Cihangir Berker, 1894 yılında Bakü'de doğan, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde tuğgeneral rütbesiyle görev yapmış önemli bir askerdir. Tiflis askeri okulunda aldığı eğitimin ardından I. Dünya Savaşı'nda teğmen rütbesiyle cepheye adım atmıştır. Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinde, Karabağ harekatı ve Zengezur savaşlarında ve Türk Kurtuluş Savaşı'nda aktif rol oynayan komutan, otuz üç yıl boyunca Türk ordusuna hizmet vermiştir. İzmir Bornova'da 17 Temmuz 1958'de vefat eden Berker, arkasında kahramanlıklarla dolu bir askeri miras bırakmıştır.
İlk Yılları ve Askeri Eğitimi
Cihangir Bey Novruzov adıyla 1894'te Bakü'de dünyaya gelen Berker, genç yaşta askeri eğitime yönelmiştir. Askeri eğitimini Tiflis askeri okulunda tamamlamıştır. Öğrenim gördüğü bu dönemde, bölgenin geleceğini şekillendirecek olan önemli aydın ve devlet adamlarıyla tanışma fırsatı yakalamıştır. Bu şahsiyetler şu şekilde sıralanabilir:
- Sultan Mecit Ganizade
- Mehmed Emin Resulzade
- Fetali Han Hoyski
Henüz on sekiz yaşındayken, dragun alayının süvari birliğinde teğmen rütbesiyle I. Dünya Savaşı'na katılarak ilk askeri deneyimini kazanmıştır. Savaş cephesinde kazandığı bu ilk tecrübeler, onun gelecekteki parlak askeri kariyerinin temel taşlarını oluşturmuştur. Savaşın ardından, 1918 yılının Nisan ayında tutuklanarak hapse atılmıştır. Ancak Azerbaycanlı aktivistlerin yoğun çabaları ve yardımları sayesinde zindandan kurtulmayı başarmıştır. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra askeri faaliyetlerini sürdürmek üzere Gence şehrine gönderilmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti Ordusundaki Hizmetleri
Azerbaycan'ın 28 Mayıs 1918 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, ülkenin kendi ordusunu kurma süreci hız kazanmış ve Novruzov ailesinin askeri üyeleri de bu yeni orduda görev almıştır. Bu süreçte kardeşleri Albay Teymur Bey Novruzov ve Albay Kazım Bey Novruzov'un yanı sıra amcasının oğlu Binbaşı Rüstem Bey Novruzov da yeni kurulan cumhuriyet ordusuna katılmıştır. Cihangir Bey, Alahide Azerbaycan birlikleri bünyesinde, Kafkas İslam Ordusu ile birlikte Bakü'yü kurtarma harekatına katılmıştır. Haziran ortasından 15 Eylül 1918 tarihine kadar süren bu zorlu yürüyüş zaferle sonuçlanmıştır.
Bakü'nün kurtarılmasının ardından, 23 Eylül 1918 tarihinde Karabağ harekatı başlatılmıştır. Bu harekat, 9. ve 106. Türk birlikleri, gönüllü müfrezeler ve 1. Azerbaycan tümenini kapsamaktadır. Üsteğmen rütbesindeki Cihangir Bey, bu harekatta 1. Azerbaycan tümeni bünyesindeki topçu bataryasının komutanı olarak görev yapmıştır. Türk Kafkas İslam Ordusu, 4 Ekim'de Ağdam'dan Şuşa yönüne doğru ilerlemeye başlamıştır.
Askeran mevkisi yakınlarında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından, 6 Ekim'de Eğri köyü çevresinde kritik bir çarpışma gerçekleşmiştir. Cihangir Bey'in komuta ettiği topçu bataryası ile tümenin diğer bataryalarından yapılan koordineli ve sürekli atışlar neticesinde, Eğri köyü çevresinde konumlanan düşman kuvvetleri tamamen dağılarak kaçmıştır. Dağılan düşman güçlerinin kaçmasıyla Şuşa yolu açılmış ve ordu 8 Ekim 1918'de hedefine ulaşmıştır. Bu başarının ardından, Karabağ ve Zengezur bölgelerinde sivil halka yönelik katliamlar yapan Ermeni ayrılıkçılara karşı asayişin sağlanmasında büyük hizmetler vermiştir. Gösterdiği bu üstün gayretlerin karşılığı olarak yüzbaşı rütbesi ile taltif edilmiştir.
Bolşevik İşgali ve Anadolu Dönemi
Azerbaycan'ın Nisan 1920'de Bolşevik kuvvetleri tarafından işgal edilmesinin ardından, Gence ve Karabağ bölgelerinde bu işgale karşı büyük ayaklanmalar patlak vermiştir. Cihangir Bey, işgale karşı baş tutan bu halk direnişlerinde aktif rol alarak mücadeleyi sürdürmüştür. Ancak ayaklanmaların bastırılmasıyla birlikte, vatan topraklarından ayrılarak Anadolu'ya geçiş yapmıştır. Burada Türk Kurtuluş Savaşı'na katılarak milli mücadeleye omuz vermiştir.
Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasından sonra da askeri hizmetine devam etmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde tam otuz üç yıl boyunca şerefle görev yapmıştır. Türkiye'de soyadı kanununun çıkmasıyla birlikte Berker soyadını almıştır. Bu süreçte gösterdiği sadakat ve liyakatle tuğgeneral rütbesine kadar yükselmeyi başarmıştır. Hayatının son yıllarını geçirdiği İzmir Bornova'da, 17 Temmuz 1958 tarihinde vefat etmiştir.
