Bana Katedrali (Gürcüce: ბანა), tarihsel Tao bölgesinde, günümüzde Erzurum ilinin Şenkaya ilçesine bağlı ve eski adı Panaki (ფანაკი) veya Banaki (ბანაკი) olan Penek köyünde yer alan Bana Manastırı'nın ana kilisesidir. Bana adı, "askeri kamp" ya da "kamp" anlamındaki Gürcüce "banaki" (ბანაკი) kelimesinden gelmektedir. Gürcüce dil kuralları gereği "banaki" kelimesinin sonundaki "ki" düşmüş ve kelime Bana'ya dönüşmüştür. Yüksekçe bir yerde inşa edilen katedralin etrafı surlarla çevrilidir.

Bana Katedrali'nin Tarihçesi ve Önemi
Bana Manastırı, Gerçek Haç'a adanmış bir manastır kompleksidir. Bu kompleks ana kilise, küçük kilise, keşişler için kilise, kayaya oyulmuş hücreler ve diğer yapılardan oluşmaktaydı. Ana kilise olan Bana Katedrali'nden ilk kez 11. yüzyılda yazılmış tarihi bir eserde söz edilmiştir. Bagrationi hanedanı tarihçisi Sumbat Davitisdze bu eserinde, Bana Katedrali'ni 881-923 yılları arasında hüküm süren Gürcü kralı IV. Adarnase'nin inşa ettirdiğini belirtmektedir. Bu kayda dayanarak katedralin 9. yüzyılın sonlarında veya 10. yüzyılın başlarında inşa edildiği kabul edilmektedir. İnşa sürecini yöneten Kvirike, manastırın ilk piskoposu olarak atanmıştır. Manastırın tanınan piskoposlarından İoane ise Tao'lu aznavurlarla birlikte Gürcü kralı IV. Bagrat'a ihanet ederek Bizans'a sığınmıştır.

Kraliyet Düğünleri, Hanedan Mezarları ve Osmanlı Dönemi
Bana Katedrali, Gürcü kraliyet hanedanı Bagrationiler için büyük önem taşımaktaydı. Gürcü kralı IV. Bagrat, Bizans imparatorunun kardeşi Roman Argiri'nin kızı Helen ile evliliğini Bagrat Katedrali'nde gerçekleştirmiştir. Tao bölgesinde hüküm süren Bagrationi hanedanının IV. Vahtang (1442-1445) ve eşi gibi bazı önemli üyeleri bu katedral bünyesinde gömülmüştür. 16. yüzyılda bölgeyi kontrolü altına alan Osmanlılar, bu eski katedrali Kırım Savaşı sırasında Osmanlı ordusu için bir askeri kaleye dönüştürmüşlerdir. Yapı Osmanlı askeri karargahı olarak kullanılırken, 1843 yılında bölgeyi ziyaret eden Karl Koch, katedralin dışarıdan devasa bir kubbe gibi göründüğünü belirterek yapıdan övgüyle bahsetmiştir.

Savaşın Getirdiği Tahribat ve Yıkım Süreci
Katedral, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rus ordusunun top atışları nedeniyle büyük ölçüde yıkılmıştır. Savaş döneminde burada karargâh kuran Rus ordusundan bir generalin katedralin kitabesini götürdüğü söylenmektedir. Dmitri Bakradze'nin 1881 yılındaki gezisi sırasında kubbesinin çöktüğü tespit edilen katedral, Ekvtime Takaişvili'nin 1902 yılındaki araştırmasında neredeyse tamamen yıkılmış durumdaydı. Bu dönemde kuzey tarafı hariç galerinin duvarları ayakta duruyor, iç kısımdan galerinin dörtte üçü yıkılmış ve kilisenin içi tamamen taşlarla dolmuş durumdaydı. 1907 yılındaki incelemelerde ise katedralin daha da kötüye gittiği ve galerinin kuzey kısmının da yıkıldığı görülmüştür.

Bana Manastırı Kaya Mağaraları ve Küçük Kilise
Bana Manastırı keşişlerinin inzivaya çekildiği kaya mağaraları manastırının keşişler kilisesi olan Mağara Kilisesi, 9-10. yüzyılda inşa edilmiş tek nefli bir yapıdır. Bu kilise Bana Katedrali'nin güneydoğusunda, köy yerleşmesinin 700 metre doğusunda yer alır. Manastır bünyesindeki küçük kiliselerden bir diğerinin ise kubbeli tetrakonkhos plana sahip olduğu bilinmektedir. 1907 yılında bölgeyi gezen Gürcü tarihçi Ekvtime Takaişvili'nin aktardığı bilgilere göre, bu tarihte küçük kilisenin kubbesi çökmüş ancak duvarlarının bir kısmı hala ayaktaydı. Zaman içinde bu kilise tamamen ortadan kalkmıştır.
Mimari Detaylar ve Benzersiz Plan Şeması
Kubbeli, üç katlı ve dört apsisli bir mimariye sahip olan katedral, plan şeması olarak 7. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen İşhani Kilisesi'nin planını tekrarlamaktadır. Bu yönüyle katedral, Ermenistan'daki Zvartnots Katedrali ile Zvartnots planıyla daha geç bir dönemde (1001 yılında) inşa edilen Gagik Kilisesi'ni anımsatır. Tetrakonk tarzı ve galerili, sütunlar üzerinde yükselen apsisli ve koro galerili yuvarlak büyük yapılar Gürcü ve Ermeni mimarisinde erken dönemde ortaya çıkmıştır. Bana Katedrali kilise ve etrafındaki yuvarlak formlu galeri olmak üzere iki ana bölümden oluşuyordu. Kilisenin iç kısmı eşit kollardan oluşan Yunan haçı planına sahipti ve haç kollarında üç katlı odalar bulunmaktaydı.

Katedralin kaideler üzerinde yükselen yuvarlak sütunları süslemeli sütun başlıklarıyla son bulmaktaydı. Sunağı oluşturan doğudaki apsiste altı adet sütun yer alıyordu. İki metreyi aşan yükseklikteki bu sütunlar, yaklaşık iki metre yükseklikteki özel bir duvar üzerinde yükselerek sunak bölümünü diğer apsislerden daha görünür kılmaktaydı. Birbirine eşit olan diğer apsislerde ise zemin üzerine oturtulmuş, daha hacimli ve uzun dörder sütun bulunmaktaydı. Apsislerde üçer adet pencere açıklığı yer alıyordu.

Antik Yazıtlar ve Tarihi Freskler
Bana Katedrali'nin iç kısmı zengin duvar resimleriyle (freskler) bezenmişti. 1907 yılındaki incelemelerde sunağın kubbesindeki ve üst kattaki galerilerde fresklerin kalıntıları seçilebilmekteydi. Katedraldeki bir taşta oyulmuş ve kırmızıya boyanmış "... წყლე თე დიდი" şeklinde Gürcüce bir yazı bulunmaktaydı. Bu yazı Takaişvili tarafından "[ქრისტე შეი]წყალე თეოდორე დიდი" (İsa, Büyük Teodere'yi bağışla) şeklinde okunmuştur. Başka taşlarda da bu tür yazıtların olduğu bilinmekte olup, yere düşmüş bir taşın ikinci satırında "დიდი" (büyük) kelimesi okunabilmiştir. Bu yazıtların kilisenin inşa edildiği döneme ait olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca üst kattaki odanın duvarında Dmitri Bakradze tarafından Gürcü alfabesinin Asomtavruli harfleriyle yazılmış "ქ~ე შ~ე გ~ი" şeklindeki bir yazıt tespit edilmiş ve bu yazı da "İsa, Giorgi'yi bağışla" şeklinde deşifre edilmiştir.
