Posof, Türkiye'nin Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin kesişiminde, Ardahan iline bağlı, Gürcistan sınırında yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir sınır ilçesidir. Deniz seviyesinden 1.545 metre yükseklikte yer alan ilçe, 583 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir ve bünyesinde Gürcistan'a açılan Türkgözü Sınır Kapısı'nı barındırır. Günümüzde iki mahalleden oluşan Posof kasabasının büyük bölümünü eski bir köy olan Diğviri'ye dayanan Merkez mahallesi oluştururken, diğer bölümünü ise yakın zamanda katılan ve eski adı Aşağı Cacun olan Doğrular mahallesi oluşturmaktadır.
Posof Adının Tarihi ve Etimolojik Kökeni
Posof'un bilinen en eski adı Potshovi (ფოცხოვი) şeklindedir. Bu yer adının, Gürcü Kraliçesi Tamar'ın bölgenin yöneticiliğine atadığı Cakeli Hanedanı'ndan Botso'dan (ბოცო) geldiği düşünülmektedir. "Botso'nun vadisi" anlamına gelen "Botsos Hevi" (ბოცოს ხევი) zaman içinde Gürcüce Potshovi haline gelmiştir. Eski kaynaklarda bu isim yerleşim yerinden ziyade akarsu ve vadi adı olarak kaydedilmiştir. Bölgeyi Gürcülerden alan Osmanlılar ise adı Poshev (پوسخو) şeklinde kaydetmiş, bu kelime geç dönemde Poshof (پوسخوف) ve nihayet 1929 yılında Posof haline gelmiştir. Kasabanın eski merkezi olan Diğviri köyünün adı da zamanla Duğur, Digur, Diğor ve Diğuri (დიღური) şekillerine dönüşmüştür.
Orta Çağ Savunma Yapıları: Kveli ve Caki Kaleleri
Orta Çağ'da Gürcü Krallığı sınırları içinde bulunan Posof bölgesi, büyük tarihi mücadelelerin yaşandığı bir coğrafyadır. Bölgedeki en önemli savunma yapılarından biri olan ve Kveli köyünde yer alan Kveli Kalesi, 914 yılında Arapların büyük bir saldırısına maruz kalmıştır. Kaleyi kahramanca savunan Gürcü aznaur Mikel Gobroni bu kuşatma sırasında ölmüş ve daha sonra Gürcü Kilisesi tarafından aziz ilan edilmiştir. Kveli Kalesi ayrıca 1080 yılında Büyük Selçuklular ile Gürcüler arasındaki ünlü Kveli Kalesi Savaşı'na ev sahipliği yapmıştır. Selçukluların zaferiyle sonuçlanan bu savaştan sonra Tao-Klarceti bölgesi tamamen Selçuklu denetimine geçmiş ve Karadeniz kıyılarına ulaşılmıştır.
Gürcistan Krallığı'nın parçalanmasından sonra bölge, Cakeli sülalesinin yönettiği Samtshe-Saatabago prensliği sınırlarında kalmıştır. Bu dönemde Caki Deresi kenarında bulunan ve Cakeli sülalesinin ikametgâhı olan Caki Kalesi, bölgenin en önemli yönetim merkezi durumundaydı. Aynı zamanda 16. yüzyılda 13 piskoposluk arasında altıncı sırada yer alan Tzurtzkabi Piskoposluğu kilisesi de burada bulunuyordu. 16. yüzyılın ortalarında Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren bölge, Gürcistan Vilayeti veya Çıldır Eyaleti içinde Poshov livası (sancağı) olarak yapılandırılmış ve Güney ile Kuzey olmak üzere iki nahiyeye ayrılmıştır.
Rus İşgali, Göç Dalgaları ve Türkiye Cumhuriyeti'ne Katılışı
Uzun yıllar süren Osmanlı yönetiminin ardından Posof, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Rusya İmparatorluğu'nun sınırlarına dahil olmuştur. Rus idaresinde Ardahan sancağına bağlı bir kaza (uçastok) haline gelen Poshov'un merkezi olan Digur köyü, Acara'yı Ardahan'a bağlayan çok önemli bir ticaret yolu üzerinde yer almaktaydı. Savaşın getirdiği yıkımlar nedeniyle bölgeden Osmanlı topraklarına büyük göç dalgaları yaşanmış, 1877-1878 savaşından sonra resmî verilere göre 388 hane (10.180 kişi) bölgeyi terk etmiştir. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun çekilmesinin ardından kısa bir dönem bağımsız Gürcistan Cumhuriyeti'nin sınırlarında kalan bölge, 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.