Türk sanat müziğinin gelişimine yön veren değerli bestekâr ve akademisyen Erol Sayan, 1954 yılında adım attığı musiki dünyasında teorik çalışmaları, kurduğu korolar ve ürettiği eşsiz eserlerle geleneksel ezgileri modern bir anlayışla buluşturmuştur. Çankırı'da mesleki eğitim aldıktan sonra Ankara Radyosu'nun açtığı sınavları kazanarak profesyonel kariyerine yön veren sanatçı, Türk müziğinde çoksesliliğin yerli unsurlarla kurulabileceğini savunmuştur. Hem üniversite gençliğine korolar aracılığıyla ulaşmış hem de konservatuar düzeyinde yetiştirdiği öğrencilerle müziğimizin geleceğini inşa etmiştir.
Akademik Arayışlar ve Çokseslilik Çalışmaları
Erol Sayan'ın müzikal yolculuğu, yalnızca icracılıkla sınırlı kalmamış, derin bir teorik altyapı arayışıyla şekillenmiştir. Çankırı Endüstri Meslek Lisesi mezuniyetinin ardından, 1961 senesinde Ankara Radyosu bünyesinde düzenlenen sanatçı sınavlarında başarı göstererek radyoda görev almaya hak kazanmıştır. Sanatçı, bestecilik yönünü güçlendirmek adına Dr. Recai Özdil'den armoni eğitimi alarak bu teknikleri kendi özgün yapıtlarına entegre etmiştir. Aynı zamanda Türk müziğinin köklü isimlerinden Bestekâr İsmail Baha Sürelsan'ın kendi hanesinde uzun yıllar boyunca titizlikle yürüttüğü akademik musiki çalışmalarına katılım sağlamıştır. Bu süreç, onun müzikal vizyonunun olgunlaşmasında büyük bir paya sahiptir.
Sayan, Türk sanat müziğinin doğasını bozmadan çoksesli hale getirilmesi hususunda özgün fikirler geliştirmiştir. Batı taklitçiliğinden uzak, müziğin kendi bünyesinde barınan niseb-i şerifeler (şerefli oranlar) adındaki geleneksel ses oranlarının temel alınması gerektiğini öne sürmüştür. Çoksesliliğin ancak bu tarihsel oranlar üzerinden kurulacak yerli bir teknikle mümkün olabileceğini savunarak, bu alanda ciddi araştırmalar ve teorik çalışmalar gerçekleştirmiştir. Bu yöndeki çalışmalarını pekiştirmek adına, uzun yıllar boyunca Balarısı Ahmet ile bir araya gelerek Türk müziğini çoksesli bir disiplinle yorumlamaya dönük ortak projelere imza atmıştır.
Eğitimciliği ve Üniversite Koroları
Teorik birikimini genç nesillere aktarmayı misyon edinen Erol Sayan, eğitimcilik faaliyetlerine erken dönemde başlamıştır. 1964 yılına kadar uzanan süreçte Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu'nda öğrencilere teorik musiki dersleri vermiş ve kurduğu koro çalışmalarıyla gençlerin müzik kültürünü geliştirmiştir. En önemli dönüm noktalarından biri 1967 yılında gerçekleşmiştir. Sanatçı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde ODTÜ Klasik Türk Müziği Topluluğu (ODTÜ KTMT) oluşumunu hayata geçirmiştir. Bu topluluk, Türk üniversite koroları arasında ikinci sırada yer alarak müzik tarihinde önemli bir yer edinmiştir.
Üniversite yıllarında teorik çalışmalarına da hız veren Sayan; milli musiki ses sistemi, makamların yapı taşları, formların analitik anlatımı, ritimlerde disiplinin sağlanması ve perde isimlerinin sadeleştirilmesi gibi alanlarda yenilikçi adımlar atmıştır. Usûl şifreleriyle eğitim sistemini kolaylaştırmayı hedefledi. Günümüzde de akademik katkılarını sürdüren usta bestekâr, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nda repertuvar, ODTÜ'de ise Türk musikisi dersleri vermektedir.
Ölümsüz Besteler ve Edebi Seçkiler
Usta sanatçının bestecilik kariyeri yüzlerce eserle taçlanmıştır. Sanatçısının değişik makam ve formlarda ürettiği yaklaşık 310 eseri bulunmakta olup, bu çalışmaların 156 tanesi TRT arşivinde koruma altındadır. Özellikle mâhur makamı kullanarak ürettiği eserlerde üstün bir başarı yakalayan bestekâr, dinleyiciler ve otoriteler tarafından takdir edilmiştir. 1985 yılında TRT tarafından düzenlenen saygın beste yarışmasında, sözü ve müziğiyle hafızalara kazınan "Ömrümüzün Baharı Birlikte Geçsin" isimli eseriyle birincilik ödülüne layık görülmüştür.
Eserlerinin edebi gücü de melodileri kadar dikkat çekicidir. Sayan, bestelerinde kendi yazdığı güftelerin yanı sıra şu değerli şairlerin eserlerini de müzikle buluşturmuştur:
- Tasavvuf şiirinin öncüsü olan Yunus Emre,
- Hece ölçüsünün usta kalemi Faruk Nafiz Çamlıbel,
- Modern Türk şiirinin güçlü sesi Attila İlhan,
- Geleneksel duyarlılığı yansıtan Bekir Sıtkı Erdoğan.
Türk sanat müziğini gerek akademik boyutta gerekse popüler sanat platformlarında zirveye taşıyan sanatçı, kültürel hafızamızda silinmez bir iz bırakmıştır.