Türk askeri tarihinin dönüm noktalarına tanıklık etmiş ve hem Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında kritik görevler üstlenmiş olan Ali Fuat Erden, 1882 yılında dünyaya geldi. Stratejik cephelerde ve idari kademelerde önemli roller üstlenen Erden, bilhassa Harp Akademileri Komutanlığı dönemindeki hizmetleriyle bilinir. 12 Mayıs 1957 tarihindeki vefatına kadar ömrünü vatan hizmetine adayan komutanın hayatı, cephelerden askeri akademisyenliğe uzanan zengin bir başarı hikayesidir.
İmparatorluktan Cumhuriyete Uzanan Askeri Kariyer
Ali Fuat Erden, askeri eğitim hayatına Osmanlı İmparatorluğu'nun köklü kurumlarında başladı. Genç yaşta orduya katılmak amacıyla 1900 senesinde Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûnu başarıyla tamamlayan Erden, ardından eğitimine devam ederek 1904 yılında Mekteb-i Erkân-ı Harbiyeyi bitirdi. Aldığı bu üst düzey eğitimin hemen akabinde Yemen coğrafyasındaki askeri birliklerde ve çeşitli karargâhlarda aktif görevler alarak saha tecrübesi kazandı. Balkan Savaşı yıllarında ise 3. Kolordu bünyesinde kurmaylık yaptı. Bu dönemdeki askeri tecrübeleri, onun gelecekteki görevlerinde göstereceği başarılara zemin hazırladı.
Erden, uluslararası diplomasi ve askeri ilişkiler alanında da sorumluluklar üstlendi. Paris Askeri Ataşeliği görevini yürüterek Osmanlı'yı yurt dışında temsil eden deneyimli subay, Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Suriye bölgesine tayin edildi. Suriye'de Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın maiyetinde görev alarak 4. Ordu Kurmay Başkanlığı gibi son derece hassas ve kritik bir vazifeyi yürütti. Gösterdiği başarılar ona 1916 yılında miralay rütbesini kazandırdı. Rütbe artışının ardından 8. Kolordu komutan vekilliği vazifesine getirilen tecrübeli asker, 1917 senesinde ise İstanbul'a dönerek Harp Tarihi dairesine atandı. Birinci Dünya Savaşı süresince cephelerde ortaya koyduğu üstün gayret ve başarılar, sadece Osmanlı İmparatorluğu değil, aynı zamanda müttefik ülkeler olan Almanya ve Avusturya tarafından da takdir edildi. Bu doğrultuda kendisine çeşitli nişan ve madalyalar takdim edildi.
Milli Mücadele Dönemi ve Harp Akademileri Yılları
Osmanlı İmparatorluğu'nun savaştan yenik ayrılmasının ardından Anadolu'da başlayan bağımsızlık hareketine sessiz kalmayan Ali Fuat Erden, 1921 yılında Kurtuluş Savaşı saflarına katıldı. Milli Mücadele'nin başarıyla sonuçlanmasından sonra İzmir Müstahkem Mevkii komutan vekilliği makamına atanan Erden, bölgenin güvenliğinin tesis edilmesinde kritik roller oynadı. Ardından askeri kariyerinde yükselerek 1926'da mirliva rütbesine erişti.
Cumhuriyet ordusunun kurumsallaşması ve modern savaş taktiklerinin subaylara aktarılması sürecinde en büyük izini ise Harp Akademileri Komutanlığı döneminde bıraktı. 6 Nisan 1931 tarihinde atandığı bu saygın eğitim kurumu yöneticiliğini, 13 Mart 1943 tarihine kadar kesintisiz olarak tam on iki yıl boyunca sürdürdü. Türk ordusunun kurmay kadrosunu şekillendiren bu uzun soluklu görevi sırasında, 1937 yılındaki Trakya Manevrarı'na da bizzat katılım sağladı.
İkinci Dünya Savaşı ve Son Dönemi
İkinci Dünya Savaşı'nın tüm dünyayı kasıp kavurduğu 1941 yılında, Türkiye'nin askeri ve diplomatik dengeleri gözettiği kritik bir dönemde Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet ile birlikte önemli bir seyahat gerçekleştirdi. Bu seyahat kapsamında Doğu Cephesi'ni ziyaret eden Erden, Almanya Führeri Adolf Hitler ile de bir araya gelerek görüşmelerde bulundu. Savaşın gidişatını yerinde gözlemleyen bu ziyareti, dönemin askeri stratejileri açısından önem arz ediyordu.
Nihayetinde 1947 yılında orgeneral rütbesine terfi etti. Ertesi yıl ise emeklilik kararı aldı. Emeklilik yıllarını sessizlikle geçiren Ali Fuat Erden, 12 Mayıs 1957 tarihinde vefat etti. Cenazesi Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.
Ali Fuat Erden'in askeri kariyeri boyunca katıldığı ve yön verdiği başlıca askeri ve tarihi dönemler şunlardır:
- Balkan Savaşı (3. Kolordu bünyesinde kurmay görevleri)
- Birinci Dünya Savaşı (Suriye cephesinde 4. Ordu Kurmay Başkanlığı)
- Türk Kurtuluş Savaşı (Milli Mücadele saflarında katılım)
- İkinci Dünya Savaşı Dönemi (Doğu Cephesi heyet ziyareti ve Adolf Hitler görüşmesi)
