Fahri Celal Göktulga, hekimlik kimliğinin kazandırdığı gözlem yeteneğini edebiyata taşıyarak Türk öykücülüğünde derin izler bırakan, İstanbul doğumlu önemli bir yazar ve doktordur.
1895 yılında dünyaya gelen Göktulga, tıp eğitimi almasının ardından akıl hastanelerinde yürüttüğü görevlerle insan ruhunun derinliklerine nüfuz etmiş ve bu deneyimlerini hikayelerine yansıtarak Servet-i Fünun döneminden Cumhuriyet yıllarına uzanan edebi bir köprü inşa etmiştir.
Tıp Eğitimi ve Akıl Hastanelerindeki Hekimlik Yılları
Gençlik yıllarında hem edebiyata hem de tıbba ilgi duyan Fahri Celal Göktulga, yükseköğrenimini Darülfünun Tıp Fakültesi bünyesinde tamamlayarak 1918 yılında hekimlik diplomasını aldı. Mezuniyetinin ardından mesleki kariyerini psikiyatri alanına yönlendiren Göktulga, Toptaşı, Manisa ve Bakırköy akıl ve ruh hastalıkları hastanelerinde önemli görevler üstlendi. Bu sağlık kurumlarında hekim, klinik şefi ve başhekim olarak uzun yıllar boyunca hastaların ruhsal dünyalarını gözlemleme fırsatı buldu. Tıp dünyasındaki bu yoğun çalışmaları, onun edebi eserlerindeki insan tahlillerinin temel dayanağını oluşturdu.
Göktulga, tıp kariyeri boyunca şu hastanelerde hekimlik, klinik şefliği ve başhekimlik gibi sorumluluklar üstlenmiştir:
- Toptaşı Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi
- Manisa Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi
- Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi
Edebi Hayatı, Gözlemleri ve Hikayeciliği
Göktulga'nın yazı hayatı oldukça erken yaşlarda başladı. Bu durum, ona büyük edebi şöhret kazandırdı. Okurların karşısına ilk kez 26 Eylül 1917 tarihinde Servet-i Fünûn dergisinde basılan "Kadın Cehennemi" isimli ilk hikayesiyle çıktı. Eserlerinde farklı imzalar kullanan yazar, Meşrutiyet devrinden Cumhuriyet dönemine uzanan geçiş sürecinin toplumsal değişimlerini yakından gözlemledi. Bu tarihsel kırılmayı eserlerinde başarıyla işleyen Göktulga, toplumun farklı kesimlerinden seçtiği karakterlerin yaşam çizgilerini gerçekçi bir üslupla aktardı.
Hikayelerinde özellikle ruhsal rahatsızlıkları olan bireylerin iç dünyalarına ağırlık veren Göktulga, gözleme dayanan bir yazın tarzını benimsedi. Onun kurguladığı karakterler sıradan insanlar gibi görünür. Fakat bu kahramanlar içlerinde barındırdıkları olağanüstü ve sıra dışı yönlerle dikkat çeker. Edebiyat dünyasında, Ömer Seyfettin'in açtığı klasik hikaye yolunu modern Türk öykücülüğüne bağlayan kurucu bir köprü yazar olarak kabul edilir.
Müzikle İlişkisi ve Vefatı
Çok yönlü kişiliğiyle bilinen Göktulga, tıp ve edebiyatın yanı sıra geleneksel Türk musikisine de ilgi duydu. Vakit gazetesinde 16 Şubat 1945'te yayımlanan "Neyzen Emin Efendi" adlı makalesinden anlaşıldığı üzere, Emin Dede'den ney meşketmiştir. Hayatının son dönemine kadar doğup büyüdüğü İstanbul ile olan bağını hiçbir zaman koparmayan yazar, 3 Haziran 1975 tarihinde yine bu şehirde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilerek sonsuzluğa uğurlandı.