Aleko Bacanos, 1888 yılında Silivri'de doğan ve 1950'de İstanbul'da hayatını kaybeden, Türk mþziği tarihine geçmiş bir Rum kemençeci ve bestecisidir. Lavtacı Lambo Efendi'nin oğlu olan Bacanos, mþziğe ailesinin içinden gelen bir ortamda büyüdü; dayısı Kemençeci Anastas, kuzenleri Kemençeci Todori ve Kemençeci Sotori de aynı gelenekten besleniyordu. Kardeşi Yorgo Bacanos ise ilerleyen yıllarda ut virtüözü ve besteci olarak tanınacaktı.
Müzikal Gelişim ve Sahne Hayatı
Bacanos, müziğe küçük yaşlarda keman çalarak adım attı; kemençeyi ise daha sonraki yıllarda benimsedi. Çeşitli gazinolarda sahne alarak dönemin önde gelen ses sanatçılarına eşlik etti. Kariyerini yalnızca İstanbul'la sınırlı tutmadı: Paris, Berlin ve Kahire gibi uluslararası kentlerde konserler verdi. Bu deneyimler ona hem geniş bir mþzik perspektifi kazandırdı hem de yurt dışında tanınma fırsatı sundu.
Tipik bir piyasa kemençecisi kimliği taşımasına karşın enstrümanı kendine özgü bir üslupla icra etti; bu özgünlük onu döneminin diğer icracılarından ayıran başlıca niteliktir. Zamanının en çok ilgi gören kemençecileri arasında yer aldı ve pek çok plak kaydına imza attı.
Yayıncılık ve Besteciliği
1915 yılında Nevzad-ı Musiki adlı bir güfte dergisi yayımladı; kanto ve şarkılardan oluşan bu dergi, dönemin mþzik edebiyatına katkısı açısından dikkat çekicidir. Çeşitli makamlarda yaptığı besteler onüç esere ulaşmaktadır. Bu eserler arasında en biliınenı, Deniz Kızı Eftalya Hanım'ın sesinden ilham alarak kaleme aldığı Gel Ey Denizin Nazlı Kızı Nuş-i Şarab Et adlı kompozisyondur. Türk klasik mþziğinin önemli isimlerinden sayılan Eftalya Hanım, bu eserin doğmasında doğrudan etkili olmuştur.
Vefatı ve Mirası
Kemençeci Aleko Efendi, 1950 yılında Türkuvaz Gazinosu'nda bir fasıl gecesinde aniden fenalaşarak hayatını kaybetti. Cenazesi Kurtuluş'taki Aya Lefter Mezarlığı'na defnedildi. Bacanos, Türk mþziğinde Rum kemençe geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir.