Eski Kafkasya sınırlarında kurulan Şirvanlı Devleti'nin son hükümdarı Hacı Davut Han'ın soyundan gelen Fuat Soyhan, 1885 yılında Gelibolu'da dünyaya gözlerini açmış öncü bir Türk ressamıdır. Kurucusu olduğu Sanayi-i Nefise Mektebi bünyesindeki Salvatore Valeri Atölyesi'nde resim öğretmenliği yaparak çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. Batı'nın izlenimci üslubunu benimseyen sanatçı, doğaya içten bir duyguyla yaklaşarak ışığın ve rengin gücünü tuvallerine yansıtmıştır. Sanatçı, yurt içinde ve yurt dışında açılan sergileriyle Türk resminin çağdaşlaşma serüvenine yön veren en değerli isimlerden biri olmuştur.
Soylu Bir Aileden Sanat Akademisine
Fuat Soyhan, köklü geçmişi ve entelektüel aile yapısıyla dikkat çeken bir çevrede yetişti. Soyhan, bu tarihi hanedanın son hükümdarının dördüncü kuşak torunu olarak tanınan ve aile mirasını gururla taşıyan bir isimdir. Sanatçının babası, Safranbolu Mülkiye Kaymakamı olan ve aynı zamanda şairliğiyle bilinen Hıfsı Bey'dir. Gelibolu'da doğan Soyhan, eğitim hayatına İstanbul'da devam etti. Ortaöğrenimini Mercan İdadisi'nde tamamladı. Yükseköğrenimini ise Edebiyat Fakültesi'nde tamamladı. Sanata duyduğu ilgi onu Sanayi-i Nefise Mektebi'ne yönlendirdi. Burada bulunan Salvatore Valeri Atölyesi bünyesinde yaklaşık üç yıl resim öğretmenliği yaptı. Soyhan, günümüzde Güzel Sanatlar Akademisi adıyla bilinen bu okulun kurucuları arasında da yer almıştır.
Çallı Kuşağı ve Avrupa Etkisiyle Gelen Yeni Sanat Anlayışı
Sanatçı, 1913 yılındaki Münih Uluslararası Sergisi'ne iki tablosuyla katılarak ödül kazanmıştır. Fuat Soyhan, Türk resim tarihinde büyük bir dönüm noktası olarak kabul gören 1914 Dönemi ya da diğer adıyla Çallı Kuşağı sanatçıları arasında yer alır. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açtığı sınavla resim eğitimi almak üzere Avrupa'ya giden ancak Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İstanbul'a geri dönen bu sanatçılar, Türk resmine yepyeni bir soluk kazandırmışlardır. Batı'nın izlenimci tarzından etkilenmişlerdir. Eserlerinde gün ışığının koyu renklerini ayıklayıp, saf tonlar ve ışığın renkler üzerindeki anlık yansımalarını yakalamaya odaklanmışlardır. Doğaya karşı içten bir duygu besleyen bu grup, Türk resminin modernleşme sürecini de hızlandırmıştır. Avrupa'dan dönen ressamların getirdiği bu yeni sanat anlayışı, gün ışığının koyu renklerden arındırılarak doğanın saf renklerle tuvale aktarılmasını esas alıyordu. Işığın renkler üzerindeki etkisini yakalamaya çalışan bu anlayış, Türk sanat dünyasında yepyeni bir çığır açmıştır. Soyhan, 1930-1950 yılları arasında etkin olan Müstakiller ve D Grubu sanatçılarıyla birlikte çeşitli karma sergilere iştirak etmiştir. Tüm bu etkileşimlere rağmen, sanatçı kendi çizgisini koruyarak bağımsız çalışmıştır.
Müzayedeler, Müzeler ve Dünya Çapındaki Sanat Mirası
Fuat Soyhan'ın eserleri, yaşamı boyunca yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen yüzlerce sergide izleyicilerle buluştu. Devlet resim ve heykel sergilerinin yanı sıra özel galerilerde ve prestijli müzayedelerde de sanatçının tabloları yoğun ilgi görmüştır. Librairie De Pera tarafından Pera Palas Oteli bünyesinde düzenlenen ve toplamda 327 adet değerli eserin alıcı bulduğu o meşhur müzayede, sanatçının kariyerinin en parlak noktalarından birini oluşturur. Salvador Dali imzalı bir eserin de satışa sunulduğu bu tarihi etkinlikte, Soyhan'ın Kır Kahvesi tablosu en yüksek fiyata satılan eser olmuştur. Bugün sanatçının seçkin yapıtları Türkiye'nin en seçkin koleksiyonlarında korunmaktadır. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde yer alan Ayasofya Camii Kapısı ile Peyzaj isimli iki tablosu buna örnektir.
Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Resim Koleksiyonu'nda Türk su kültürü nesnelerini betimleyen üç natürmort eseri sergilenmektedir. Sanatçın su kültürü temalı bu koleksiyondaki natürmort eserleri şunlardır:
- Testi ve Keseler
- Şamdan
- Güğüm Hamam Takımı
Sanatçının ünü ülke sınırlarını aşmıştır. Günümüzde sanatçının kıymetli tabloları aşağıdaki ülkelerin müzelerinde gururla sergilenmektedir:
- Japonya
- İsrail
- İngiltere
- Almanya
- Rusya
Bu müzelerdeki eserler, Türk sanatının uluslararası alandaki temsiline de büyük katkı sunmaktadır. Türk resminin bağımsız ve üretken ustası Fuat Soyhan, ardında çok zengin bir sanatsal miras bırakarak 1961 yılında hayata gözlerini yumuştur.