Roma'da dünyaya gelen ve Pavarotti'den sonra İtalya'nın yetiştirdiği en büyük seslerden biri olan efsanevi mezzo-soprano Cecilia Bartoli, müzik yolculuğunda sergilediği tekniğiyle dünya genelinde büyük takdir toplamıştır. Henüz sekiz yaşındayken başladığı bu yolculuğu prestijli sahnelere taşıyarak klasik müzik dünyasının en çok satan isimlerinden biri haline gelmiştir.
Müzikle Çevrili Bir Çocukluktan Dünya Sahnelerine
İtalyan sanatçı, 4 Haziran 1966 tarihinde ülkenin tarihi başkenti Roma'da hayata gözlerini açtı. İkizler burcu olan Cecilia Bartoli'nin yeteneği, profesyonel olarak şarkı söyleyen annesi Silvana Bazzoni ve babası Pietro Angelo Bartoli'den aldığı ilk derslerle şekillendi. Henüz sekiz yaşındayken ünlü Tosca operasında 'Çoban Çocuk' rolüyle ilk kez sahneyle buluştu. Müzik eğitimini akademik düzeyde taçlandırmak amacıyla Santa Cecilia Konservatuvarı'nda eğitim gören genç sanatçı, kariyerinin henüz başında Herbert von Karajan, Daniel Barenboim ve Nikolaus Harnoncourt gibi efsanevi şeflerle çalıştı.
1987 yılında Arena di Verona'da ilk profesyonel opera deneyimini gerçekleştiren sanatçı, ertesi yıl Sevil Berberi'ndeki Rosina rolüyle adından söz ettirdi. Kariyerinin bu döneminde ağırlıklı olarak Wolfgang Amadeus Mozart'nın yapıtlarına yöneldi. Sanatçı, dünya genelinde büyük hayran kitlelerine ulaştı. Don Giovanni'de Zerlina ve Cosi fan tutte'de Dorabella performanslarıyla ününü uluslararası düzeye taşımayı başardı. 1990'da Bastille Operası'nda Figaro'nun Düğünü'ndeki Cherubino rolüyle, 1996'da ise Metropolitan Opera sahnesinde Despina rolüyle parladı.
Sanatçının 2002 tarihli Mozart Arias albümü de Mozart yorumculuğundaki dehasını gözler önüne serdi. Bu özel çalışmada yer alan az bilinen Lucio Silla operasından seçilen dört aryada sanatçıya Harnoncourt yönetimindeki Concentus Musicus Wien eşlik etti. Albümün diğer bölümlerinde ise Cosi Fan Tutte aryalarında Daniel Barenboim yönetimindeki Berliner Philharmoniker, Figaro'nun Düğünü'nden iki eserde ise yine yetenekli orkestralar sanatçıya eşlik etti.
Barok Dönemin Kayıp Hazinelerini Gün Yüzüne Çıkaran Ses
Cecilia Bartoli'nin en ayırt edici özelliği, hem mezzo hem de soprano perdeleri arasında rahatlıkla geçiş yapabilen ses aralığıdır. Bu eşsiz kıvraklık, ona 'coloratura soprano' niteliği kazandırdı. Özellikle Külkedisi operasındaki Angela canlandırmasıyla akıllara kazınan sanatçı, Gluck, Vivaldi, Haydn ve Salieri gibi barok dönemin unutulmuş bestecilerinin eserlerini de yorumladı. 1999 sonbaharında yayınladığı Vivaldi albümüyle Antonio Vivaldi'nin bilinmeyen operalarını gün yüzüne çıkararak tüm dünyada 500 binin üzerinde satış rakamına ulaştı.
Bu büyük başarının ardından Gluck'un kastratolar için yazdığı aryalardan derlenen Dreams and Fables albümüyle popüler listelerde ilk 10'a girmeyi başardı. 2001 yılında çıkardığı Gluck Italian Arias çalışması, birçok listede yılın albümü seçildi ve Bartoli'ye 2002 yılında En İyi Klasik Vokal Performansı dalında Grammy Ödülü kazandırdı. Sanatçı ayrıca 2005 yılında Handel'in Giulio Cesare operasında Cleopatra rolüyle sahne alırken, 2007'de çıkardığı Maria albümüyle Billboard klasik müzik listesinde bir numaraya kadar yükseldi. Zamanla olgunlaşan sesiyle teknik eleştirileri geride bırakan sanatçı, 1995'te Fransa Kültür Bakanlığı'nca verilen Ordre des Arts et des Lettres nişanına layık görüldü.
Sanatçının geniş kitlelere ulaşan ve müzik listelerinde fırtınalar estiren bazı albümleri şunlardır:
- Vivaldi (1999): Bestecinin unutulmuş eserlerini gün yüzüne çıkaran ve yarım milyon satan albüm.
- Dreams and Fables: Gluck'un kastratolar için bestelediği aryaları barındıran çalışma.
- Mozart Arias (2002): Ünlü şeflerin yönetimindeki orkestralarla kaydedilen seçkin Mozart albümü.
- Maria (2007): Billboard klasik müzik listesinde bir numaraya kadar tırmanan albüm.
Sahnelerin Arkasındaki Gizemli Yaşamı ve Alışkanlıkları
Yaklaşık 10 milyon dolarlık serveti olduğu tahmin edilen dünyaca ünlü mezzo-soprano; New York, Roma ve Monaco'da dairelere sahip olmasına rağmen gösterişten uzak bir yaşam sürmektedir. Kendisi gibi opera dünyasından olan bariton sevgilisi Oliver Widmer ile huzurlu bir birliktelik yaşamaktadır. Sanatçının seyahat alışkanlıkları da oldukça sıra dışıdır. Bu tercih onun sesini korumaktadır. Uçak kabinlerindeki kuru havanın sesine zarar verdiğini belirten Bartoli, seyahatlerini sadece gemi ve trenle gerçekleştirmektedir.
Türkiye'deki hayranlarıyla da buluşan sanatçı, 22 Haziran 2003 tarihinde 31. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali kapsamında tarihi Aya İrini Müzesi'nde büyüleyici bir konser vermiştir. Günümüzde en iyi mezzo-sopranolardan biri olarak kabul edilen Bartoli, sanatsal titizliği ile opera tarihine adını altın harflerle yazdırmaya devam etmektedir.
