komutanlığını üstlendi. Anita sağ yanında savaştı; ne var ki şehir 30 Haziran 1849’da düştü. Kaçış yolunda Anita hayatını kaybetti. Piyemonte hükümetinin baskısıyla önce Tanca’ya, sonra New York’a sürgüne gitti. Staten Island’a 30 Temmuz 1850’de ulaşan Garibaldi, iki yıl boyunca gemi kaptanlığı yaparak Pasifik’e seferler dünzenledi. 1854’te İtalya’ya kesin dönüş yaparak aldığı mirastan Caprera adasının yarısını satın aldı ve tarımla uğraşmaya başladı.
1859’daki İkinci İtalyan Bağımsızlık Savaşı’nda general rütbesiyle “Alplerin Avcıları” birliğine komuta etti. Piyemonte-Sardunya Kralı Victor Emmanuel ve Fransız İmparatoru III. Napolyon ile birlikte Kuzey İtalya’yı Avusturya kuvvetlerinden temizledi. 26 Ekim 1861’de İtalya Krallığı ilan edildi. Ancak doğduğu şehir Nice’in Fransa’ya bırakılması Garibaldi’yi derinden yaraladı. 1871’de Fransız Meclisi’ne milletvekili seçildi; siyasi rakipleri “tam Fransız değil” gerekçesiyle bu üyeliği iptal ettirdi. 1874’te Roma milletvekili olarak seçildi ve uzun yıllar İtalya Parlamentosu’nda görev yaptı. 1880’de emekliye ayrılarak hayatının geri kalanını Caprera’da geçirdi.
Evlilik hayatı üç farklı isimle şekillendi:
- Anita Garibaldi (evl. 1842–1849)
- Giuseppina Raimondi (evl. 1860–1860)
- Francesca Armosino (evl. 1880–1882)
Garibaldi, 6 Ekim 1875’te kaleme aldığı bir mektupla Balkan halklarını Osmanlı egemenliğine karşı ayaklanmaya çağırdı. Border Watch gazetesinde 22 Aralık 1875’te yayımlanan bu metin, Karadağ, Bosna, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya gibi milletleri birlikte direnişe davet ediyordu. 2 Haziran 1882’de Caprera’da, 75 yaşında hayatını kaybetti. Adı, günümüzde İtalya’nın pek çok şehir ve caddesinde yaşamayı sürdürmektedir.
