İçeriğe Atla
Dede Korkut fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Dede Korkut Kimdir?

Dede Korkut; 570-632 yılları arasında Orta Asya'da yaşamış, kopuz eşliğinde söylediği bilgece öykülerle Türk kültürünü şekillendiren efsanevi bir ozandır.

Diğer adlar: Korkut Ata, Korkut

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Dede Korkut Hakkında

Türk dünyasının ortak bilge atası olan Korkut Ata, yaklaşık 570 ile 632 yılları arasında Orta Asya topraklarında yaşamış, Türk kavimlerinin toplumsal hafızasını ve efsanelerini kopuz eşliğinde kuşaktan kuşağa aktaran yarı efsanevi bir ozandır. Toplumun en zor anlarında akıl danışılan bu dahi lider, Sirderya havzasından Anadolu sahasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türk kimliğinin en güçlü sesi olmuştur. Yöneticilere sunduğu devlet müşavirliği ve halka yaptığı rehberlik sayesinde toplumsal birleştirici bir güç haline gelmiştir. Bu ulu bilge, getirdiği erdemli kurallarla Türk dünyasının kültürel temel taşını oluşturmuştur.

Tarihi ve Edebi Kaynaklarda Korkut Ata

Korkut Ata hakkında yazılı tarihe geçen ilk bilgileri 1305 yıllında İlhanlı veziri Reşidüddin'in önderliğindeki bir heyet tarafından kaleme alınan Câmiü't-tevârih isimli eserde buluyoruz. Bu önemli esere göre Dede Korkut, Bayat boyuna mensup olup Kara Hoca'nın oğludur. Kitapta onun dokuzuncu Oğuz hükümdarı İnal Sır Yavkuy döneminde ortaya çıktığı aktarılmaktadır. Ayrıca Korkut Ata, onuncu hükümdar Kayı İnal Han ve onun ardından gelen üç hükümdara daha devlet müşavirliği yapmıştır. Hükümdarların en yakın sırdaşı olan bu bilge, devlet idaresinde hayati kararların alınmasını sağlamıştır.

Orta Asya sahasındaki halk anlatılarında baksı yani Şaman olarak tasvir edilen ulu bilge, Türk boylarının İslamiyet'i kabul etmeye başladığı geçiş döneminde, kültürel değişime paralel biçimde Müslüman bir veli hüviyetine bürünmüştür. Onun Hazreti Muhammed'in hayır duasını alan sayılı şahsiyetlerden biri olduğuna dair güçlü rivayetler mevcuttur. Hiva Hanı Ebülgazi Bahadır Han tarafından kaleme alınan Şecere-i Terakime adlı önemli eserde ise Korkut Ata'nın Kayı boyundan geldiği, Abbasi halifeleri devrinde ömür sürdüğü ve Oğuz yurdunda çok sayılan bir devlet müşaviri olduğu aktarılır.

On beşinci yüzyıla ait olan Velâyet-nâme-i Hacı Bektaşi Veli adlı eserde de Korkut Ata'nın izlerine rastlanır. Bu metinde ulu bilge, Oğuz padişahı Bayındır Han ve onun beylerbeyi Kazan ile birlikte anılır. Anlatılara göre bu üç büyük şahsiyetin ölümleriyle birlikte Oğuz topluluğu dağılmıştır. Dede Korkut'un vefatına dair anlatılar son derece çeşitlidir. Kazak halk söylencelerinde onun yirmi yaşındayken rüyasında kırk yıl ömrü kaldığını gördüğü söylenir. Bunun üzerine ölümsüzlük arayışına giren Korkut, hastalara karşılıksız yardımlarda bulunarak Allah'ın rızasını kazanmıştır. Yüce yaratıcı ona, kendi isteği olmadıkça ölmeyeceğini müjdelemiştir.

Ölümden Kaçış Arayışı ve Kabir Rivayetleri

Halk hikayelerinde Dede Korkut'un ölümsüzlük peşinde koştuğu, ancak ölümün kaçınılmazlığını kabullendiği anlatılır. Nereye giderse gitsin, karşısına sürekli olarak kendi mezarını kazan kişilerin çıktığı rivayet edilir. En sonunda üç yüz yaşına geldiğinde kendisi için hazırlanan bir mezarın başında vefat etmiştir. Bu arayış, antik Sümer destanlarındaki Gılgamış'ın ölümsüzlük mücadelesiyle büyük benzerlikler taşımaktadır. Korkut Ata'nın tam olarak nerede yattığı konusu da gizemini korumaktadır. Anadolu'da ve Azerbaycan sınırlarında ona atfedilen çeşitli mezarlar bulunmaktadır.

Alman imparatorunun Moskova ve İran elçisi olarak görev yapan Adam Olearius, 1638 yıllındaki seyahatinde Demirkapı yakınlarında İmam Korkut isimli bir İslam velisine ait olduğu söylenen kaya içine oyulmuş büyük bir mezar gördüğünü kaydetmiştir. Kaya içine oyulmuş bir mağara şeklindeki bu mezarın başında halkın kopuz çalıp şiirler söylediği aktarılır. Bu bilge ozanın, peygamberin vefatından sonra üç yüz yıl daha yaşadığına inanılıyordu. Rivayete göre o, putperest Lezgileri İslam'a davet ederken şehit düşmüştü. Ünlü seyyah Evliya Çelebi de 1647 yıllında Demir Kapu'daki bu kutsal ziyaretgâhı bizzat gördüğünü Seyahatname eserinde belirtir. Rus bilim insanı Wilhelm Barthold ise daha sonraki yıllarda bu kabri aramış ancak bulamamıştır.

Kültürel Miras ve 12 Efsanevi Destan

Korkut Ata'nın bilgece sözleri ve anlattığı hikayeler, on beşinci yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirilerek ölümsüzleştirilmiştir. Günümüzde bu kıymetli mirasa ait iki adet el yazması nüsha bulunmaktadır. Bunlardan biri Almanya'daki Dresden Kütüphanesi bünyesinde, diğeri ise Vatikan Kütüphanesi arşivinde muhafaza edilmektedir. Oğuz Türklerinin sosyal düzeninden ekonomik yapısına, inanç dünyasından giyim kuşamına ve beslenme alışkanlıklarına kadar her alanda paha biçilmez tarihi veriler sunan bu abidevi eser, Türk edebiyatının en kıymetli hazinelerinden biridir. Dede Korkut'un adıyla anılan bu destansı eser, toplam on iki hikaye ve bir önsözden meydana gelir:

  • Derse Han Oğlu Boğaç Han
  • Salur Kazan'ın Evinin Yağmalanması
  • Bay Büre Beğ Oğlu Bamsi Beyrek
  • Kazan Oğlu Uruz'un Tutsak Olması
  • Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
  • Kazılık Koca Oğlu Yeğenek
  • Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı
  • Başat ile Tepe-Göz
  • Beğil Oğlu İmren
  • Uşun Koca Oğlu Zegrek
  • Salur Kazan'ın Tutsak Olması
  • Dış Oğuz'un İç Oğuza Baş Kaldırması

Bu destansı öyküler, Türk milletinin kahramanlık ruhunu, doğayla olan ilişkisini ve ahlaki değerlerini ortaya koyan benzersiz belgelerdir. Günümüzde Dede Korkut kültürü; güzel atasözleri, anlatı gelenekleri ve ezgili kopuz müzikleriyle Anadolu'da ve tüm Türk coğrafyasında canlı bir şekilde yaşatılmaktadır.