Ali Ekber Tufan, Türk milletinin varoluş mücadelesi verdiği en zorlu dönemlerde Doğu Anadolu'da, özellikle de Iğdır ve çevresinde vatanseverlik meşalesini taşıyan en önemli siyasetçi ve Milli Mücadele önderleri arasında yer alır. 14 Ocak 1870 tarihinde hayata gözlerini açan bu eşsiz kahraman, bölgenin Türk vatanı olarak kalması için hem cephede hem de diplomasi masalarında üstün gayretler göstermiştir. Kendi döneminin şartları doğrultusunda aldığı üst düzey eğitimle doğunun sınır boylarında halkın teşkilatlanmasına rehberlik etmiştir. Bir asırlık ömrünü tamamen milletine adayan vatansever devlet adamı, 13 Kasım 1970 yılında vefat ederek arkasında unutulmaz bir tarihi miras bırakmıştır.
Köklü Bir Soyun Erivan'dan Uzanan Eğitim Yolculuğu
Bölgenin köklü ailelerinden biri olan ve Ramazanoğlu (Melekli) adıyla tanınan geniş bir sülaleye mensup olan yüce şahsiyetin soyağacı, tarihi belgelerde de tescil edilmiştir. 1832 yılında hazırlanan Rus Çarlığı Kameral Tesvir'de Jean-Marie Chopin'in kendi el yazısıyla düştüğü kayıtlarda şeceresi önemli bir yer tutar. Bu kayıtlara göre soy hattı; Ali oğlu, Hasan oğlu, Ramazan oğlu, Ali Asker oğlu biçiminde Melekli Beldesi sınırları içinde gösterilmiştir. Eğitimini ise Erivan Rus Gymnasiumu bünyesinde tamamladı. Genç yaşta edindiği bu entelektüel birikim, gelecekteki mücadele yıllarında ona çok büyük bir diplomatik güç ve saygınlık kazandırmıştır.
Kafkasya Sınırlarında Teşkilatçılık ve Ordunun Desteklenmesi
Birinci Dünya Savaşı döneminde vatan savunmasının en ön safında yürüyen vatansever lider, çok yönlü teşkilatçılık faaliyetleri gerçekleştirmiştir. Bölgede önemli görevler üstlenen Ali Ekber Tufan, dönemin kritik yapılarından Bakü Cemiyeti Hayriye-i İslamiyesi bünyesinde etkin roller üstlenmiştir. Bu cemiyetin hem Erivan Yönetim Kurulu Üyeliği hem de Iğdır Başkanlığı vazifelerini layıkıyla yürütmüştür. Zorlu harp dönemlerinde orduya finansal ve lojistik destek üretmek için gece gündüz demeden mesai harcamıştır. Kendisinin en büyük başarılarından biri, Kafkasya üzerinden düzenli orduya aktarılmak üzere ciddi miktarlarda para yardımı toplanmasını bizzat organize etmesidir. Bu yardım faaliyetleri, tarihin en çetin çatışmalarının yaşandığı Balkan Savaşı ve meşhur 93 Harbi esnasında düzenli orduya hayati bir can suyu sağlamıştır.
Uluslararası Kurultaylar ve Türk Dünyası İttifakı
Siyasi alandaki etkinliğini diplomatik mecralara da taşıyan doğunun söz sahibi lideri, birçok tarihi kongrede kritik roller üstlenmiştir. Bölgedeki Türk nüfusunun tüm haklarını sonuna kadar savundu. Kendisi, sınır bölgelerindeki halkın sesi olabilmek adına önemli uluslararası buluşmalarda Iğdır temsilcisi olarak görev alıp masadaki yerini almıştır. Katılım sağladığı bu önde gelen organizasyonlar şunlardır:
- 1917 yılında gerçekleştirilen tarihi Bakü İslam Kurultayı
- 1918 senesinde görüşülen Tiflis Türk Kurultayı
- 28 Mayıs 1918 tarihli Azerbaycan Milli Şurası ilk toplantısı
Liderin bu resmi kabullere katılması, sınırlarda yaşayan Türk nüfusun haklı davasını tüm dünyaya duyurmak adına büyük bir meşruiyet ve diplomatik güç sağlamıştır.
General Harbord Raporu ve Sınırların Çizilmesi
Bölgenin kaderini tayin eden en kritik gelişmelerden biri, dönemin önemli uluslararası hamleleri esnasında gerçekleşti.
Wilson İlkeleri adına bölgede incelemeler yapmak üzere görevlendirilen Amerika Genelkurmay Başkanı General James Harbord, yöreye geldiğinde karşısında yegane muhatap olarak Ali Ekber Tufan'ı buldu.
İkili, tüm coğrafyayı adım adım birlikte gezerek yerinde incelemelerde bulundu.
Gerçekleştirilen bu kapsamlı gezinin ardından General Harbord, İtilaf Devletleri'ne ulaştırdığı resmi raporda, tüm ezberleri bozan bir beyanda bulundu.
Amerikalı general hazırladığı raporuna, hayali sınır iddialarını çürüten "Büyük Ermenistan denilen yerde Ermeni göremedim" cümlesini açıkça kaydetti.
Bu özel rapor, diplomasi masasında büyük bir koz haline dönüşti.
Böylece Iğdır'ın yeni kurulan Türk devletinin hudutları içinde kalması sağlandı.
Bahse konu başarı, 1921 yılında imzalanan Moskova Antlaşması müzakerelerinde Türkiye Cumhuriyeti heyetinin elini son derece güçlendiren en temel unsurlar arasında yerini almıştır.
Cumhuriyet Dönemi ve Iğdır'ın Yeniden İnşası
Büyük zaferlerin ardından gelen barış döneminde de fedakar devlet adamı çalışmaktan geri durmamıştır.
Savaş yıllarının getirdiği çetin ve yıpratıcı koşullar altında çok acı kayıplar yaşadı.
Bu süreçte annesini, babasını ve sevgili kızını ebediyete uğurladı.
Fakat kişisel acılarını unutup vatan hizmetine canla başla sarıldı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu takiben ilan edilen büyük nüfus mübadelesi kararları uygulanmaya konuldu.
O kritik süreçte Sürmeli yöresinin Türk Ocağı Başkanlığı makamını üstlendi.
Bu görevi sırasında, ana vatana ve özellikle Iğdır sınırlarına ulaşan göçmen ailelerin yerleşmesiyle yakından ilgilendi.
Iğdır'ın esaret altından tam kurtuluşunun mütakibinde gerçekleştirilen yerel seçimlerde İl Genel Meclisi Üyesi olarak halkın temsilcisi oldu.
Buradaki yetkilerini belediyecilik hizmetlerinin iyileştirilmesi için seferber etti.
Siyaset sahnesinde de bölgesel kalkınmayı hızlandıracak çok sesliliğe son derece önem vererek, bağımsızlık mücadelesi sonrasında Iğdır yöresinde birden fazla siyasi parti teşkilatlanma çalşmalarına bizzat öncülük etti.
Tam bir asırlık ömrünün her anını vatanın bağımsızlığı ve bölgenin refahı için harcayan ulu önder, takvimler 13 Kasım 1970 tarihini gösterirken hayata gözlerini yumdu.
Geride bıraktığı büyük mirasa yaraşır şekilde, günümüzdeki adıyla bilinen Melekli-Çaybaşı aile kabristanı alanındaki anıt mezarına büyük bir saygıyla defnedilmiştir.
Bölge halkının hafızasında silinmez izler bırakan Ali Ekber Tufan, bugün de saygıyla anılmaktadır.
