Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında hem sağlık hem de siyaset alanında önemli izler bırakan Mehmet Fahrettin Ecevit, 1896 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kürt asıllı Mustafa Şükrü Efendi olan hekim, yükseköğrenimini Darülfünun Tıp Fakültesi bünyesinde başarıyla tamamlayarak mezuniyet hakkı kazandı. Darülfünun bünyesindeki tıp eğitiminin ardından adli tıp ile marazi ruhiyat alanlarında derinlemesine uzmanlaşan hekim, Anadolu'nun farklı kentlerinde üstlendiği tabiplik görevlerinin yanı sıra dönemin etkin gazetelerindeki yazılarıyla da adından söz ettirmeyi başardı. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin tıp alanındaki uzman kadro ihtiyacını karşılamak adına adli tıp kürsüsünün kuruluşunda ve kurumsallaşmasında önemli sorumluluklar üstlendi. Ankara'da 29 Ekim 1951 tarihinde hayata veda eden Fahri Ecevit, tıp dünyasındaki birikimini Meclis çatısı altına taşıyarak ülke yönetimine de katılmıştır. Tıp doktorluğu, akademisyenlik ve siyasetçilik gibi farklı alanları tek bir ömre sığdırmayı başarmış çok yönlü cumhuriyet aydınları arasında yer alır.
Anadolu'da Tabiplik ve Kamu Görevleri
Mezuniyetinin ardından Anadolu topraklarında sağlık hizmeti sunmak amacıyla yola çıkan Mehmet Fahrettin Ecevit, mesleğine büyük bir özveriyle bağlandı. Bu doğrultuda ilk görev yeri olan İzmir Kırkağaç Hükûmet Tabipliğinin ardından Posta Telgraf Tabibi sıfatıyla da çalışmalarını sürdürdü. Salgın hastalıkların yaygın olduğu o yıllarda İnebolu Seyyar Frengi Tabipliği görevini üstlenen hekim, bölgedeki salgınla en ön saflarda mücadele ederek halk sağlığını koruma hususunda büyük bir sorumluluk üstlendi. Zaman içerisinde Taşköprü, Kastamonu ve Kocaeli gibi farklı merkezlerde de hükûmet tabibi unvanıyla çalışarak mesleki tecrübesini pekiştirdi. Bu önemli kamu görevleri sayesinde farklı bölgelerdeki sağlık ihtiyaçlarını doğrudan yerinde gözlemleme ve çözme imkanı elde etti.
Ankara'daki Akademik Kariyer ve Gazetecilik Yönü
Anadolu'daki başarılı hekimlik yıllarının ardından başkente atanan Ecevit, Ankara Adli Tabipliği gibi kritik bir görevi üstlendi. Bu görevi esnasında adli vakaları incelerken, aynı zamanda bilgi birikimini yeni nesillere aktarmak amacıyla eğitmenlik kariyerine başladı. İlk olarak Ankara Müstantik Mektebinde dersler veren hekim, daha sonra Ankara Hukuk Fakültesi bünyesinde Adli Tıp Profesörlüğü kadrosuna atandı. Eğitim alanındaki geniş kapsamlı faaliyetlerini sadece hukuk fakültesiyle sınırlı tutmayıp, Jandarma Subay Okulu ile Polis Enstitüsü bünyesinde adli tıp dersleri vermiş ve aynı kurumda kriminoloji profesörü sǺtıyla suç biliminin inceliklerini aktarmıştır. Polis teşkilatının bilimsel yöntemlerle suç analizi yapabilmesi için kriminoloji derslerinin müfredatını hazırlayarak bu alandaki ilk akademik çalşmalara öncülük etti. Yazı hayatına da büyük değer veren Ecevit, Hadisat, Açık Söz ve Ulus gazetelerinde yazdığı köşe yazılarıyla görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Basın yayın dünyasında üstlendiği bu etkin rol, onun entelektüel kimliğini pekiştirirken, toplumsal meselelere duyarlılığını da geniş kitlelere sergilemesini sağladı. Akademik birikimini kalıcı kılmak amacıyla bir ders kitabı kaleme aldı. Adli Tıp Dersleri adlı bu çalşma 1934 yılında yayımlandı.
Fahri Ecevit, kariyeri boyunca farklı alanlarda önemli sorumluluklar üstlenmiştir:
- İzmir Kırkağaç, Taşköprü, Kastamonu ve Kocaeli hükûmet tabiplikleri görevleri,
- Ankara Hukuk Fakültesi adli tıp profesörlüğü ve kriminoloji dersleri eğitmenliği,
- Hadisat, Açık Söz ve Ulus basın organlarındaki yazarlık faaliyetleri.
Siyasi Hayatı, Evliliği ve Vefatı
Akademik ve tıbbi kariyerinin ardından milletine meclis çatısı altında hizmet etmek isteyen Fahri Ecevit, siyasete adım attı. TBMM VII. ve VIII. dönemlerinde Kastamonu Milletvekili olarak seçilerek parlamento çatısı altındaki yasama çalışmalarında aktif görev aldı. Özel yaşamında ise ülkemizin tanınmış ressamlarından Nazlı Ecevit ile hayatını birleştirerek sanat dolu bir aile ortamı kurdu. Sanat dünyası ile tıp ve siyaset dünyasını bir araya getiren bu evlilik, döneminin entelektüel çevrelerinde de büyük ilgi uyandırdı. Bu evlilikten oğulları Bülent Ecevit dünyaya geldi. Fahri Ecevit, 29 Ekim 1951 tarihinde vefat etti. Ankara onun son durağı oldu. Geride zengin bir akademik geçmiş ile saygın bir siyasi kariyer bırakan Ecevit, tıp dünyasındaki eserleriyle de hatırlanmaktadır. Fahri Ecevit, ülkemize sunduğu üstün hizmetleri ve geride bıraktığı eserleriyle her zaman saygıyla anılacaktır.
