Gazeteci ve yazar Ali Suavi, 1839'da İstanbul'da doğdu. Çankırılı kâğıt tüccarı Hüseyin Ağa'nın oğlu olan aydın, 19. yüzyılın en hareketli siyasi figürlerinden biridir. Fikirleri ve eylemleriyle derin izler bırakan yazar, 20 Mayıs 1878'de Çırağan Sarayı'nı basarak padişah Abdülhamit II'e karşı darbe yapmaya kalkıştı. Fakat bu girişim sırasında Beşiktaş karakol komutanı Yedi Sekiz Hasan Paşa'nın indirdiği sopa darbesiyle otuz dokuz yaşında hayatını kaybetti. Dramatik ömrüne sürgünler ve muhalif yayınlar sığdırdı.
Medreseden Sürgüne Ulaşan Memuriyet ve Eğitim Yılları
Genç Suavi, ilköğrenimini tamamlamak için Davutpaşa'da bulunan rüştiyeye girdi. Buradaki eğitiminin ardından Şehzadebaşı Camii'nin medresesinde din ve genel kültür dersleri almaya başladı. Henüz on yedi yaşındayken, 1856 senesinde babasıyla birlikte Mekke'ye giderek hac vazifesini yerine getirdi. Medrese yıllarında Arapça ve Farsçayı ana dili gibi öğrenen Suavi, ilerleyen zamanlarda sürgüne gönderileceği Avrupa topraklarında ise Fransüzca ve İngilizceyi de öğrenerek kültür haznesini zenginleştirdi. İstanbul'daki bir askerlik şubesinde kâtip olarak çalışarak devlet memurluğuna ilk adımını attı.
Bu görevinde üç yıl boyunca hizmet ettikten sonra, öğretmen alımı için açılan sınavda başarı göstererek "muallimi evvel" oldu. 1858 yılında Simav'da yer alan Kuşu Medresesinde hocalık yapmaya başladı. Bir süre sonra atandığı Bursa'daki rüştiyede öğretmenlik yaparken, aynı zamanda Bursa Ulu Cami kürsüsünden halka vaazlar verdi. 1864 ile 1866 yılları arasında ise idari vazifelerle Rumeli topraklarında bulundu ve Filibe'deki okulda dersler vermeyi sürdürdü.
Batı tarzındaki okulda çalışmasına rağmen geleneksel sarığını başından hiç çıkarmadı. Konferanslar verip camilerde vaazlar düzenlerken, Yeşiloğlu Camii'ndeki saray karşıtı hitapları nedeniyle mülki idare amiri tarihçi Ali Bey ile arası açıldı ve neticede buradaki görevinden uzaklaştırıldı. İstanbul'a 1866'da dönen Suavi, Şehzadebaşı Camii'nde vaaz vermeyi sürdürdü. 1867 Ocak ayından itibaren Muhbir gazetesinde yazarak basın hayatına girdi. Gazetenin 32. sayısındaki siyasi makalesi yüzünden Kastamonu'ya sürgün edildi.
Avrupa'da Gazetecilik ve Türkçülük Fikirlerinin Olgunlaşması
Padişah Abdülaziz ile arası açılan Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa, siyasi görüşleri sebebiyle sürgün kararı verilmiş Namık Kemal ve Ziya Paşa ile birlikte Ali Suavi'yi de Paris'e davet etti. Üç aydın gizlice memleketten kaçıp Marsilya'da buluşarak 30 Mayıs 1867'de Paris'e ulaştılar. Abdülaziz'in Fransa ziyareti öncesinde Fransız hükümetinin talebi üzerine Londra'ya geçmek zorunda kaldılar. Burada Mustafa Fazıl Paşa'nın maddi desteğiyle 31 Ağustos 1867'de Muhbir gazetesini yeniden çıkarmaya başladılar.
Muhbir gazetesinde elli sayı boyunca yazan Suavi'nin aşırı sert üslubu, Osmanlı sarayı ile uzlaşmak isteyen Mustafa Fazıl Paşa'yı memnun etmedi. Maddi desteğin kesilmesiyle gazete 1868 yılının Kasım ayında kapandı. Bunun akabinde, Londra'da Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından çıkarılan Hürriyet gazetesinde yazmaya başladı. İngiltere'de Mary adında bir İngiliz hanım ile hayatını birleştiren Suavi, 1869 senesinde Fransa'ya geçerek Ulum gazetesini kurdu.
Yeni yayın organında Türkçülük hareketine öncülük eden yazılar kaleme aldı. Lakin Fransa-Prusya savaşının patlak vermesi ve Paris'in kuşatılması yüzünden gazete 25. sayısında kapandı. 1872'de çıkan genel aftan yararlanmak istese de kendisine İstanbul dışında yaşama şartı konulduğundan dönmeyip Paris'te kaldı. Nihayet 1876 yılında tahta çıkan II. Abdülhamit'in verdiği izinle memleketine dönebildi.
Galatasaray Lisesi Müdürlüğü ve Çırağan Baskını
Yurda döndükten sonra eski sadrazam Mithat Paşa aleyhindeki yazılarıyla padişahın teveccühünü kazandı. Bu sayede Yıldız Sarayı Kütüphanesi Müdürü yapılan yazar, Şubat 1877'de Galatasaray Sultanisi müdürlüğüne atandı. Maarif Nazırı Münif Paşa ile yaşadığı derin anlaşmazlıklar sebebiyle 28 Ekim 1877'de görevden alındı. Bu azil kararı, onun saray yönetimine karşı şiddetli bir muhalefete girişmesine yol açtı.
İşsiz kaldığı dönemde Rumeli göçmenlerinden oluşan birkaç yüz kişilik grubu örgütledi. Planı, örgütlediği bu kuvvetlerle birlikte 20 Mayıs 1878 günü Çırağan Sarayı'nı basarak padişah II. Abdülhamit'i tahtından indirmek ve yerine daha liberal olduğunu düşündüğü V. Murat'ı geçirmekti. Ancak bu darbe girişimi, Beşiktaş karakol komutanı Yedi Sekiz Hasan Paşa'nın müdahalesiyle bastırıldı. Başından ağır sopa darbeleri alan Suavi, otuz dokuz yaşında yaşamını yitirdi. Çatışmada adamlarından yirmi bir kişi öldü.
Yıldız Sarayı civarına defnedilen aydının eşi Mary, evdeki belgeleri yaktıktan sonra Londra'ya kaçtı. Kendi ifadesine göre 127 kitap yazan Ali Suavi'nin eserlerinin çoğu basılmamış veya kaybolmuştur. Bugün geriye 14 kitabı ile çevirdiği 4 eseri kalmıştır. En bilinen çalışmaları şunlardır:
- Kamus Ül-Ulum Vel-Maarif (1870, Batı tarzındaki ilk Türkçe ansiklopedi girişimidir)
- Hive (1873, Paris'te basılmıştır)
- Nasıreddin Chah d’Iran (1873)
- Devlet Yüz On Altı Buçuk Milyon Lira Borçtan Kurtuluyor (1875)
- Montenegro-A Propos De L'Herzegovine (1876)
- Taharriyat-ı Suavi alâ Tarih-i Türk, Saydu’l Mefkûd
- Defter-i Âmâl-i Ali Paşa / Ali Paşa'nın Siyaseti (1907)
- Hukuk-üş Şewari (1908)
