Milli Mücadele'nin ilk yıllarında Ege'de kurduğu milis gücüyle işgalcilere karşı savaşan Çerkes Ethem, yakın tarihimizin en sıra dışı askeri figürlerindendir. 1885 yılında Bandırma sınırları içindeki Emre köyünde dođfan bu genç asker, vatanın işgal edildiği kritik günlerde yerel direnişi örgütlemiştir. Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını ve korunmasını sağlayan hayati adımlar atmıştır. Ethem Bey, düzenli ordunun kurulma sürecinde Ankara hükümetiyle derin görüş ayrılıkları yaşamıştır. Bu anlaşmazlık, onu kendi kurduğu düzene karşı silahlı direnişe ve sonu gurbette biten bir hayata sürüklemiştir.
Cephelerden Milis Liderliğine: Kuvayı Seyyare'nin Doğuşu
Kafkasya'nın Şapsığ yöresinden göç ederek Bandırma'nın Emre köyüne yerleşmiş olan Şapsığ Çerkez oymağına mensup Adıge ailesinden Pşevu Ali Bey'in beş oğlunun en küçüğü olan Ethem, çocuk yaşlardan itibaren askerlik mesleğine ilgi duydu. İki ağabeyi Reşit ve Tevfik beyler 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye'yi bitirerek subay çıkmışlardı. Ethem de henüz 14 yaşındayken evinden kaçmıştır. Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi'ne kaydolarak askeri eğitimine başladı. Balkan Savaşı'nda Bulgar cephesinde çarpışırken yaralandı. Buradaki hizmetleri ona kıdem zammı ve değerli bir madalya kazandırdı. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde cepheden uzak durmadı. Teşkilatı Mahsusa bünyesinde aktif görev aldı. Eşref Kuşçubaşı'nın yönettiği birliklerle beraber İran, Afganistan ve Irak sınırlarına yapılan akınlarda ön saflarda yer aldı.
İsyanların Bastırılması ve Anadolu'daki Mücadelesi
Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı dönemde, Ege'deki Yunan işgaline karşı en organize direniş Salihli hattında Çerkes Ethem liderliğinde başlatıldı. Milis lideri, Kasım 1919'da Garp ve Merkez Cephesi komutasını üstlendi. Bu zorlu günlerde, Yunan ordusunun Anadolu'nun iç kesimlerine doğru ilerlemesini durdurmak için olağanüstü bir direnç gösterdi. Onun kararlı duruşu, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin toplanabilmesi için gereken güvenli ortamı yarattı. Ethem Bey, 1919 ile 1920 yılları arasında bir yıldan uzun bir süre boyunca Anadolu'daki tek önemli vurucu güç olma özelliğini taşıyan Kuvayı Seyyare'yi kurdu ve büyük bir başarıyla yönetti.
Milli Mücadele'nin ilk günlerinde Kuzeybatı Anadolu'da kurduğu çetesiyle bir yandan işgalci Yunan ordusuyla diğer yandan ise saltanat yanlısı padişahçılarla aktif olarak çarpıştı. İç isyanların çıktığı en buhranlı günlerde isyancıları bastırarak kritik başarılar kazandı. Bastırdığı başlıca ayaklanmalar şunlardır:
- Anzavur ayaklanması
- Bolu ve Düzce ayaklanmaları
- Yozgat ayaklanması
Bütün bu başarıları, onu Anadolu halkının gözünde çok önemli bir konumuna getirdi.
Ankara ile Yol Ayrımı ve Sürgün Yılları
Milis güçlerinin düzenli ordu çatısı altında birleştirilmesi kararı alındığında, bağımsız yapısına alışkın olan Çerkes Ethem bu sisteme dahil olmak istemedi. Emrindeki birliklerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine karşı ayaklandı. Ancak Ankara'nın üzerine gönderdiği kuvvetlere karşı koyamayarak mağlup oldu. 12 Aralık 1921 tarihinde Yunanlılara sığınmak zorunda kaldı. Anadolu'dan çekilen Yunan ordusuyla birlikte önce Yunanistan'a gitti. Bu sırada Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi. Sürgün yılları onu önce Mısır'a, ardından Ürdün topraklarına sürükledi. 150'likler affı ilan edildikten sonra kardeşleri yurda dönerken, o gururunu ve inancını koruyarak Türkiye'ye geri dönmeyi reddetti.
Mustafa Kemal Atatürk kendisine para yardımı ve pasaport gönderdiğinde ise bu teklifi geri çevirdi. "İaneye ihtiyacım yok, yargılanıp aklanmayacaksam dönmenin bir anlamı yok" diyerek kendi ilkeli duruşunu sergiledi. Milli Mücadele'nin bu fırtınalı ismi, 21 Eylül 1948 tarihinde Amman'da 63 yaşında yaşama veda etti. Şeria Nehri'nin kıyısında, Ürdün'ün başkenti Amman'da bulunan Vadi-i Kır'daki Kabartay Mezarlığı'nda toprağa verildi. Geriye, Kurtuluş Savaşı'nın en tartışmalı ve trajik hikayelerinden birini bıraktı.
