Bulgaristan göçmeni bir siyasetçi olan Bekir Karayel, 1945 yılından itibaren Türkiye solunun en kararlı figürlerinden biri haline geldi. Yaşamının son anına kadar inandığı idealler peşinde koşan Karayel, Türkiye Komünist Partisi bünyesinde yürüttüğü mücadeleyle tanındı. 23 Mart 1920 tarihinde Varna'da dünyaya gözlerini açan siyasetçi, ömrünü Ankara'da noktaladı. TKP'nin zorlu yıllarında aktif rol üstlenen bu isim, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damga vuran olayların merkezinde yer aldı.
Mücadele Yılları ve Tarihi Yol Arkadaşları
Bulgaristan'dan ayrılıp Türkiye'ye yerleşen Karayel, 1945'te TKP saflarına katılarak aktif siyaset hayatına adım attı. Bu süreçte sol hareketin simge isimleriyle omuz omuza çalıştı.
Karayel'in yakın iş birliği içinde olduğu bazı önemli isimler şunlardır:
- Zeki Baştımar ve Mehmet Bozışık
- Ünlü şairler Ahmet Arif ve Enver Gökçe
- Sanatçı Ruhi Su ile eşi Sıdıka Su
Siyasetçinin bu yoğun faaliyetleri iktidarın dikkatinden kaçmadı. Siyasetçi, 1951 Tevkifatı adıyla tarihe geçen büyük TKP davalarında yargılandı. Ankara Vilayet Komitesinde görev aldığı iddia edilerek tutuklanan Karayel, iki sene cezaevinde kaldı. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra da baskılar bitmedi ve iki yıl süreyle sürgüne gönderildi.
Entelektüel Mirası ve Son Yolculuk
Karayel, siyasi kimliğinin ötesinde entelektüel bir aydındı. Yapay bir uluslararası dil olan Esperanto ile derinden ilgilenen yazar, bu alanda büyük bir boşluğu doldurdu. Kendisi, ülkemizdeki ilk kapsamlı Esperanto-Türkçe Sözlük çalışmasını kaleme alarak dil bilimine katkı sağladı.
Uzun soluklu siyasi yürüyüşünü yaşamının son yılına kadar sürdüren emektar politikacı, 2012 yılında Toplumcu Kurtuluş Partisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Ancak bu kuruluştan kısa bir süre sonra, 18 Haziran 2012 tarihinde gece yarısı 00:30 sularında geçirdiği ani kalp krizi neticesinde doksan iki yaşında vefat etti. Ankara'da hayatını kaybeden Karayel, geride doksan iki yıllık fırtınalı bir yaşam ve derin bir sol miras bıraktı.
