Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk kadın soprano ve opera sanatçılarından olan Fatma Belkıs Aran, 24 Ocak 1914 tarihinde İstanbul'un Üsküdar ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı, 1946 yılında başkentte sahnelenen ünlü Giuseppe Verdi operası "Maskeli Balo"da canlandırdığı Amelia rolüyle Türk opera tarihinde silinmez bir iz bıraktı. Ankara Devlet Operası çatısı altında 40 yıl boyunca primadonna unvanıyla sahne alan sanatçı, ülkemizde çok sesli müziğin ve sahne sanatlarının kurumsallaşmasında öncü bir rol üstlendi. Müziğe adanmış yaşamıyla hem yurt içinde hem de uluslararası arenalarda Türkiye'yi başarıyla temsil etti.
Asker Kökenli Bir Aileden Sahne Işıklarına
İstanbul'da subay bir babanın kızı olarak doğan Fatma Belkıs Aran'ın babası, Genelkurmay Haritacılık dairesinde görev yapan ve daha sonra tuğgeneralliğe kadar yükselen Hacı Hafız Abdürrahman Bey'di. Kendisi aynı zamanda Mudanyalı General Abdurrahman Aygün adıyla da tanınan ve Türk Dil Kurumu'nda gökbilimleri başkanlığı yapmış bir askerdi. Aile Soyadı Kanunu'nun ardından Aygün soyadını alan ailenin kızı olan Belkıs Aran'ın annesi ise Nigar Hanım'dı. Sanatçı, ortaöğrenimini St. Benoit Fransız Ortaokulu'nda tamamladıktan sonra müzik tutkusunun peşinden giderek İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda şan eğitimi almaya başladı. Bu okul, onun müzikal temelini oluşturdu. Konservatuvardaki eğitimini tamamlamasının ardından harita subayı Muhiddin Aran ile evlenen sanatçı, eşinin görevi sebebiyle Ankara'ya yerleşti. Başkentte özel şan dersleri alarak tekniğini daha da pekiştirdi. Özellikle Arancio L'ombardo ile yürüttüğü çalışmalar, sesinin sınırlarını genişletmesinde büyük katkı sağladı.
Sahne Kariyeri ve Yurt Dışı Başarıları
Belkıs Aran, profesyonel sahne hayatına ilk adımını 1946 yılında Carl Ebert'in sahneye koyduğu Giuseppe Verdi'nin "Maskeli Balo" operasıyla Tatbikat Sahnesi'nde attı. Buradaki başarının ardından, 1949 yılından itibaren Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde aktif olarak roller üstlenmeye başladı. Tam 40 yıl boyunca Ankara Devlet Operası'nda primadonna olarak görev yapan soprano, repertuarına çok sayıda dünya klasiğini dahil etti.
Sanatçının başarıyla sahneye taşıdığı başlıca opera eserleri şunlardır:
- La traviata
- La bohème
- Cosi Fan Tutte
- Turandot
- Medium
- Konsolos
Sanatçı sadece klasik batı eserlerini yorumlamakla kalmadı. Türk bestecilerin eserlerinin dünyaya tanıtılmasına da öncülük etti. Ahmet Adnan Saygun'un "Kerem ile Aslı", Necil Kazım Akses'in "Gılgameş" operaları ile ünlü "Atatürk Oratoryosu" gibi ulusal yapıtların dünya prömiyerlerindeki ilk seslendirişlerini gerçekleştirdi. Bu başarılar onun adını ülke sınırlarının dışına taşıdı. Münih Operası'nda "Tosca" rolünü üstlenen sanatçı; Belgrad, Zagreb ve Saraybosna operalarında da "Maskeli Balo", "Cavalleria rusticana" ve "La Boheme" gibi önemli eserlerde başrolleri başarıyla seslendirdi. Sanatçı, yurt içinde ve yurt dışında sayısız resital ve konser vererek sanatseverlerle buluştu.
Eğitime Adanan Yıllar ve Son Dönemi
Uzun yıllar süren parlak kariyerini 1978 yılında Ankara Devlet Operası'nda sahnelediği "Il trovatore" operasıyla noktalayan Belkıs Aran, aktif sahne yaşamından sonra İstanbul'a yerleşti. Ancak sahneye tamamen veda etmedi. Münih Yüksek Müzik Akademisi ve Milano Konservatuvarı'nda şan hocalığı alanında uzmanlaşan sanatçı, edindiği birikimi yeni nesillere aktarmayı misyon edindi. İstanbul Şehir Operası ve İstanbul Devlet Operası bünyesinde şan pedagogu olarak çalışan sanatçı, Türk operasına çok sayıda genç yetenek kazandırdı. Sanatçı, son kez 1990 yılında "Maça Kızı" operetindeki yaşlı kontes rolüyle izleyici karşısına çıktı.
Kariyeri boyunca pek çok ödüle layık görülen sanatçıya, 1992 yılında Roma'daki İtalyan Kültür Merkezi tarafından mesleğinde öncü kadınlara verilen prestijli "Adelaide Ristori Ödülü" sunuldu. Ayrıca 1995 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Onur Ödülü ile onurlandırıldı. Öncü soprano Belkıs Aran, 30 Eylül 1998'de İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanında toprağa verildi.