Hem eczacılık mesleğiyle hem de Türkiye pop müzik tarihindeki unutulmaz eserleriyle tanınan Attila Atasoy, 10 Aralık 1953 tarihinde Muğla'da dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk yıllarını Marmaris ve Antalya'nın huzurlu atmosferinde geçiren sanatçı, ilk gençlik yıllarında ise Ankara'nın hareketli kültürel ortamında yetişti. Eğitim hayatını başarıyla sürdürerek Eczacılık Yüksek Okulu'ndan mezun olan Atasoy, asıl büyük tutkusu olan müzikle yaşamını şekillendirdi. Genç yaşlardan itibaren tiyatro, dans ve müzik eğitimiyle donanarak çok yönlü bir sanatçı kimliği kazandı. Hem bestekar, hem söz yazarı hem de güçlü bir yorumcu olarak müzik dünyasında kendine sarsılmaz bir yer edindi.
Çocukluktan Sahne Işıklarına İlk Adımlar
Müzik yolculuğuna henüz beş yaşındayken mandolin çalarak başlayan sanatçı, küçük yaşlardan itibaren bu alandaki yeteneğini kanıtladı. İlkokul yıllarında katıldığı Ses ve Oyun Gücü Yarışması'nda birincilik elde ederek dikkat çeken çocuk yetenek, "Çoban" isimli müzikalde başrolü üstlendi. Öğrenim hayatı boyunca boş durmayan Atasoy, sahne ve müzik sanatlarının pek çok dalında aktif çalışmalar yürüttü. Bu süreçte şu alanlarda kendini geliştirdi:
- Tiyatro ve müzikaller
- Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği
- Bale, modern dans ve halk dansları
Birçok farklı enstrümanı denedikten sonra en nihayetinde gitarda karar kıldı. Gitara olan ilgisi, onun kendi şarkılarını bestelemeye başlamasına da vesile oldu.
Televizyon ve kamera dünyasıyla ilk kez 1971 senesinde tanışan genç yetenek, Hıncal Uluç tarafından sunulan "Bil Bul" adlı yarışmada boy gösterdi. Bu ekran tecrübesinin ardından, 1972 yılında yapımcılığını Yavuz Gökmen'in üstlendiği bir müzik-eğlence programı sayesinde profesyonel olarak besteci ve şarkıcı sıfatıyla izleyicilere tanıtıldı. Ankara Radyo ve Televizyonu çatısı altında başlayan bu süreçte, solo ve toplu çok sayıda program gerçekleştirdi. Bu programlarda yalnızca kendi özgün bestelerini icra etmekle kalmadı, aynı zamanda geleneksel halk müziklerini modernize etti ve Türk Sanat Müziği orkestrasyon denemelerini başarıyla sahneye taşıdı.
Bu verimli dönemde sanatçı, müzik dünyasının çok değerli isimleriyle çalışma fırsatı buldu. Selim Atakan, Pepe Cursi, Şerif Yüzbaşıoğlu, Mehmet Erenler, Erol Sayan, Melahat Pars ve Hasan Cihat Örter gibi usta isimlerle ortak projelere imza attı. Müzikal birikimini iyice zenginleştiren Atasoy, 1974 yılında dinleyicilerle buluşan "Anam / Cüce" adlı ilk 45'lik plağını doldurarak profesyonel diskografisini resmen başlattı.
Eurovision Macerası ve Küresel Başarılar
Türkiye genelinde geniş bir dinleyici kitlesi tarafından tanınması ise 1975 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemeleri sayesinde gerçekleşti. Yarışmada seslendirdiği ve büyük beğeni toplayan Dilenci isimli şarkısıyla ikinci sırayı elde etti. Bu parça, dönemin efsanevi müzik dergisi Hey tarafından "Ümit Veren Şarkıcı" ödülüne layık görülmesini sağladı. Atasoy, 1979 yılına gelindiğinde ise Ayşe Mine ve Dağhan Baydur ile bir araya gelerek Eurovision Türkiye seçmelerinde şansını tekrar denedi. Finale yükselmeyi başaramayan bu üçlü ekip, hazırladıkları ortak şarkılardan oluşan Hopşirinini adlı bir EP çalışması yayınlayarak müzikseverlerin beğenisine sundu.
Başarı dolu bu yılların ardından sanatçı, 1979 ile 1980 yılları arasında vatan borcunu ödemek üzere orduya katıldı. Askerlik görevini yedek subay eczacı rütbesiyle yerine getiren Atasoy, dönüşünde müzikal üretimine kaldığı yerden devam etti. Sanatçının başarısı sadece ülke sınırları ile kısıtlı kalmadı. Müzik kariyerinde ulaştığı uluslararası başarılar kapsamında birçok ülkeden ödüllerle dönmüştür:
- Tunus
- Bulgaristan
- İsveç
Özellikle 6 Haziran 1982 tarihinde Bulgaristan sınırları içerisindeki Slanchev Briag kasabasında gerçekleştirilen 18. Altın Orfe Müzik Festivali'nde ülkemizi başarıyla temsil etti. Festivalde Fırtına ve Like Bird adlı eserleri seslendiren Attila Atasoy, jüri tarafından takdir edilerek iki adet özel ödülle Türkiye'ye döndü.
Geri Dönüş, Edebi Eserler ve Son Yılları
Sanat dünyasındaki etkisini sürdüren besteci, 1987 yılında müzikseverlerle buluşturduğu Farzet ki Ben Seni Hiç Tanımadım isimli unutulmaz şarkısıyla müzik listelerinde yeniden adından söz ettirmeyi başardı. Bu büyük çıkıştan iki yıl sonra, 1989'da düzenlenen prestijli Altın Güvercin Şarkı Yarışması'nda yine adından bahsettirdi. Sözlerini ve müziğini bizzat kendisinin hazırladığı ve Erdal Çelik'in eşsiz yorumuyla hayat bulan Yaz Yağmuru adlı bestesi, yarışmada üçüncülük derecesine layık görüldü.
Özel hayatına dair detaylara bakıldığında sanatçı, 1994 senesinde dünya evine girdi. Beş yıl süren ve 1999 yılında sona eren bu evlilikten 1995 doğumlu Ada adında bir kız çocuğu dünyaya geldi.
Zaman geçtikçe mesleki tercihlerinde de değişiklikler yaşayan popüler yorumcu, uzun yıllar icra ettiği eczacılık mesleğine 2011 yılında itibaren son verdi. Sahne ve müzik çalışmalarını ise günümüzde de zaman zaman sürdürmeye devam ediyor. Sanatının yanına yazarlığı da ekleyen Atasoy, dünya seyahatlerinden derlediği anılarını ve gezi notlarını bir araya getirdi. Düş Peşime ismini taşıyan bu ilk seyahat kitabı, Mayıs 2016 tarihinde raflardaki yerini alarak okurların beğenisine sunuldu.