Türk siyaset ve hukuk dünyasının en muhalif simalarından Abdülkadir Kemali Öğütcü, 10 Ağustos 1889'da Cebelibereket’te doğdu. Öğütcü; avukatlik, milletvekilliği ve parti kuruculuğu gibi rollerle yakın tarihte derin izler bırakmıştır. İlk TBMM'de Kastamonu milletvekili olan Öğütcü, Pozantı İstiklal Mahkemesi başkanlığını yürütmüştür. Daha sonra ise Ahali Cumhuriyet Fırkası’nı kurarak hükümete karşı ses getiren bir muhalefet sergilemiştir. Ünlü romancı Orhan Kemal’in babası olan bu sıra dışı figür, inandığı değerler uğruna sürgün yaşamayı göze almıştır. Ömrünün son döneminde yurda dönen Öğütcü, 26 Temmuz 1949'da Ankara'da vefat etmiştir.
Gençlik Yılları, Eğitim ve İlk Görevler
Cebelibereket sancağında Bekir Sıdkı Bey'in oğlu olarak doğan Abdülkadir Kemali, ismini babasının Abdülkadir Kemâlî Paşa’ya beslediği derin hayranlık sebebiyle almıştır. Askerlik mesleğine adım atmak amacıyla Manastır Askeri İdadisine kaydolsa da annesinin rızası olmaması üzerine bu eğitimini yarıda kesmiştir. Genç yaşta, henüz on beşindeyken çalışma hayatına atılmak üzere İstanbul’a gelmiş ve burada hukuk eğitimine yönelmiştir. Nihayetinde 1912 yılında İstanbul Hukuk Mektebi’nden mezuniyetini alıp meslek hayatına adımlarını atmıştır.
İkinci Meşrutiyet’in ilan edildiği 1908 senesinde, İttihatçılar tarafından talebe örgütlenmeleri kurmakla görevlendirilen Öğütcü, kısa sürede dönemin güçlü ve etkili ismi Talat Paşa’nın yakın çevresine girmeyi başararak onun takdirini kazanmıştır. Bu sevgi onun yaşamında o kadar derin bir iz bırakmıştır ki, doğan üçüncü çocuğuna kız olmasına aldırmadan Talat ismini vermiştir. Kamu görevlerinde hızla yükselen Öğütcü, Adliye Nezareti memur sicil katipliğinden savcılığa uzanan geniş bir yelpazede hizmet vermiştir. Siirt ve Basra gibi kritik bölgelerde savcılık görevlerini ifa eden Öğütcü, aynı dönemlerde Erganun, Seb-Tap ve Mehtap gibi yerel yayınların sahipliğini üstlenerek basında da yer edinmiştir. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde vatan savunmasında yerini almış ve Çanakkale Savaşı sırasında topçu subayı olarak cephede bulunmuştur. Savaşın ardından Adana Hukuk İşleri Müdürlüğü, Kırmastı Kaymakamlığı ve Kastamonu Savcılığı görevlerinde bulunarak devlet hizmetini sürdürmüştür.
Milli Mücadele ve Meclis Dönemindeki Muhalefeti
Milli Mücadele dönemi başladığında Ankara'da filizlenen yeni oluşuma katılan Abdülkadir Kemali Öğütcü, 1920 senesinde Kastamonu milletvekili seçilerek ilk Büyük Millet Meclisi çatısı altında yasama çalışmalarına başlamıştır. Yasama faaliyetlerinin yanı sıra Adliye Vekâleti Müsteşarlığı görevini üstlenmiş, aynı yılın kasım ayında ise Pozantı İstiklal Mahkemesi başkanlığına tayin edilmiştir. Ancak meclis çatısı altındaki asıl belirgin rolünü, hükümet politikalarına karşı yürüttüğü sert muhalefetle göstermiştir. Meclis içindeki muhalif kanat olan İkinci Grup bünyesinde yer alan Öğütcü, halkın ve bilhassa köylünün haklarını savunmasıyla öne çıkmıştır.
Öğütcü'nün halkçı yaklaşımının en somut örneklerinden biri, 1921 sonbaharında Nahiyeler Kanun Tasarısı görüşülürken sergilediği tutumdur. Meclis kürsüsünden yaptığı hararetli konuşmada, köylülerin omuzlarındaki ağır yükleri daha da artıracak düzenlemelere şiddetle itiraz etmiştir. Halkın elindeki kısıtlı kaynakları zaten seferber ettiğini belirterek, onlara yeni angaryalar yüklemenin kabul edilemez olduğunu dile getirmiştir. Ona göre, millete hizmet götürmek bürokratik engelleri artırmakla değil, hayatı kolaylaştırmakla mümkündü. 1923 yılında meclisteki görevi sona erince Adana’ya dönmüş ve burada serbest avukatlık yapmaya yönelmiştir.
Ahali Cumhuriyet Fırkası ve Sürgün Yılları
Siyasi arenadan uzak kalamayan Abdülkadir Kemali Öğütcü, 24 Eylül 1930 tarihinde Ahali Cumhuriyet Fırkası’nı kurarak muhalif faaliyetlerine yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu dönemde görüşlerini geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla Ahali ve Toksöz gazetelerini yayımlamıştır. Ne var ki, ülkenin bu çok partili hayata geçiş denemesi kısa ömürlü olmuş ve parti kapatılmıştır. Kendisinden bir daha muhalefette bulunmayacağına dair resmi taahhüt alınırken, Ahali gazetesinin de yayım yapması yasaklanmıştır.
Hakkında tutuklama kararı çıkarılacağını öğrenen Öğütcü, daha önce başkanlığını da yaptığı İstiklal Mahkemeleri karşısına bu kez sanık olarak çıkmamak amacıyla 24 Aralık 1930'da Suriye'ye gitmiştir. Beyrut'a yerleşen deneyimli politikacı, geçimini sağlamak için bir lokanta işletmiştir. Sürgündeki dokuz yılın ardından, 1939'da çıkarılan genel af yasasından yararlanarak memleketine geri dönmüştür. Burada avukatlık ve yargıçlık yapmıştır.
Araştırmacı Taha Toros’un renkli kişiliğine atıfta bulunarak betimlediği Öğütcü; hukuk, din, dil ve botanik alanlarındaki çalışmalarıyla çok yönlü bir portre çizmiştir. Kendisi çok yönlü bir aydındır.
- Hem İstiklal Mahkemesi reisliği hem de sanıklığı yapmış olması,
- Ceza hukukunda içtihatlara zemin hazırlayan hukuki görüşleri,
- Üç günlük bakanlık görevi ve etkileyici hitabet yeteneği,
- Şifalı bitkiler üzerine hazırladığı kamus çalışması ve dini konulardaki eserleri.
Fikirleri, yazıları ve ödün vermeyen duruşuyla Türk siyaset sahnesinde silinmez izler bırakan Abdülkadir Kemali Öğütcü, 26 Temmuz 1949 tarihinde başkent Ankara'da vefat etmiştir.
