Zühtü Tarhan, 1913 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiş seçkin bir Türk hukukçusu ve eski bakandır. Babası emekli bir subay olan Tarhan, adalet teşkilatında uzun yıllar önemli kademelerde görev yapmıştır. Akademik birikimiyle temayüz eden tecrübeli isim, 27 Mayıs askeri darbesi sonrasında kurulan 24. Hükûmet bünyesinde Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı görevini deruhte etmiştir. Bakanlık vazifesini kısa bir dönem üstlenen başarılı bürokrat, aynı zamanda çocuk suçluluğu üzerine yaptığı vizyoner araştırmalarla Birleşmiş Milletler'e kıymetli raporlar sunmuştur. Dostları arasında çok sevilirdi. Kendisi 'Melek Zühtü' olarak tanınırdı.
Hukuk Eğitimi ve Fransa Yıllarında Savaşın Gölgesi
İstanbul Üniversitesi Huku k Fakültesi'nde başladığı yükseköğrenim serüvenini 1937 senesinde başarıyla taçlandıran Zühtü Tarhan, mezuniyetinin akabinde vatan borcunu ödemek üzere yedek subay olarak orduya katılmıştır. Askerlik vazifesini tamamladıktan sonra durmaksızın mesleki gelişimine odaklanan genç hukukçu, devlet tarafından organize edilen zorlu bir sınavda üstün başarı göstererek Fransa'ya gönderilmeye hak kazanmıştır. Doktora çalışmasını gerçekleştirmek üzere Toulouse Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giden Tarhan'ın yurt dışındaki bu dönemi, ne yazık ki İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık yıllarına denk gelmiştir. Savaşın getirdiği kaos ortamında, Türkiye'den gönderilen ödeneklerin İsviçre bankalarında bloke edilmesi ve Fransa'nın Nazi işgali altına girmesi sebebiyle çok büyük maddi ve manevi sıkıntılar çekmiştir. Zorlu koşullara rağmen akademik hedeflerinden ödün vermeyen azimli hukukçu, doktorasını başarıyla neticelendirerek memleketine dönmeyi başarmıştır. Fransa yılları oldukça zahmetli geçmişti.
Yargı Kürsüsünden Çocuk Suçluluğu Araştıramalarına Uzanan Kariyer
Vatanına döndükten sonra adliye teşkilatında aktif görevler almaya başlayan Zühtü Tarhan, ilk etapta iki yıl boyunca İcra Hakimliği makamında adaletin tesisi için mesai harcamıştır. Bu görevin ardından savcılık kürsüsüne geçiş yapan Tarhan, tam on sene boyunca büyük bir titizlikle Savcı Yardımcılığı vazifesini ifa etmiştir. Hukuk alanındaki yetkinliği ve vizyoner bakış açısı sayesinde 1952 yılında prestijli bir davet almış; Belçika, Fransa ve İsviçre'yi kapsayan altı aylık bir Avrupa seyahatine çıkmıştır. Bu seyahat esnasında bilhassa çocuk suçluluğu ve ıslahevi sistemleri üzerine derinlemesine incelemeler gerçekleştirmiştir. Yaptığı kapsamlı saha çalışmalarının ardından kaleme aldığı iki ayrı detaylı araştırma raporunu Birleşmiş Milletler'e sunarak uluslararası alanda takdir toplamıştır. Hazırladığı bu kıymetli bilimsel tez, daha sonra dönemin en prestijli yayınlarından biri olan Adalet Dergisi'nde neşredilmiştir. Yurt dışı tetkiklerinin hemen ardından, 1952 yılında Adalet Müfettişliğine tayin edilen tecrübeli hukukçu, bu kritik görevi 1954 yılına kadar büyük bir başarıyla yürütmüştür. Mesleğinde dürüstlüğüyle ün kazanmıştı.
Zühtü Tarhan'ın kariyerindeki dönüm noktaları şu şekilde özetlenebilir:
- 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyeti,
- Fransa Toulouse Üniversitesi bünyesinde tamamlanan hukuk doktorası,
- On yıl boyunca sürdürülen Savcı Yardımcılığı görevi,
- İsviçre, Fransa ve Belçika'da çocuk suçluluğu üzerine yapılan araştırmalar,
- Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı vazifesi.
Bakanlık Dönemi ve Toprakla Buluşan Yıllar
Adalet Müfettişliği görevinden sonra emekliye ayrılma kararı alan Zühtü Tarhan, 1960 yılına kadar geçen süreçte hayatına farklı bir yön vererek ziraat ile meşgul olmuştur. Toprakla ilgilenip tarımsal faaliyetlerle uğraştığı bu sükunet dolu dönem, 27 Mayıs Darbesi'nin ardında yaşanan siyasi hareketlilikle sona ermiştir. İhtilal sonrasında oluşturulan 24. Türkiye hükûmetinde kendisine kritik bir sorumluluk tevdi edilmiş ve 30 Mayıs 1960 ile 27 Ağustos 1960 tarihleri arasında Basın Yayın ve Turizm Bakanı olarak kabinede yer almıştır. Kısa süren fakat yoğun geçen bakanlık mesaisinin ardından aktif siyasetten çekilen Tarhan, yeniden çok sevdiği asıl mesleğine dönüş yapmıştır. Çevresindekilere aşıladığı güven ve sergilediği zarif üslup sebebiyle dost meclislerinde daima saygıyla yad edilen başarılı hukukçu, takvimler 1983 yılını gösterdiğinde arkasında derin bir iz bırakarak vefat etmiştir. Geride saygın bir miras bıraktı.