Azerbaycanlı şair, yazar ve öğretmen Cemil İbrahim oğlu Ağayev, bilinen adıyla Abay Dağlı, 27 Ocak 1906'da Şuşa'da dünyaya gelmiş, savaşlar ve sürgünlerle şekillenen hayatı boyunca Türk dünyasının sesi olmak için edebiyatı bir mücadele aracı olarak kullanmıştır.
Şuşa'dan Bakü'ye Uzanan Eğitim ve Kürsü Yılları
Cemil Ağayev, Şuşa Real Okulu'nda başladığı ilk öğrenim hayatından itibaren ilme ve sanata derin bir merak duymuştur. Şuşa'da geçen çocukluk yıllarının ardından, 1925-1927 seneleri arasında öncü (pioner) teşkilatçılığı görevinde bulunarak sosyal sahada deneyim kazanmıştır. Bu tecrübelerle birlikte 1927 yılında Azerbaycan Merkez Parti Okulu'na girmiş, iki yıllık eğitimin ardından buradan mezun olmuştur. Eğitim aşkı onu Şemkir bölgesine taşımış, Zeyem ve Anino köylerindeki okullarda üç yıl boyunca genç dimağları aydınlatmıştır.
Öğretmenlik yaparken yükseköğrenim görme arzusunu kaybetmeyen yazar, 1932'de Azerbaycan Devlet Pedagoji Enstitüsü Filoloji Fakültesi'ne kaydolmuştur. Bu önemli kurumdan 1936 yılında mezuniyeti sonrasında Nuha şehrine atanarak buradaki Stalin adını taşıyan anaokulunda Azerbaycan dili ve edebiyatı muallimliği yapmıştır. Nuha'da görev yaptığı o dönemde, entelektüel birikimini yerel gazetelere aktarmış; "Genç işçi", "Kommunist" ve "Genç Pedagog" mecmualarında çeşitli makaleler kaleme almıştır. 1940 senesinde başkent Bakü'ye geçiş yapan idealist edebiyatçı, N. Gencevi adına Azerbaycan Edebiyatı Müzesi bünyesinde araştırmacı olarak çalışmaya başlamıştır. Ancak dönemin çalkantılı siyasi iklimi sebebiyle 15 Ağustos 1941 tarihinde bu görevinden uzaklaştırılmıştır. Aynı yılın sonbaharında Sumgayıt ilçesindeki 94 numaralı ortaokulda dil ve edebiyat hocalığına getirilmiş, fakat buradaki mesaisi de pek uzun sürmemiştir.
İkinci Dünya Savaşı ve Muhaceret Çileleri
1941 yılının çalkantılı günlerinde orduya çağrılan Cemil Ağayev, cepheye sevk edilerek İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarına ortak olmuştur. Savaş yıllarında Azerbaycan Lejyonu bünyesindeki "Azerbaycan" gazetesinde aktif görev alan yazar, Anar takma adıyla çok sayıda şiir neşretmiştir. Bu dönemde yayımlanan eserleri arasında "Novruz", "Azeri Türküsü", "Abbas Mirza seslenirken", "Azerbaycan", "Ay-Yıldız efsanesi", "Yoxdur", "Gel ve Gelme", "Yangin", "Bir Tarih Dizisi", "Haine" ve "Gülerin gözyaşları" şiirleri bulunmaktadır. Ayrıca, kısa mısralarla kurgulanmış "Kılınç" isimli tiyatro oyununu da yine bu gazetenin sayfalarında okurlarla buluşturmuştur. Cephede kaleme aldığı bu samimi gazeller, Mustafa Hakkı Türkekul'un gayretleriyle derlenerek yazarın onayıyla 1962 yılında İstanbul'da Mirzeden Gazeller adıyla kitaplaştırılmıştır.
Büyük savaşın sona ermesiyle birlikte gurbet yılları başlamıştır. 1947 yılının sonuna kadar Almanya'nın Münih kentinde ikamet eden yazar, burada Onlar Türklerdi ismini taşıyan kıymetli anılarını kaleme almaya koyulmuştur. Bu tarihi hatırat, 1951 yılında Rana mahlası kullanılarak Ankara'da basılmıştır. Gurbetteki bu süreç, onun edebiyatta farklı kimliklerle var olmasını da beraberinde getirmiştir. Azerbaycan'da "Şuşalı", "Ağayev Cemil" ve "A.Cəmil" gibi imzalar kullanan yazar, Avrupa ve Türkiye'de ise "A.M.D.", "M.D", "Rana", "A. Anar", "A. Dağlı", "Abay Mirza" ve "Abay Mirza Dağlı" gibi çeşitli takma adların arkasına gizlenmiştir. Bakü'deki yakınlarına ve sevgili kız kardeşi Hanım'a gönderdiği mektupları ise her zaman sıcak bir edayla Abay Ağa olarak imzalamıştır.
Anadolu Topraklarında Tiyatro Eserleriyle Yeniden Doğuş
1947 yılının sonlarına doğru Türkiye'ye göç eden ve artık Abay Dağlı kimliğiyle tanınan usta kalem, yeni vatanında eğitimcilik vazifesine geri dönmüştür. Sakarya ve Adapazarı'ndaki liselerde uzun yıllar öğretmenlik yaparak gençlerin yetişmesine katkı sunmuştur. Türkiye'deki yaşamı boyunca edebiyattan hiç kopmamıştır. Özellikle tiyatro alanında son derece üretken bir dönem geçirmiştir. Yazdığı sahne eserleri, toplumsal ve tarihi temalar etrafında şekillenmiştir.
Bu verimli yıllarda Türk tiyatro literatürüne önemli oyunlar kazandırmıştır. Bu dramatik çalışmalar şu şekilde sıralanmaktadır:
- Esir Canlar (1957)
- Bir Mayıs Gecesi (1960)
- Fuzuli (1961, 1968)
- Okullular (1963)
- Sakarya (1965)
- Atatürk (1966)
- Babamızın Gençliği (1967, 1973)
- Sakarya Çetesi (1969)
- Malazgirt'ten Sakarya'ya (1971)
- Sakarya'da 22. Gün (1971)
- Baba Anıları (1974)
- Albay (1975)
- Dede Korkut (1977)
Yazar, tiyatro oyunlarında vatan sevgisini, tarihi kahramanlıkları ve insan ilişkilerini derin bir duygu dünyasıyla ele almıştır. Yaşamı boyunca sürgünün acısını hisseden Dağlı, kalemiyle her zaman Azerbaycan ve Türkiye arasındaki manevi köprüleri güçlendirmiştir.
