Türk milli mücadelesinin askeri ve siyasi mimarlarından olan efsanevi komutan Ali Fuat Cebesoy, Eylül 1882'de İstanbul'da dünyaya geldi. Zorlu dönemlerde üstlendiği stratejik görevlerle adını tarihe yazdıran bu büyük devlet adamı, 10 Ocak 1968'de yaşamını yitirdi. Babası İsmail Fazıl Paşa'nın başlangıçtaki tüm kararsızlığına ve muhalefetine rağmen orduya katılmakta kararlı davrandı. Genç yaşta adım attığı Harp Okulu sıralarında Mustafa Kemal Atatürk ile yollarının kesişmesi, ülkenin kaderinde belirleyici bir dönüm noktası oldu. Bu dostluk, sadece iki subayın arkadaşlığı değil, aynı zamanda küllerinden doğacak bir devletin kuruluş harcıydı. Cebesoy, askeri dehasıyla cephelerde parladı.
Cephelerden Diplomasiye Uzanan Şanlı Bir Askeri Kariyer
Genç subay Ali Fuat Cebesoy'un aktif kıta hizmetleri, görevlendirildiği Beyrut sınırlarında büyük bir hareketlilikle başladı. Tarihler 1908 yılını gösterdiğinde atandığı Roma Askeri Ateşeliği görevi, onun bu yoğun ve dinamik askeri yaşantısının nadir durgun dönemlerinden birini oluşturdu. Barış ortamı maalesef uzun sürmedi. 1911 yılında Trablus topraklarında savaşın ilk kıvılcımları çakar çakmaz, vatan savunması için bölgeye ilk koşan cesur subaylar arasında yerini aldı. Ardından patlak veren Balkan Savaşı sırasında Karadağ cephesinde, tarihi Yanya Kalesi savunmasında, Pista ve Pisani muharebelerinde düşmana karşı üstün başarılar gösterdi. Bu kahramanlıklar, askeri dehasını kanıtlıyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın zorlu ilk günlerinde ise tümen komutanı olarak görev aldığı Kanal Harekatı'nda sergilediği sevk ve idare yeteneğiyle dikkatleri üzerine çekti.
Milli Mücadele'de Kritik Kararlar ve Savaş Sonrası Dönem
Milli Mücadele ateşinin Anadolu'yu sardığı 1919 yılında, İstanbul Hükümeti'nin İçişleri Bakanlığı, Mustafa Kemal'in yetkisizliğini belirten haksız bir genelge yayımladı. Ali Fuat Paşa bu duruma sessiz kalmadı. Kendi kontrolündeki bölgede bulunan valilere ve mutasarrıflara derhal bir emir göndererek sadece kendisinden gelecek talimatlara göre hareket etmelerini bildirdi. Yurt sathında kurtuluşun anahtarı olan Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak cemiyetlerinin vakit kaybetmeden kurulması gerektiğini ilgililere kararlılıkla hatırlattı. Bu üstün vatansever çabaları tüm Anadolu'da büyük bir memnuniyet ve takdirle karşılandı. Sivas Kongresi sonrasında ise ulusal direnişin en kritik makamlarından biri olan Umum Kuvayı Milliye komutanlığı görevine layık görüldü. Milli Mücadele'nin bu parlak döneminde, kendisini çekemeyen bazı çevrelerin Çerkes Ethem taraftarı olduğu yönþndeki asılsız suçlamalarına maruz kalan Cebesoy, ayaklanmaların tamamen bastırılmasının ardından Ankara'ya çağrılarak kritik bir görevle görevlendirildi. Bu suçlamaların tamamen haksız ve temelsiz olduğu, ilerleyen yıllarda ortaya çıkan resmi belgelerle net bir şekilde kanıtlandı. Ankara hükümeti tarafından Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla Moskova Büyükelçiliği görevine atanan başarılı komutan, Mustafa Kemal Atatürk'ün hassas talimatlarını büyük bir titizlikle yerine getirdi. Bu zorlu diplomatik misyonu başarıyla tamamladı. Cebesoy, 10 Mayıs 1921 tarihinde Ankara'ya geri dönerek Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif siyasi çalışmalarına başladı. Meclis bünyesinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığı görevini üstlenerek kurumsallaşma sürecine katkı sağladı.
Cumhuriyet Dönemi Siyaseti ve Meclis Başkanlığı
Yeni devletin kuruluşunun ardından, 1925 yılında kurulan ve ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucu kadrosu içinde yer aldı. Ancak siyasi yaşamı fırtınalı gelişmelere sahne oldu. 1926 senesinde patlak veren üzücü İzmir Suikastı hadisesi nedeniyle haksız yere tutuklanan Ali Fuat Paşa, yargılama sürecinin sonunda tamamen beraat etti. Siyasi arenadan bir süre uzak kalan Cebesoy'un ikinci parlak siyaset dönemi, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı makamına seçilmesiyle yeniden başladı. Milletvekili seçilerek yeniden Meclis sıralarına dönen tecrübeli devlet adamı, 1939-1943 yılları arasında yürütmüş olduğu Bayındırlık Bakanlığı göreviyle ülkenin kalkınmasına hizmet etti. Bunun yanı sıra, 1947-1950 yıllarını kapsayan dönemde yürüttüğü TBMM Başkanlığı makamında tarafsız ve birleştirici duruşuyla Türk parlamento tarihine geçti. Hayatı boyunca vatanına hem askeri cephede hem de sivil yönetimde en üst kademelerde gururla hizmet eden bu efsanevi lider, geride silinmez izler bıraktı.
Ali Fuat Cebesoy'un Eserleri
Askeri ve siyasi birikimlerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla kaleme aldığı tarihi vesika niteliğindeki kitapları, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına ve Atatürk ile olan dostluğuna ışık tutan en önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu yapıtlar büyük ilgi gördü.
- Birüssebi - Gazze Meydan Muharebesi ve 20. Kolordu (1938)
- Milli Mücadele Hatıratı (1953)
- Moskova Hatıraları (1955)
- Siyasi Hatıralar (I. Cilt: 1957, II. Cilt: 1960)
- Mektep Arkadaşım Atatürk (1967)
- Mustafa Kemal - Milli Lider
