Müzik dünyasının sınırları aşan en önemli yeteneklerinden biri olan Atilla Şereftuğ, 1950 yılında memur bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Türk ve İsviçreli besteci, yapımcı, aranjör ve piyanist kimlikleriyle küresel müzik arenasında silinmez izler bırakan usta sanatçı, özünde taşıdığı doğuştan gelen müzikal dehasını henüz 4,5 yaşında İstanbul Konservatuvarı'na kabul edilerek tescilledi. Henüz yedi yaşındayken verdiği ilk piyano konseriyle gelecekteki büyük başarılarının habercisi olan Şereftuğ, çocuk yaşta başladığı bu zorlu yolculukta kısa sürede Avrupa'nın ve dünyanın en prestijli müzik sahnelerine ulaşmayı başardı.
Uluslararası alanda adından söz ettiren sanatçı, müzikal kariyeri boyunca pek çok farklı rolü başarıyla üstlenmiştir. Şereftuğ'un uzmanlaştığı başlıca alanlar şunlardır:
- Bestecilik
- Piyanistlik
- Aranjörlük
- Yapımcılık
Harika Çocukluktan Avrupa Sahnelerine Uzanan Yolculuk
Müzik hayatına adeta emekleme döneminde adım atan sanatçı, küçük yaşlardan itibaren büyük bir disiplinle çalıştı. Henüz 12 yaşındayken profesyonel bir müzik grubunda piyanist olarak tuşlara dokunmaya başladı. Bu erken dönem tecrübesi onun ufkunu genişletti. Sadece iki yıl sonra, 14 yaşına geldiğinde Türkiye'nin efsanevi seslerinden Tülay German'ın hem piyanisti hem de aranjörü olarak görev üstlendi. Bu iş birliği ona büyük bir tecrübe kazandırdı. Genç bestecinin yeteneği sınırları aşmakta gecikmedi. Henüz 19 yaşında genç bir delikanlıyken büyük bir Avrupa turnesine çıktı. Bu turne hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Avrupa'nın müzikal havasını soluduktan sonra, 1974 yılında temelli olarak İsviçre'ye yerleşme kararı aldı. Sanatçı, İsviçre'de Bern'de bulunan ünlü caz konservatuvarına girerek caz müziğinin teorik ve pratik derinliklerine daldı.
Eurovision'da Tarih Yazan Melodiler
İsviçre'de kurduğu yeni yaşamında müzikal üretimlerine hız kesmeden devam eden Atilla Şereftuğ, bu dönemde şarkı sözü yazarı Nella Martinetti ile çok verimli bir ortaklığa imza attı. İkilinin ortaklaşa ürettiği ve Şereftuğ'un bestelediği iki özel eser, İsviçre adına Eurovision Şarkı Yarışması'nda sahne alma hakkı kazandı. Bu eserlerden ilki, 1986 yılında düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması'nda hayat buldu. Şereftuğ'un bestelediği ve Daniela Simmons'ın seslendirdiği 'Pas pour moi' adlı şarkı, ülkeye büyük bir gurur yaşatarak yarışmada ikinci sırayı elde etti. Bu başarı sadece bir başlangıçtı. Asıl büyük zafer ise iki yıl sonra gelecekti. 1988 yılındaki yarışmada İsviçre'yi temsil eden şarkının bestesi yine Atilla Şereftuğ'a aitti. Genç ve henüz dünya çapında tanınmayan Celine Dion tarafından seslendirilen 'Ne partez pas sans moi' adlı bu efsanevi beste, İsviçre'yi zirveye taşıdı. Ülke, yarışmanın ilk kez düzenlendiği 1956 yılındaki birinciliğinin ardından, tam 32 yıl sonra ikinci kez birincilik tahtına oturdu. Bu unutulmaz birincilik, Celine Dion'un dünya starı olma yolundaki kariyerinin de en büyük sıçrama noktası olarak kabul edilir.
Müzikle Şekillenen Aile Bağları
Sanatçının özel yaşamı da yine müzikle iç içe şekillendi. Atilla Şereftuğ, Eurovision sahnesinde birlikte ikincilik elde ettiği ünlü yorumcu Daniela Simmons ile 1991 yılında hayatını birleştirdi. Çiftin mutlu birlikteliği, evliliklerinden bir yıl sonra taçlandı. 14 Aralık 1992 tarihinde çiftin, Jason adını verdikleri oğulları dünyaya gözlerini açtı. Sanatçının aile tarihindeki tek müzisyen kendisi değildi. Erkek kardeşi Faruk Şereftuğ da Türk rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca'nın Apaşlar grubunda bas gitaristlik yapmaktaydı. Ancak Şereftuğ ailesi, 2003 yılında büyük bir trajedi yaşadı. Faruk Şereftuğ, bu karanlık yılda gerçekleştirilen bir saldırı sonucu öldürüldü. Yaşanan bu büyük acıya rağmen Atilla Şereftuğ, geride bıraktığı onlarca ölümsüz beste, aranje ve yetiştirdiği değerlerle adını hem Türk hem de İsviçre müzik tarihine altın harflerle yazdırmayı başardı.