Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en yakınındaki isimlerden biri olan Cevdet Tolgay, genç yaşta Kuleli Askeri Lisesi'nden kaçıp vatan savunmasına koşarak başladığı askerlik serüvenini iki cumhurbaşkanının yaverliğiyle taçlandırmış seçkin bir Türk askeridir. 1902 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'da dünyaya gelen Tolgay, bağımsızlık mücadelesinin en sıcak günlerinde cephede gösterdiği kahramanlıklarla Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası'na layık görülmüştür. Askeri dehası ve sarsılmaz disipliniyle öne çıkan bu vatansever subay, hayatının en kritik yıllarını ülkenin geleceğini inşa eden liderlerin yanı başında geçirerek Türk askeri tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.
Kuleli'den Anadolu Cephelerine: İlk Adımlar
İstanbul'un köklü ailelerinden Salim Bey ile Naciye Hanım'ın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Cevdet Tolgay, çocukluk yıllarından itibaren askeri eğitime büyük ilgi duydu. Genç Tolgay, askeri kariyerine uzanan yolda son derece disiplinli ve saygın eğitim kurumlarında öğrenim görmüştür. Eğitim hayatı boyunca sırasıyla şu kurumlarda eğitim almıştır:
- İttihat Terakki Mektebi
- Samatya Alman Mektebi
- Koca Mustafa Paşa Askeri Mektebi
- Kuleli Askeri Lisesi
Buradaki başarılarının ardından Türk ordusunun şanlı yuvası olan Kuleli Askeri Lisesi'ne geçiş yaptı. Ancak vatan topraklarının işgal altında olduğu 1920 senesinde, okul sıralarında oturmak genç vatanseverin yüreğine sığmıyordu. Genç Tolgay, bağımsızlık meşalesini Anadolu'da yakan Mustafa Kemal Paşa'nın ordusuna katılmaya karar verdi. Bir grup arkadaşıyla birlikte cesur bir plan yaparak okuldan kaçtılar. I. Dünya Savaşı'nda Ruslara esir düşüp iade edilen esir askerleri taşıyan bir gemiye gizlice sızmayı başardı. Karadeniz'in hırçın sularını aşarak kurtuluşun kapısı olan İnebolu limanına ulaştılar. Bu tehlikeli yolculuk, onun cephe yıllarının da başlangıcı oldu.
Anadolu topraklarına ayak basar basmaz askeri görevine atanan genç asker, 18 Ekim 1921 tarihinde Kocaeli bölgesinde konuşlu bulunan 38. Süvari Alayı 1. Bölük bünyesinde görevlendirildi. Cephedeki gayreti ve yeteneği sayesinde kısa sürede dikkat çekti. Bu görevi sürdürürken 3 Mart 1922 tarihinde teğmenlik rütbesine terfi ettirildi. Türk milletinin kaderini çizen tarihi Büyük Taarruz harekatında da ön saflarda yer aldı. Savaş meydanında gösterdiği üstün başarılar ve fedakarlıklar karşılıksız kalmadı. Kendisine, milli mücadelenin en şerefli nişanesi olan Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası takdim edildi. Kurtuluşun ardından askeri kariyerini kararlılıkla sürdüren Cevdet Tolgay, 4. Kolordu süvari bölüğü emrine tayin edildi. Burada üç yıl boyunca titizlikle hizmet sunduktan sonra, yarım kalan yüksek askeri eğitimini tamamlamak amacıyla Harp Akademisi'ne kabul edildi. 1930 yılında bu prestijli akademiden başarıyla mezun olarak kurmayylık yolunda önemli bir eşiği aştı. Ülkenin farklı bölgelerinde ve çeşitli askeri kıtalarda başarıyla sürdürdüğü görevlerinin ardından, hayatının dönüm noktası olacak o büyük atama gerçekleşti.
Atatürk'ün En Güvendiği Nöbetçi Yaver
Takvimler Kasım 1932 tarihini gösterdiğinde, Cevdet Tolgay yüzbaşı rütbesiyle Ağrı'daki süvari tümeninde görev yapmaktaydı. Bu sırada Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün yaverliğine atandığı müjdesini aldı. 5 Aralık 1932 tarihinde Çankaya Köşkü'ndeki görevine resmen başlayan Tolgay, ebedi liderin vefat ettiği güne kadar tam altı sene boyunca bu onurlu vazifeyi kesintisiz biçimde yerine getirdi. Cumhurbaşkanının yaşadığı olaylar 1 Kasım 1931 tarihinden itibaren saat ve dakika belirtilerek defterlere kaydediliyordu. Bu belgelere göre ebedi liderin en fazla nöbet tutan yaveri Cevdet Tolgay olmuştur.
Büyük önderin aramızdan ayrılışından sonra da vatana hizmeti kesintiye uğramadı. İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde de yaverlik vazifesine sadakatle devam etti. 1940 senesinde kıta hizmeti amacıyla bir süreliğine bu görevden ayrılsa da, 1942 yılında tekrar cumhurbaşkanlığı yaverliğine getirildi. Gösterdiği üstün disiplin anlayışı sayesinde 1945 yılında başyaverlik makamına yükseldi. Aynı yıl içerisinde yeniden kıta görevine atanan tecrübeli subay, 1949 yılında bir kez daha başyaver olarak Çankaya'ya davet edildi. 1951 yılında son kıta hizmetini tamamlayarak aynı sene içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli oldu.
Son Yılları, Siyaset Arayışı ve Mirası
Emeklilik hayatına adım attıktan sonra doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'a yerleşen Cevdet Tolgay, köşesine çekilmek yerine toplumsal gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürdü. Hatta 1983 yılında, Türk siyasetinde yeni bir dönemi başlatma iddiasıyla kurulan Sosyal Demokrat Parti'nin (SODEP) kuruluş kadrosunda kurucu üye adayı olarak yer aldı. Fakat askeri dönemin şartları gereğince bu adaylığı veto edilerek siyaset sahnesine girmesi engellendi. Ömrünün son demlerini huzur dolu sahil kenti İzmir'de geçiren emektar asker, takvimler 21 Haziran 1993 tarihini gösterdiğinde İstanbul'da 92 yaşında hayata gözlerini yumdu. Naaşı, Nakkaş Baba Mezarlığı'nda sonsuz uykusuna tevdi edildi. Değerli kumandanın anısı, bugün Türk sinemasının başarılı yönetmenlerinden olan torunu Ramin Matin'in sanatsal mirasında ve hafızalarda yaşamaya devam ediyor.