Cumhuriyet'in ilk yıllarında kadınların iş hayatındaki rolünü yeniden şekillendiren öncülerden biri olan Fatma Belkıs Derman, Türkiye'nin ilk kadın eczane eczacısı olarak adını tarihe yazdırmıştır. 1906 yılında İzmit'te dünyaya gelen ve 1930'lu yıllardan itibaren mesleğini bağımsız şekilde icra eden Derman, kadınların tıp ve eczacılık alanlarında aktif roller üstlenmesinin yolunu açmıştır. Göçmen bir ailenin kızı olarak başladığı yaşam yolculuğunu, İstanbul and Adapazarı hattında gerçekleştirdiği mesleki başarılarla taçlandıran bu değerli isim, ülkemizdeki sağlık sektörünün gelişimine ve kadın istihdamına yön vermıştır.
Eğitim Hayatı ve Eczacılığa İlk Adımlar
Belgrad ve Vidin bölgelerinden Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin evladı olan Belkıs Hanım, gençlik yıllarında eğitime büyük bir tutkuyla bağlıydı. Erenköy Kız Lisesi'nden 1928 yılında mezun oldu. Ardından Eczacı Mektebi'ne kaydolma kararı aldı. Mesleğinde zirveye ulaşmayı hedefliyordu. Bu prestijli okulda üç sene boyunca teorik ve pratik eğitimler görerek kendini geliştirdi. Mesleki becerilerini pekiştirmek amacıyla Fatih semtinde bulunan Sırrı Enver Eczanesi'nde stajyerlik yaptı. Çalışkanlığı sayesinde 1930 yılında mezun oldu. Fatma Belkıs Derman, mezuniyet töreninde yalnız değildi. Ayşe Semiye ve Fatma Bedriye Hanımlar ile birlikte okuldan diploma alan ilk üç kadın eczacı arasında yer alarak tarihi bir ana ortak oldu. Bu mezuniyet, Türk kadınının tıp dünyasındaki konumunu sağlamlaştıran çok önemli bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.
Adapazarı'ndan İstanbul'a Uzanan Mesleki Başarılar
Diplomasını cebine koyduktan sonra Adapazarı'nda yaşayan ailesinin yanına dönen genç eczacı, burada mesleki hayatına fiilen başladı. İlk olarak kentteki Ömer Bey'in işletmekte olduğu halk eczanesine ortaklık yoluyla katıldı. Kısa süre sonra kendi kanatlarıyla uçmak istedi. Böylece 1931 yılında Adapazarı'nda Belkıs Eczanesi'ni açtı. Ayrıca bu cesur girişim, onu Türkiye genelinde bağımsız eczane açan ilk kadın eczacı konumuna ulaştırdı.
Meslektaşı olan Eczacı Hasan Derman Bey ile hayatını birleştirmesinin ardından, çift 1932 yılında İstanbul'a taşınma kararı aldı. İstanbul'un köklü semtlerinden Kumkapı'da yer alan Ahmet Süreyya Eczanesi'ni devralarak işletmeciliğini üstlendi. Buradaki çalışmalarını aralıksız olarak 1939 yılına dek sürdürdü. Aynı yıl, çiftin oğlu Mehmet Uğur Derman dünyaya geldi ve Belkıs Hanım annelik sevinci yaşadı. Ailevi sorumluluklarının yanı sıra mesleğinden asla kopmayan başarılı eczacı, 1941 senesinde Bahçekapı'da konumlanan, Eczacı Asım Manap'a ait İstanbul Eczanesi'nin yönetimini devraldı ve buranın yöneticiliğini üstlendi.
Üretim Faaliyetleri ve Son Yılları
Fatma Belkıs Derman, yalnızca reçete hazırlayan bir eczacı değil, aynı zamanda ilaç geliştirme konusunda da vizyoner bir araştırmacıydı. Kendi yönettiği laboratuvar şartlarında çeşitli formüller üzerinde çalışarak halk sağlığına katkı sundu. Bu doğrultuda o dönem yaygın olarak kullanılan şu ilaçların imalatını gerçekleştirdi:
- Kinol
- Vinokinyum
- Comprimé Sulfaseptin
İlaç üretimindeki başarısı ve idari kabiliyetleri neticesinde, 16 Şubat 1944 tarihinde İstanbul Eczacılık Laboratuvarı müdürlüğü görevine atandı. Bu kurumdaki yöneticilik kariyeri kısa sürse de sektöre olan katkısı devam etti. 1947 yılından itibaren, kendi kurduğu ve büyük emek verdiği İstanbul Eczacılık isimli eczanesinde mesleki çalışmalarını sürdürdü.
Ömrünü insan sağlığına adayan Fatma Belkıs Derman, kronik romatizma ve yüksek tansiyon kaynaklı kalp rahatsızlığı sebebiyle 26 Temmuz 1958 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Vefatının ardından cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Onun vefatıyla derin bir yas yaşayan ailesi ve tıp camiası, onun mirasını yaşatmak için çabaladı. Eczanesi, ölümünün ardından üç yıl boyunca eşi Hasan Bey tarafından işletildikten sonra, Türkiye'nin laboratuvar alanındaki ilk kadın öncüsü olan Leman Başkur-Kazuk'a devredildi. Türk eczacılık tarihinin bu cesur kadını, geride bıraktığı ilham verici hikayesiyle bugün de anılmaktadır.