Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun sekizinci ve son hükümdarı olan Sultan Ahmed Sencer, 1086 yılında Sincar bölgesinde dünyaya gelerek, çocuk yaşlardan itibaren devlet yönetiminin en kritik kademelerinde görev almış, aynı zamanda askeri dehasıyla tanınan tarihi bir şahsiyettir. Ünlü Selçuklu Sultanı Melikşah ile cariye kökenli Taceddin Seferiyye Hatun'un oğlu olan Sencer, hanedan içindeki çalkantılı taht kavgaları döneminde askeri gücüyle öne çıkmıştır. Ağabeyleri Berkyaruk ve Muhammed Tapar dönemlerinde doğudaki isyanları bastırarak rüştünü ispat eden bu genç melik, Merv merkezli Horasan valiliğiyle başladığı siyasi yolculuğunu, imparatorluğun birliğini yeniden tesis ederek nihayete erdirmiştir.
Dedesi, Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı Alp Arslan'dır. Babası Melikşah, 19 Kasım 1092'de Bağdat'ta karısı tarafından zehirlenerek 37 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu acı kaybın ardından Büyük Selçuklu Devleti, eyaletlerdeki merkezi otoritesini ve gücünü yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Sırasıyla tahta geçen I. Mahmud, Berkyaruk, Müizzeddin Melikşah ve Muhammed Tapar dönemlerinde bu denetimsizlik zirveye ulaştı. Ağabeyi Berkyaruk, 1097 yılında henüz 12 yaşında olan Sencer'i Horasan valisi tayin etti. Genç yaşta idari sorumluluğu üstlenen Sencer, burada uzun sürecek başarılı bir dönem başlattı.
Horasan Melikliğindan Selçuklu Tahtına
Ahmed Sencer, 1097 ile 1118 yılları arasındaki yaklaşık yirmi yıllık süreçte Horasan bölgesini başarıyla yönetti. Bu süreçte Horasan'da merkeze bağlı Horasan Selçuklu Devleti sultanı olarak hüküm sürdü. Genç melik, sınır güvenliğini korumak için kritik askeri başarılar elde etti. Haziran 1102 tarihinde topraklarına saldıran Karahanlı Hükümdarı Kadir Han'ın ordularını yenilgiye uğratarak bu taarruzları tamamen bertaraf etti. Aynı yıl Kaşgar yönünden ilerleyen Ebrail Arslan Han'ı Tirmiz yakınlarında hezimete uğratarak geri püskürttü. Ayrıca Gaznelileri de Selçuklu egemenliğine bağlamayı başardı.
26 Şubat 1105'te vefat eden Sultan Berkyaruk, yerine varis olarak küçük yaştaki oğlu Müizzeddin Melikşah'ı bırakmış olsa da fiili iktidar amcası Muhammed Tapar'ın elindeydi. Muhammed Tapar, o yıl geçmeden kuzenini tahttan indirerek Büyük Selçuklu Devleti Sultanı olarak ülkeyi yönetmeye başladı. Onun da 4 Nisan 1118 tarihinde ölümüyle birlikte ülkede taht kavgaları ve anarşi dalgası yeniden baş gösterdi. Irak bölgesinde tahta çıkarılan yeğeni II. Mahmud'un üstünlüğünü kabul etmeyen Horasan Meliki Ahmed Sencer, bağımsızlığını ilan ederek ordusuyla yeğeninin üzerine yürüdü. Yapılan savaştan zaferle ayrılan Sencer, iktidarın merkezini Irak-ı Acem bölgesinden Horasan'a taşıyarak Selçuklu'nun yeni lideri oldu.
Cihan Şöhretli Sultan-ı A'zam Unvanı
Büyük Selçuklu tahtına geçen Sultan Ahmed Sencer, ülke topraklarını tek bir çatı altında yeniden birleştirmeyi başardı. Ancak devlet hiçbir zaman babası Melikşah dönemindeki geniş sınırlara ve mutlak otoriteye tekrar kavuşamadı. Çevresinde büyük savaşlar ve fetihler gerçekleştiren hükümdar, gösterdiği askeri başarılar vesilesiyle Sultan-ül A'zam unvanını kazandı. Çevresindeki isyanları kararlılıkla kontrol altına alan Sencer, birçok ayaklanmayı bastırmayı bildi. Bu doğrultuda 1132 yılında Karahanlıları, 1136'da Gaznelileri, 1141'de Karahitayları ve 1147'de ise Harezmlilerin ayaklanmalarını bertaraf etmeyi başardı. Son olarak 1152 yılında Gurluları büyük bir yenilgiye uğratarak gücünü bir kez daha kanıtladı.
Sultan Sencer'in bilime verdiği büyük önem ve bilim adamlarını teşvik etmesi sayesinde Horasan, tüm İslam coğrafyasına ve Anadolu'ya din ile bilim adamı gönderen çok önemli bir merkez haline geldi. Onun döneminde ilmi çalışmalar ve bilim insanları en üst düzeyde desteklendi.
Esaret Günleri ve Büyük İmparatorluğun Sonu
Sultan Ahmed Sencer'in uzun soluklu hükümdarlığı, Oğuz boylarıyla yaşanan vergi krizinin ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Oğuz Yabgu'nun, yapılan eski anlaşmalara riayet etmeyerek yıllık 20 bin koyun tutarındaki tazminatı ödemeyi reddetmesi savaşa sebebiyet verdi. Bu krizin ardından Belh kentinde 1153 yılında gerçekleşen muharebeyi kaybeden Sultan Sencer, kendi tebaası olan Oğuzlara esir düştü. Esaret altında bir hükümdar olarak kalmayı asla kabul etmeyen Sencer, tahtı ve saltanatı terk ederek Merv Hankahı'na çekilmeyi tercih etti. Yaklaşık üç yıl süren bu ıstıraplı esaret hayatının ardından, Nisan 1156'da nihayet özgürlüğüne kavuşabildi. Ancak yaşadığı derin üzüntü ve ilerlemiş yaşı nedeniyle fazla yaşayamadı. 29 Nisan 1157 tarihinde, 71 yaşındayken Merv şehrinde vefat etti. Cenazesi, hayattayken kendisi için yaptırdığı görkemli türbeye defnedildi.
Onun ölümüyle birlikte Büyük Selçuklu İmparatorluğu da resmen tarih sahnesinden çekildi. Sultan Sencer'in ardından Selçuklu topraklarının büyük bir kısmı Harzemşahların hakimiyeti altına girdi. Hanedanın daha önce kurduğu diğer devletlerden sadece Anadolu Selçuklu Devleti yüz yıldan fazla bir süre daha ayakta kalmayı başarabildi. Tarihçiler, bu muazzam imparatorluğun zayıflayarak yıkılmasında pek çok iç ve dış etkenin rol oynadığını belirtmektedir. Bu çöküş sürecini hazırlayan temel faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
- Hristiyan dünyasından gelen Haçlı Seferleri'nin yarattığı yıkımlar,
- Fâtımîler ile girilen amansız siyasi ve askeri mücadeleler,
- Hasan Sabbah'ın öncülüğünü yaptığı Bâtınîlik propagandalarının devlet otoritesini içten içe kemirmesi,
- Selçuklu ordusunun da temelini oluşturan Oğuz boylarının yıkıcı ayaklanmaları,
- Abbâsî halifelerinin Selçuklu vesayetinden kurtulmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar.
