Doğal ve Tarihi Konumuyla Bice Kalesi
Artvin il merkezine 48 kilometre, Ardanuç ilçe merkezine ise 6 kilometre uzaklıkta konumlanan Tütünlü köyü sınırları içerisinde yer alan Bice Kalesi, bölgenin en önemli Orta Çağ savunma ve yerleşim yapılarından biridir. Deniz seviyesinden 1131 metre yükseklikteki köyün eski adı Bice veya Bica olarak bilinmektedir. Bu yer adının, Gürcüce 'büyük kapı' ya da 'ana kapı' anlamına gelen 'Bçe' (ბჭე) kelimesinden dönüştüğü ve kalenin ana giriş kapısıyla ilişkilendirildiği düşünülmektedir. Tarihi Klarceti bölgesinde yer alan köyde günümüzde de Vake, Dubati, Borbiçala, Guniateri, İmahe, Sazele ve Paraki gibi Gürcüce mevki adları kullanılmaya devam etmektedir.
Bice Kalesi'nin Köklü Tarihsel Geçmişi
Bice Kalesi ve çevresindeki yerleşim, bölgenin eski izlerini taşımaktadır. Osmanlı İmparatorluğu, 16. yüzyılın ortalarında bölgeyi Gürcülerden devralmıştır. 1574 tarihli tahrir defterine göre Ardanuç livasının Ardanuç nahiyesine bağlı olan Bice köyü, tamamı Hristiyanlardan oluşan 41 haneli bir yerleşimdi. Sonraki yıllarda nüfusu azalarak 1595 yılında 14 haneye kadar gerileyen köy, bu tarihten sonra kademeli olarak Müslümanlaşmıştır. 1835 yılındaki Osmanlı nüfus tespitinde Çıldır Eyaleti'nin Ardanuç sancağına bağlı olan köyde 89 hanede 229 erkek nüfus kaydedilmiştir.
Sınır Mücadeleleri ve Cumhuriyet Dönemi
Uzun süre Osmanlı idaresinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Berlin Antlaşması uyarınca Rusya'ya bırakılmıştır. 1886 yılındaki Rus nüfus sayımında 586 kişilik nüfusuyla Türk olarak kaydedilen köy, çevredeki diğer köylerin de idari merkezi konumundaydı. Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarında Rusların çekilmesiyle bağımsız Gürcistan sınırları içinde kalan yerleşim, 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil edilmiştir. Köyün Türkçe olmayan eski ismi Bice, 1925 yılında Tütünlü olarak değiştirilmiştir.
Kaleden Günümüze Ulaşan Arkeolojik Kalıntılar
Tütünlü köyünde varlığı tespit edilen tek tarihi yapı olan Bice Kalesi, günümüzde maalesef yıkık durumdadır. Yaklaşık 60 x 15 metre boyutlarındaki bu kaleden günümüze sur duvarlarının bir kısmı, tarihi bir su sarnıcı ve geleneksel Gürcü şarabının yapımında kullanılan, toprağa gömülü kırık vaziyetteki iki adet kvevri (toprak küp) kalmıştır. Kalede bulunan kvevri kalıntıları, alanın çok eski dönemlerden itibaren aktif bir yerleşim ve üretim merkezi olduğunu kanıtlamaktadır.