Türk askeri tarihinin önemli simalarından biri olan Orgeneral Bedrettin Demirel, 1917 yılında dünyaya gelmiştir. Kendisi, Ankara'da 10 Kasım 1988 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yummuştur. Demirel, hem Kıbrıs Harekâtı'ndaki askeri başarıları hem de 12 Eylül dönemine dair sarsıcı özeleştirileriyle Türk siyasi ve askeri tarihinde derin izler bırakmış bir şahsiyettir.
Harbiyeden Orgeneralliğe Uzanan Askerî Yolculuk
Bedrettin Demirel'in üniformayla tanışması gençlik yıllarına dayanmaktadır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde askeri eğitime adım atan Demirel, 1938 senesinde Kara Harp Okulu bünyesinden mezuniyet hakkı kazanmıştır. Mesleki gelişimini sürdürmek amacıyla eğitimine devam ederek 10 yıl sonra, yani 1948 yılında Kara Harp Akademisi eğitimini başarıyla tamamlamıştır. Ordudaki yükseliş basamaklarında dikkat çeken adımlardan biri, askeri tarihe geçen ünlü 21 Ekim Protokolü imzacıları arasında yer almasıdır. Bu imza, onun ilerleyen dönemlerdeki aktif duruşunun erken bir göstergesi olarak kabul edilir.
Demirel'in rütbe terfileri de askeri kariyerindeki istikrarlı yürüyüşünü yansıtır. Başarılı subay, 1966 yılında tuğgeneral rütbesine erişerek generallik makamına adım atmıştır. Dört yıl sonra, 1970 senesinde tümgeneralliğe yükseltilmiştir. Demirel'in askeri kariyerinin en önemli dönüm noktası ise 1974 yılındaki Kıbrıs Harekâtı olmuştur. Bu tarihi harekat esnasında 39. Piyade Tümeni Komutanı unvanıyla bilfiil cephede bulunmuştur. Sahadaki sevk ve idare yeteneğiyle dikkat çekerek aynı yıl korgeneralliğe terfi ettirilmiştir. Bu rütbeyle birlikte Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevi de kendisine tevdi edilmiştir. 1978 yılına gelindiğinde ise orgeneral rütbesine terfi ederek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst komuta kademelerinden birine ulaşmıştır. Demirel, orgenerallik döneminde Harp Akademileri ile 2. Ordu Komutanlığı görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir.
12 Eylül Askerî Müdahalesi ve Sonrası
Türkiye'nin siyasi çalkantılarla sarsıldığı 1980 yılında Demirel, son derece stratejik bir askeri konumda bulunmaktaydı. 12 Eylül Darbesi gerçekleştirildiğinde kendisi 2. Ordu Komutanı olarak görevini yürütmektedir. Sürecin doğrudan içinde yer alan Demirel, 1982 yılında üniformasını çıkararak emekli olmuştur. Askerlik yaşamının sonlanmasının hemen ardından sivil alanda da mühim bir görev üstlenmiştir. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in danışman kadrosuna katılmış ve bu danışmanlık vazifesini 1986 yılına dek kesintisiz sürdürmüştür. Gösterdiği başarılar ve hizmetlerinin bir nişanesi olarak, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Lefkoşa'da bulunan Bedrettin Demirel Caddesi onun aziz hatırasını yaşatmaktadır.
Tarihe Geçen Özeleştiri ve Hukuki Etkileri
Bedrettin Demirel'i diğer darbe dönemi komutanlarından ayıran en belirgin özellik, samimi özeleştirileridir. Hayatının son demlerinde, Milliyet gazetesi yazarı Yener Süsoy ile ses getiren bir söyleşi gerçekleştirmiştir. Bu röportajda, 12 Eylül müdahalesinin daha sonra ana rotasından saparak sağ kulvara kaydığını itiraf etmiştir. Atatürkçü çizgiden ödünler verildiğini açık yüreklilikle beyan eden Demirel, "Gelecek kuşaklar bizi lanetleyecek" ifadesini kullanarak tarihe geçmiştir. Ayrıca müdahalenin gerçekleştirilme zamanlamasına yönelik de çarpıcı değerlendirmelerde bulunmuştur. Darbenin bilerek geciktirildiğini savunan Demirel, kendisi kalsa harekatı en az bir yıl önce yapacağını ve bu gecikme yüzünden bir yıl boyunca boş yere kan aktığını ifade etmiştir. Arkadaşlarının çoğunun ise darbenin olgunlaşmasını ve halk nezdinde kabul görmesini beklemeyi tercih ettiğini dile getirmiştir.
Demirel'in bu itirafları, vefatından yıllar sonra açılan davalarda başat delillerden birine dönüşmüştür. Nitekim 2012 yılında hazırlanan 12 Eylül İddianamesi kapsamında onun bu sözleri doğrudan temel dayanak yapılmıştır. Savcılık makamı, Demirel'in açıklamalarını darbecilerin planlı bir şekilde beklediklerinin kanıtı saymıştır. İddianamede şu tespitlere yer verilmiştir:
- Şüphelilerin darbe kararı için en az bir yıl önceden zemin kolladıkları anlaşılmaktadır.
- Askeri müdahalenin toplum nezdinde meşruiyet kazanması adına kaos ve terör olaylarının üzerine bilinçli gidilmemiştir.
- Koşulların tam anlamıyla olgunlaşması beklenerek darbe yapmak adına en uygun an gözetilmiştir.
Bu ifadeler, darbenin lider kadrosunda yer alan Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya aleyhine hazırlanan iddianamenin en can alıcı kısımlarını oluşturmuştur.
