Hollanda siyasetinde aşırı sağcı partinin liderliğini üstlenen Geert Wilders, 6 Eylül 1963 tarihinde Hollanda'nın Venlo şehrinde doğmuş ve gencecik yaşlarından itibaren ülke politikasında derin izler bırakmıştır. Dört kardeşin en küçüğü olan bu siyasetçi, Hollandalı bir baba ile Endonezya kökenli bir annenin evladıdır. İlk ve orta öğrenimini doğduğu şehir olan Venlo'daki Mavo ve Havo okullarında tamamlamıştır. Yükseköğrenimini ise ülkesindeki Açık Üniversite bünyesinde almıştı. Genç yaşlarında iki yıl süreyle İsrail'de yaşamış, ardından Utrecht şehrine yerleşerek sağlık sigortası sektöründe çalışmaya başlamıştır. İşte tam bu dönemde sağlık sigortası endüstrisinde çalışırken siyasete karşı büyük bir ilgi duymaya başlayan Wilders, Özgürlük ve Demokrasi Halk Partisi (VVD) saflarına katılarak aktif politikaya adımını atmıştır.
Siyasi Arenaya Giriş ve Kendi Yolunu Çizişi
Wilders, 1990 ile 1998 yılları arasında VVD lideri Frits Bolkestein'in asistanlığını yaparak siyasetin mutfağında yer aldı. Bu vazifesi esnasında İran, Suriye, Ürdün ve Mısır gibi Ortadoğu ülkelerini yakından inceleme fırsatı buldu. 1997 senesinde Utrecht belediye meclisine seçilerek yerel yönetimde görev üstlendi. Bir yıl sonra, aynı partinin listesinden Hollanda Parlamentosu'na milletvekili sıralarından girmeyi başardı. VVD'nin kamuoyu sözcülüğünü yürütürken, partisiyle fikir ayrılıkları yaşamaya başladı. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci ve partinin İslam'a bakış açısı bu fikir ayrılıklarını körüklemişti. Görüş farklılıkları sebebiyle 3 Eylül 2004'te partisinden ayrılarak Groep Wilders adlı kendi tek kişilik grubunu kurdu. Bu oluşum, 22 Şubat 2006 tarihinde Özgürlük Partisi (PVV) adını alarak kurumsallaşacaktır.
Radikal Manifesto ve Seçim Başarıları
Wilders'in siyasi çizgisinin şekillenmesinde, 2004 yılında Gert-Jan Oplaat ile yayımladığı on maddelik manifesto büyük önem arz etmektedir. Parti içi tartışma ortamı yaratmak için sunulan bu manifestoda şu maddeler yer alıyordu:
- Radikal Müslümanların sınır dışı edilmesi,
- Üç kez suç işleyenlerin ömür boyu hapis cezası alması,
- Kalkınma yardımlarının yarıya indirilmesi,
- Sol partilerle koalisyon ortaklığından tamamen kaçınılması,
- Türkiye'nin AB üyeliğine kesinlikle son verilmesi.
Bu radikal öneriler, partinin sağ kanadını daha da belirginleştirdi. Söz konusu siyasi hamleler seçmen nezdinde karşılık bulmakta gecikmedi. PVV, 2006 genel seçimlerinde parlamentoda dokuz sandalye kazanarak beşinci büyük güç haline geldi. 2010 yılı seçimlerinde ise başarısını katlayarak yirmi dört sandalye ile meclisin üçüncü büyük grubu oldu. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de rüzgarını estiren parti, 2014 yılında dört temsilci gönderme hakkını elde etti.
Şahsi Yaşamı ve Tartışmalı Söylemleri
Siyasi yaşamını yüksek güvenlik önlemleri altında sürdüren Geert Wilders, 31 Temmuz 1992 tarihinde Macar kökenli eski bir diplomat olan Krisztina Marfai ile evlenerek hayatını birleştirmiştir. Islam dinini sert bir dille eleştiren Wilders, yıllardır kendi özgürlüğünü korumak uğruna olağan bir hayat yaşayamadığını vurgulamaktadır. Kendisini bir İslam karşıtı olarak tanımlayan siyasetçi, Kur'an-i Kerim'i bazı tarihi siyasi kitaplarla kıyaslayacak kadar ileri eleştiriler yöneltmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği içerisinde yer almasını 'Müslüman bir Truva atı' olarak betimleyen Wilders, Ankara ile komşuluğun sınır güvenliğini bozabileceğini savunmuştur. Ona göre Hristiyanlık, Musevilik ve hümanizm gelenekleri, Avrupa halklarının özgürlük temelini oluştururken İslam bu özgürlükleri doğrudan tehdit etmektedir.
