Orhun Vadisi'nin sessiz tanıklarından biri olan Ongin Yazıtı, bizleri sekizinci yüzyılın başlarında İkinci Göktürk Kağanlığı'nın kaderini tayin eden önemli bir devlet adamının yaşamıyla buluşturuyor. Aşina hanedanına mensup olan Bilge İşbara Tamgan Tarkan, ya da diğer adıyla Taçam Bey, bozkırın en çalkantılı dönemlerinden birinde askeri ve siyasi arenada boy göstermiş, aynı zamanda hanedana bağlılığıyla öne çıkmış tarihi bir şahsiyettir. 719 yılının yaz aylarında hayata gözlerini yuman bu Türk beyi, hanedan içindeki ölümcül taht mücadelelerine rağmen koruduğu sadakatiyle Göktürk devlet mekanizmasında iz bırakmıştır.
Hanedan Bağları ve Bozkır Savaşları
Taçam Bey'in soy ağacı, İkinci Göktürk Kağanlığı'nın kurucu kadrosuyla doğrudan birleşiyordu. Babası İl Etmiş Yabgu, 682 yılında Çin boyunduruğundan kurtularak bağımsızlık meşalesini yakan İlteriş Kağan (Kutluk) ile Kapgan Kağan'ın küçük kardeşiydi. Devletin yeniden kuruluş aşamasında büyük yararlılıklar gösteren İl Etmiş Yabgu, ağabeyi İlteriş Kağan tarafından sol şadlık makamına getirilmişti. Böyle nüfuzlu bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Bilge İşbara Tamgan Tarkan, kardeşi İşbara Tamgan Çor ile birlikte devletin geleceği için kritik sorumluluklar üstlendi. Ayrıca gençlik yıllarından itibaren ordunun başında yer alan Tarkan, Göktürk Devleti'nin sınırlarını korumak adına çeşitli mücadelelerde yer aldı.
Tarkan'ın ordu komutanı ve devlet adamı olarak katıldığı başlıca askeri harekatlar şunlardır:
- Dokuz Oğuzlar ile yapılan çetin sınır savaşları,
- Çin imparatorluğuna karşı sınır güvenliğini sağlamak amacıyla yürütülen askeri harekatlar,
- Aşina hanedanı içindeki hanedan otoritesinin korunması adına girilen askeri mücadeleler.
Taht Kavgaları Gölgesinde Sadakat Sınavı
Göktürk sarayındaki iç dengeler, 716 yılında yaşanan kanlı bir iktidar mücadelesiyle derinden sarsıldı. İnel Kağan ile Kül Tegin arasında patlak veren bu taht kavgasında, Çin kaynaklarının aktardığına göre, Taçam Bey'in babası İl Etmiş Yabgu, Kül Tegin'in adamları tarafından öldürüldü. Babasının feci şekilde can vermesi, Bilge İşbara Tamgan Tarkan için büyük bir kırılma noktası olabilirdi. Ancak o, intikam gütmek yerine devletin bütünlüğünü korumayı seçti. Tarkan, babasının vaktiyle kurucu hakan İlteriş Kağan'a gösterdiği bağlılığın bir benzerini, tahtı ele geçiren Bilge Kağan'a da gösterdi. Onun bu dirayetli ve sadık tutumu, tarihçi Takashi Osawa'ya göre, ölümünden sonra ailesine iade-i itibar yapılmasını ve adına anıt dikilebilmesini sağladı.
Son Yolculuk ve Ongin Yazıtı
Ömrünü savaş meydanlarında ve devlet hizmetinde geçiren Bilge İşbara Tamgan Tarkan, 22 Temmuz ya da 19 Ağustos 719 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ölümünün ardından yas ritüelleri hemen tamamlanmadı. Dönemin gelenekleri uyarınca, Tarkan'ın görkemli yuğ töreni ölümünden yaklaşık bir yıl sonra, 720 senesinde oğlu tarafından gerçekleştirildi. Bu törenin bir parçası olarak dikilen Ongin Yazıtı, onun kahramanlıklarını gelecek nesillere aktaran en önemli tarihi vesika haline geldi. Bugün bu yazıt olmasaydı, onun çalkantılı yaşamı ve Göktürk tarihindeki sessiz ama güçlü rolü tamamen karanlıkta kalacaktı.