Türk sanat dünyasının en saygın ve etkili isimlerinden biri olan usta oyuncu Ayten Gökçer, 26 Ocak 1940 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Sanat hayatına bale eğitimiyle başlayan ve ardından yarım asrı aşan oyunculuk kariyeri boyunca sahnede devleşen efsanevi isim, Türkiye'nin kültür ve sanat hafızasında silinmez izler bıraktı. Tiyatro sahnelerindeki eşsiz yeteneği ve aldığı sayısız prestijli ödülle adını sanat tarihine altın harflerle yazdıran bu kıymetli şahsiyet, 14 Mayıs 2024 günü İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Kendine özgü duruşu ve sahne enerjisiyle tanınan usta sanatçı, ömrünü adadığı tiyatro sanatında canlandırdığı her karaktere ruh vererek izleyicilerin derin sevgisini kazandı.
Sanatla Filizlenen Bir Gençlik ve Sahneye İlk Adımlar
Hayatının henüz çok erken bir döneminde, henüz iki yaşındayken annesinin evi terk etmesiyle çocukluk yıllarında büyük bir burukluk yaşayan Gökçer, teselliyi ve geleceğini sanatın büyülü dünyasında buldu. İçindeki sanat aşkıyla yöneldiği ilk alan bale oldu. 1953 yılında adım attığı Ankara Devlet Konservatuvarı'nın bale bölümünde yeteneğini geliştiren başarılı sanatçı, sahne üzerindeki zarafetiyle kısa sürede fark edildi. Bale eğitiminin kazandırdığı disiplin ve estetik anlayışı, onun ilerleyen yıllarda sergileyeceği eşsiz tiyatro performanslarının da en sağlam temel taşı haline geldi.
Takvimler 1958 yılını gösterdiğinde ise hayalini kurduğu büyük adımı atarak Devlet Tiyatroları sanatçı kadrosuna dahil oldu. Bu gelişme, Türk tiyatrosunun en parlak dönemlerinden birinin de başlangıcıydı. Beyaz perdeye ilk adımını ise 1965 yılında Metin Erksan yönetmenliğinde çekilen ve Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından biri sayılan Taçsız Kral adlı sinema filmiyle attı. Sinema sektörünün ışıltılı dünyasına rağmen, onun kalbi her zaman canlı performansın ve seyirciyle doğrudan bağ kurmanın yüceliğine inandığı tiyatro sahneleri için attı. Bu yüzden sinema çalışmalarını sınırlı tutarak ağırlığı her daim tiyatroya verdi.
Zirveye Uzanan Başarılar ve Efsanevi Karakterler
Ayten Gökçer'in adını Türk tiyatro tarihine silinmez bir şekilde kazıyan en büyük dönüm noktası, Haldun Taner'in kaleme aldığı ve efsanevi yönetmenlerin sahneye koyduğu Yedi Kocalı Hürmüz müzikali oldu. Bu dev yapıtın başrolü olan "Hürmüz" karakterine hayat veren sanatçı, sadece oyunculuğuyla değil, dansı ve şarkıları yorumlayış tarzıyla da izleyicileri büyülemeyi başardı. Müzikaldeki eşsiz başarısı, dönemin ünlü gazino patronu Fahrettin Aslan'ın da dikkatinden kaçmadı. Aslan tarafından meşhur Maksim Gazinosu sahnelerinde şarkı sahnelerinde şarkı söylemesi için yapılan astronomik teklifi tiyatroya olan tutkusu ve sanatsal çizgisi nedeniyle hiç düşünmeden reddetti.
Sanatçı, kariyerinde yalnızca oyunculukla yetinmeyip yönetmenlik koltuğuna da oturdu. 1999 tiyatro sezonunda büyük yankı uyandıran Balerin adlı tiyatro oyununu başarıyla sahneye koydu. Sahne tozunu hiç yutmadan üretmeye devam eden yıldız, kariyeri boyunca şu unutulmaz eserlerde de önemli roller üstlendi:
- Zülfiye Zülfü
- Yılın Kadını
- Ustalar Sınıfı
Sanata yaptığı değerli katkıları ve eşsiz yorumbilgisi sayesinde 1988 yılında en üst düzey onur olan Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü. Uzun yıllar boyunca sadece tiyatro izleyicileri tarafından alkışlanan sanatçı, 1999 yılında Türk televizyon tarihine damga vuran efsanevi yapım Yılan Hikâyesi dizisindeki roluyle geniş kitlelerin evlerine konuk oldu.
Çalkantılı Günler, Aile Yaşamı ve Son Yolculuk
Sanatçının sakin ve üretken yaşamı, 5 Aralık 2012 tarihinde katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözlerle büyük bir tartışma sürecine girdi. Yayında dile getirdiği, askere karşı duyduğu güveni, ordu sağduyusuna olan inancını ve 12 Eylül Darbesi'nin ülkede en kansız müdahalelerden biri olduğuna dair iddialı açıklamaları dönemin medyası ve kamuoyunda büyük bir tepki dalgasına yol açtı. Yaşanan bu gelişmelerden sonra usta sanatçı ekranlardan ve göz önündeki yapımlardan tamamen uzaklaştırıldı.
Özel hayatında ise kendisi gibi Türk tiyatrosunun anıtsal isimlerinden biri olan usta oyuncu Cüneyt Gökçer ile uzun ve saygı dolu bir evlilik yürüttü. Bu birliktelikten Aslı adını verdikleri bir kız evlada sahip oldular. Yaşamının son dönemlerinde sağlık sorunları yaşayan Gökçer, 14 Mayıs 2024 günü İstanbul'da inme nedeniyle hayata veda ettiğinde 84 yaşındaydı.
Vefatının ardından düzenlenen cenaze töreni, kültür ve siyaset dünyasını bir araya getirdi. İstanbul Zincirlikuyu Camii'nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlanan usta sanatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda hayat arkadaşı Cüneyt Gökçer'in yanına defnedildi. Törende sanatçının kızı Aslı Gökçer Oba, damadı Kerem Oba ve sevgili torunları taziyeleri kabul etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül, Devlet Tiyatrolari Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile Ahmet Uğurlu, Zerrin Tekindor, Behzat Uygur, Işıl Yücesoy ve Gülenay Kalkan gibi çok sayıda tanınmış isim bu acı günde aileyi yalnız bırakmayarak usta oyuncuya son görevlerini yerine getirdi.
