Cumhuriyet dönemi Türk köy edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan romancı ve şair Nail Abbas Sayar, 21 Mart 1923 tarihinde Yozgat'ta dünyaya gelmiştir. Anadolu insanının bozkırdaki çileli yaşamını, yalnızlığını ve doğayla mücadelesini şiirsel bir dille romanlarına aktaran usta yazar, 12 Ağustos 1999'da İzmir'de yaşamını yitirmiştir. Eserlerinde köy gerçekliğini yalın üslupla işleyen sanatçı, edebiyat dünyamızda silinmez izler bırakmıştir.
Yozgat'tan İstanbul'a Uzanan Yaşam Serüveni
İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamlayan usta yazar, 1941 yılında Yozgat Lisesi'nden mezun olmuştur. Hayatındaki ilk büyük dönüm noktalarından birini 1945 yılında evlenerek İstanbul'a yerleşmesiyle yaşamıştır. Buradaki yaşamı sırasında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü bünyesinde dört dönem boyunca Türkoloji eğitimi almıştır. Ancak yükseköğrenimini yarıda bırakmayı tercih ederek tekrar memleketi Yozgat'a dönüş yapmıştır. Bir müddet toprakla ilgilenip çiftçilik mesleğini icra eden yazar, daha sonra yeniden İstanbul yolunu tutmuştur.
İstanbul'da kendi matbaasını kuran sanatçı, 1953 senesinde bu matbaayı da yanına alarak Yozgat'a taşımıştır. İstanbul'da on beş günde bir basılan yayını memleketinde neşretmeye devam etmiş ve böylece Yozgat'ın ilk yerel gazetesi olan Bozlak gazetesini okuyucuyla buluşturmuştur. Gazetecilik alanındaki faaliyetlerini memleketinin diğer önemli yayın organları olan Bozok ve İleri gazetelerinde kaleme aldığı çeşitli yazılarla sürdürmüştür. Hayatının bir döneminde siyasete de adım atan edebiyatçı, Yozgat Demokrat Parti müteşebbis heyetinin kurucu üyeleri arasında yer alsa da bu alandaki ilgisini kısa sürede kaybetmiştir. Özel hayatında ise ikinci evliliğini 11 Temmuz 1989 tarihinde Ayvalık Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapan Hanife Ender Sayar ile gerçekleştirmiş ve ardından Balıkesir'in Ayvalık ilçesine yerleşmiştir.
Şiirden Romana Geçiş ve Edebi Başarılar
Yazın hayatına ilk olarak şiir türüyle adım atan edebiyatçı, kariyeri boyunca toplamda altı adet şiir kitabı yayımlamıştır. Ne var ki bu eserler o dönemde oldukça sınırlı bir okur çevresine ulaştığı için geniş kitleler tarafından tanınmamıştır. Yazarın geçmiş dönemlerde kaleme aldığı tüm şiirleri, daha sonra 1991 ve 1992 yıllarında derlenerek Boşluğa Takılan Ses ismiyle kitaplaştırılmıştır. Sanatçının vefatının ardından kalan diğer şiirleri ise 1999 yılında Şiirler başlığı altında bir araya getirilmiştir.
1950'li yıllardan itibaren yönünü roman yazarlığına çeviren usta kalem, ilk romanı olan Yılkı Atı'nı yazdıktan yaklaşık on ya da on beş sene sonra, yani 1970 yılında yayımlama fırsatı bulmuştur. Doğaya terk edilen yaşlı bir atın vahşi tabiatta hayatta kalma savaşını merkeze alan bu başyapıt, arka planda köy insanının çaresizliğini ve derin yoksulluğunu çarpıcı bir biçimde yansıtmıştır. Büyük ses getiren bu ilk roman, ilerleyen yıllarda beyaz perdeye de aktarılmıştır.
Bu büyük başarının ardından eserlerini ikişer yıl arayla yayımlamayı sürdüren yazar, şu eserleri edebiyatımıza kazandırmıştır:
- Çelo (1972): Bu başarılı yapıt, daha sonraki dönemde "Nebahat Abla'yı Yitirdik" ismiyle bir radyo oyununa dönüştürülmüştür.
- Can Şenliği (1974): Büyük ilgi gören bu eser, televizyon ekranlarında dört bölümlük bir dizi olarak yayımlanmış ve aynı zamanda sinemaya da uyarlanmıştır.
- Yorganımı Sıkı Sar (1976): Yazarın kariyerindeki yegane öykü kitabı olma özelliğini taşımaktadır.
- Dik Bayır (1977): Köy yaşamının farklı boyutlarını ele alan bir diğer önemli romanıdır.
- Tarlabaşı Salkım Saçak (1987): Toplumsal meselelere ayna tutan bir başka romandır.
- Anılarda Yumak Yumak (1990): Otobiyografik ögeler barındıran anı-roman türündeki yapıtıdır.
- Noktalar (1991): Yazarın düşünce dünyasını ve felsefi bakışını yansıtan vecizeler kitabıdır.
Çok Yönlü Sanat Hayatı ve Vefatı
Edebi çalışmalarının yanı sıra görsel sanatlara da büyük ilgi duyan sanatçı, resim sanatıyla da aktif olarak ilgilenmiştir. 1990'lı yıllarda Ankara, Antalya, Ayvalık ve İzmir gibi farklı şehirlerde kişisel resim sergileri açarak bu alandaki yeteneğini de gözler önüne sermiştir. Bir erkek çocuk babası olan yazarın adı, doğup büyüdüğü memleketi Yozgat'ta bir sokağa verilerek yaşatılmaktadır.
Yaşamının son yıllarını Ayvalık'ta geçiren usta yazar, 4 Ağustos 1999 tarihinde gece yarısına doğru uykusunda rahatsızlanarak beyin kanaması geçirmiştir. Bu ani rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırılan yazar, bir haftalık yaşam mücadelesinin neticesinde 12 Ağustos 1999 günü Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hayata gözlerini yummuştur. Türk edebiyatının usta şairi Can Yücel ile aynı tarihte vefat eden sanatçının naaşı, vasiyeti doğrultusunda memleketi Yozgat'ta bulunan Çatak Mezarlığı'na defnedilmiştir.
