Türkiye’nin finans tarihine yön veren en sıra dışı figürlerden biri olan iş adamı Abidin Cevher Özden, namıdiğer Banker Kastelli, 1933 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Kastel köyünde dünyaya gözlerini açtı. 16 yaşındayken arkadaşı Öztürk Serengil ile birlikte İstanbul’a göç eden Özden, burada büyüyerek finans dünyasında fırtınalar estirecek adımlarını atmaya başladı. 1961 senesinde bankerlik sektörüne adım atan girişimci, özellikle 1980'li yıllarda yürüttüğü milyarlarca dolarlık mevduat yönetimiyle ülkenin iktisadi yapısını derinden sarstı. 2 Haziran 2008 tarihinde İstanbul’daki kendi ofisinde yaşamına son vererek Türk ekonomi tarihinin en çok konuşulan serüvenlerinden birini trajik bir biçimde noktaladı.
Finans Dünyasına Adım Atışı ve İlk Yükseliş Dönemi
İstanbul’a geldikten sonra iş hayatına atılan Cevher Özden, 1961 yılında ilk olarak tasarruf bonoları ticaretiyle finans sektörüne giriş yaptı. Memurlara maaşlarının bir bölümü olarak dağıtılan bu bonoları nakit ihtiyacı olan vatandaşlardan değerinin altında satın alarak nakde çevirmeye başladı. Bonoların hamiline yazılı olması sayesinde hızlıca büyüyen bu iş modeli, devletin ödemeleri zamanında yapamaması üzerine Özden’in ilk iflasıyla sonuçlandı. Bu başarısızlığın ardından pes etmeyen girişimci, 1970'li yıllardan itibaren menkul kıymet aracılığı ve döviz operasyonlarıyla piyasalarda adını yeniden duyurdu. 1980 yılından sonra Turgut Özal liderliğindeki yeni ekonomi politikalarıyla finans dünyasının çehresi değişirken, Özden bankaların aracılık işlerini üstlenerek büyük bir çıkış yakaladı.
Ponzi Sistemi ve Büyük Bankerler Krizi
Kısa sürede bankerlik faaliyetleriyle ünlenen Özden, bankaların çıkardığı ancak alıcı bulamadığı mevduat sertifikalarını değerlendirerek yeni bir sistem kurdu. Değeri yüz lira olan sertifikaları yetmiş beş liraya alarak halka yüksek faiz vaadiyle sattı. Katılımcıların sürekli birbirini finanse ettiği bu Ponzi modeli, çığ gibi büyüyerek çeyrek milyon insanın sisteme girmesini sağladı. Bir yıl gibi kısa bir sürede yaklaşık 550 bin mudinin 2.5 milyar dolar tutarındaki devasa mevduatını yöneten güçlü bir aktöre dönüştü. Ancak bu hızlı yükseliş uzun sürmedi ve sertifikaların satışı yasaklanınca sistem aniden tıkandı. Müşterilerin ödemelerini yapamayan Özden, büyük bir krizin fitilini ateşleyerek yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Yaşanan bu sarsıcı olaylar Türk iktisat tarihine Bankerler Krizi olarak geçerken finansal sistemin baştan sona yeniden tasarlanmasına zemin hazırladı.
Krizin ardından Türkiye finansal piyasalarda güveni yeniden tesis etmek amacıyla radikal adımlar attı:
- Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe girdi.
- Piyasaları denetlemek üzere Sermaye Piyasası Kurulu kuruldu.
- Modern finansal işlemler için İstanbul Borsası faaliyete geçirildi.
Kaçış Yılları, Mahkemeler ve Trajik Son
Cenevre’ye kaçan ve ardından 30 Eylül 1982'de Tunus'ta yakalanarak Türkiye'ye getirilen Cevher Özden, adalet önünde hesap verdi. Hukuki süreci tam sekiz buçuk yıl süren ünlü iş adamı, yargılamanın sonunda beraat etmeyi başardı. Kurulan tasfiye masası ise başvuran 150 bin alacaklının tüm ödemelerini eksiksiz gerçekleştirdi. Özden, kariyeri boyunca sadece finansal işlerle kalmayıp spor ve gayrimenkul dünyasında da adından söz ettirdi. 1980 yılında ünlü Hayri İpar Köşkü’nü satın alan Özden, bu mülkü 1997 yılında başka iş insanlarına devretti. 1982 yılında ise Fenerbahçe başkanlığına aday oldu fakat Ali Şen karşısında seçimi kazanamadı. Kulübe büyük bir bağış sözü vermesine rağmen hedefine ulaşamadı. İlerleyen yıllarda girdiği inşaat sektöründe işleri yolunda gitmeyen Özden, ciddi borç yükü altına girdi. Yaşadığı derin bunalım nedeniyle 2007'de oğlunun mezarı başında intihara kalkışsa da başarılı olamadı. 2 Haziran 2008 tarihinde ise İstanbul'daki ofisinde hayatına son verdi.
İntiharından önce savcıya, avukatına ve aile üyelerine altı adet mektup bırakan Özden, mektuplarından birini iş adamı Erdoğan Demirören’e yazarak vasiyetinde ailesine kol kanat germesini rica etti. 1958 yılında Mukadder Özden ile evlenen ünlü iş adamının Nedim, Deha ve Ali Korkut adında üç öz evladı; Cemil Bahadır ve Necdet adında ise iki üvey çocuğu bulunuyordu.
