Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki askeri mücadelelerden üst düzey siyasi yapılanmalara kadar birçok dönüm noktasında rol oynayan Çerkes Reşit Bey, 1877 yılında Karacabey'de dünyaya geldi. 19. yüzyılda Bandırma'nın bir köyü olan Emreköy'e yerleşmiş Şapsığ boyundan Ali Bey'in beş oğlundan biri olan tarihi şahsiyet, yaşamı boyunca ülkede gerçekleşen köklü değişimlerin bizzat içinde yer aldı. Hem askeri hem de siyasi kimliğiyle öne çıkan Reşit Bey, yaşam mücadelesini 10 Eylül 1951 tarihinde Bursa'da tamamladı.
Cephelerde Öncü Rol Üstlenen Askeri Kariyeri
Eğitim hayatını Harbiye mezuniyetiyle taçlandıran Reşit Bey, mezuniyetinin hemen ardından orduya katılarak vatan savunmasında önemli sorumluluklar aldı. Özellikle dönemin en gizemli ve nüfuzlu askeri teşkilatlarından biri olan Teşkilât-ı Mahsusa saflarında aktif görev yürüttü. Farklı savaş cephelerinde gösterdiği askeri başarılar, onun komutanlık yeteneklerini pekiştirdi. Kardeşleriyle birlikte sergilediği direnişlerle bilinen Reşit Bey, Kuvâ-yi Seyyâre Milis Süvari Birliği Subaylığı rütbesiyle Milli Mücadele döneminde de mücadelesini sürdürdü.
Çerkes Reşit Bey'in askeri ve siyasi yaşamı boyunca üstlendiği başlıca görevler şunlardır:
- Teşkilât-ı Mahsusa bünyesinde özel görevler
- Kuvâ-yi Seyyâre Milis Süvari Birliği Subaylığı
- Osmanlı Meclis-i Mebûsan IV. Dönem Saruhan Mebusluğu
- TBMM I. Dönem Saruhan Milletvekilliği
Meclis Kürsüsünden Sürgün Yıllarına
Askeri başarılarının ardından siyaset dünyasına adım atan Reşit Bey, Osmanlı parlamentosunun son döneminde ve yeni meclisin kuruluşunda etkin bir siyasi aktör oldu. Meclis-i Mebûsan üyeliğinin ardından, Ankara'da açılan ilk millet meclisinde milletvekili olarak yerini aldı. Ancak dönemin karmaşık siyasi gelişmeleri sebebiyle 8 Ocak 1921 tarihinde alınan karar gereği meclisteki görevine son verildi.
Bu gelişmenin ardından yaşamı çok daha farklı bir yöne evrildi. Kardeşleri Çerkez Ethem ve Çerkes Tevfik ile birlikte Yunanistan'a sığınan Reşit Bey, Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi. Ayrıca Lozan Antlaşması sonrasında hazırlanan 150'likler listesine dahil edilerek ülkeye girişi yasaklandı. Uzun yıllar sürgünde yaşayan Reşit Bey, 1938 yılında yürürlüğe giren af kanunu sayesinde vatan toprağına dönebildi. Evli ve yedi çocuk sahibi olan Reşit Bey, aynı zamanda yazar Güner Kuban'ın babasıdır.
