Seçkin bir İtalyan ailesinin oğlu olan ressam Amadeo Preziosi, hukuk kariyerini reddederek tutkusunun peşinden gitmiştir. 1842 yılında yerleştiği İstanbul'da, Doğu dünyasının büyüleyici atmosferini eşsiz suluboya çalışmalarıyla ölümsüzleştirmiştir. Sanatçı, 1840-1870 yılları arasında Türk resminin Avrupa'daki yegane temsilcisi olmuştur. Sokak satıcılarından muhteşem Boğaziçi manzaralarına kadar çok geniş bir yelpazede eserler üreterek Doğu kültürünü Batı'ya tanıtmıştır. Babasının baskılarına rağmen resim tutkusundan vazgeçmeyen ressam, iki yıllığına geldiği bu kadim şehre tamamen yerleşmiştir. Ömrünün sonuna kadar burada kalarak üretmeye devam etmiştir. Hatta Sultan II. Abdülhamid döneminde saray ressamlığına kadar yükselerek Osmanlı sanat tarihine adını yazdırmıştır.
Hukuk Sıralarından Sanatın Zirvesine
Preziosi ailesinin kökleri, Doğu Akdeniz'deki korsanlık faaliyetleriyle bilinen Korsikalı asil bir soya dayanmaktadır. Ailenin tarih sahnesine çıkışı ise oldukça görkemlidir. Sicilya yönetimi, 1718 yılında İspanyol ablukasını kırmak amacıyla Malta Şövalyeleri'nden yardım talep etmiştir. Bu davete katılan Giuseppe Preziosi, Sicilya donanmasıyla birlikte kuşatmayı yarmayı başarmıştır. Kral II. Vittorio Amadeo, bu büyük kahramanlığı sebebiyle ona kontluk unvanı vermiştir. Sonrasında aile Malta adasına yerleşmiştir. Bu soylu hanedanın üyesi olan Amadeo, 2 Aralık 1816 tarihinde İngiliz sömürgesi altındaki Valletta'da doğmuştur. Gençlik yıllarını babası Gio Francesco'nun yanında geçiren sanatçı, babasının zoruyla hukuk eğitimi almaya başlamıştır. Ancak resim sevgisi hukuktan üstün gelmiştir. Bunun üzerine ünlü ressam Giuseppe Hyzler'in atölyesinde çalışmaya başlamıştır. Daha sonra kardeşi Léandro ile birlikte Paris'e giderek Ecole des Beaux Arts bünyesinde eğitim almıştır.
İstanbul Düşü ve Doğu ile Kucaklaşma
Paris yıllarında Romantik akım zirvedeydi. Doğu'nun saf ve doğal yaşamına duyduğu özlemle yanıp tutuşan ressam, radikal bir adım atmıştır. Temmuz 1842'deki ön inceleme gezisinden sonra, 28 Eylül 1842'de Eurotas gemisiyle Malta'dan ayrılmıştır. Böylece II. Mahmut döneminin sonlarında İstanbul'a doğru yelken açmıştır. Yolculuk günlüğüne şarkın kendisi için bir yeniden doğuş olacağını coşkuyla yazmıştır. Sadece iki yıl kalmayı planladığı bu şehre ilk görüşte aşık olmuştur. Babasının ölümünden sonra ülkesine geri dönmeyi kesinlikle reddetmiştir. Rum asıllı Osmanlı kadını Iphygenie Marchant ile evlenerek buraya kök salmıştır. Çiftin bu evlilikten dört çocuğu dünyaya gelmiştir. Ailenin Hamalbaşı Sokak 14 numaradaki kışlık evi, ressamın ilham kaynağı ve stüdyosu olmuştur. Preziosi, diğer Avrupalı ressamların aksine İstanbul halkını ve onların renkli geleneklerini kalpten benimsemiştir. 1867 Paris Uluslararası Sergisi'ndeki Osmanlı Pavyonu'nda eserlerini bir Türk sanatçısı kimliğiyle sergilemiştir. Nitekim yazar Adolphe Thalasso da eserinde onu kentin tek Türk resim temsilcisi saymıştır.
Kariyerinin Zirvesi, Romanya Seferleri ve Trajik Son
Ustanın eserleri, İstanbul tipleri ve şehir manzaraları olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır. Zengin Osmanlı toplumunun her kesimini büyük bir hassasiyetle tuvallerine yansıtmıştır:
- Arzuhalciler, fırıncılar, sokak satıcıları ve askerler
- Arnavut, Rum, Ermeni ve Yahudi topluluklarının özgün portreleri
- Boğaziçi, Haliç, mesire alanları ve çarşıların pitoresk tasvirleri
Farklı millet ve mesleklerden insanları günlük yaşamlarında canlı renklerle resmetmiştir. Bu suluboya tablolar, kente gelen Avrupalı seyyahların en kıymetli seyahat hatıraları arasına girmiştir. Ayrıca Lemercier yayınevi tarafından basılan renkli taş baskı albümleri de büyük ilgi görmüştür. Kırım Savaşı sırasında Batı basınının isteğiyle ordu birliklerini ve savaş gemilerini de tuvale aktarmıştır. 1869 yılında İstanbul'u ziyaret eden Galler Prensi Albert Edward da sanatçının Beyoğlu'ndaki atölyesini ziyaret etmiştir. Prens, beğendiği iki adet tabloyu satın alarak İngiliz Kraliyet koleksiyonuna dahil etmiştir. Ana dilinin yanı sıra kusursuz Fransızca, İngilizce ve Rumca konuşan ressam, elçiliklerde tercümanlık yapmıştır. Prens Carol I'in özel davetiyle iki kez Romanya'ya giderek oranın manzaralarını da resmetmiştir. Bükreş'te yaptığı bu çalışmalar, ölümünün ardından Bükreş Belediye Müzesi'nde sergilenmeye başlanmıştır. Hayatının son döneminde saray ressamı olan Amadeo Preziosi, 24 Eylül 1882'de Yeşilköy'deki av partisi dönüşünde talihsiz bir kaza geçirmiştir. Tüfeğinin kazara ateş alması sonucu göğsünden yaralanan sanatçı, üç gün sonra 66 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Yeşilköy San Stefano Katolik Mezarlığı'na defnedilen sanatçının en ünlü dükkan tasviri ise bugün Paris Louvre Müzesi'ndedir.
.jpg?width=640)