Türk halk müziği dünyasında derin izler bırakan ses sanatçısı ve sinema oyuncusu Yıldıray Çınar, 1940 yılında Samsun'da doğmuş ve 29 Mayıs 2007 tarihinde Atakum'da hayata gözlerini yumuştur. Kendine has bağlama çalış tarzı ve kadife sesiyle tanınan Çınar, özellikle dillere destan olan Çarşamba'yı Sel Aldı türküsüyle tüm Türkiye'nin gönlünde taht kurdu. Dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen yeteneği sayesinde müziğin zirvesine tırmanırken, hem çıkardığı plaklarla hem de başrol oynadığı filmlerle kültürel hafızaya kazınmıştır.
Sazla Tanışma ve Askerlik Yıllarındaki Dönüm Noktası
Karadeniz'in bağrından kopup gelen sanatçı, müzikal temellerini babası Bekir Bey'in desteğiyle henüz dokuz yaşındayken bağlama çalarak attı. İki yaşında annesini kaybederek sazıyla teselli buldu. Gençlik yıllarında müziğe daha sıkı sarılan sanatçı, vatani görevini yerine getirmek için yaşını büyüterek bahriye sınıfına katıldı. Gölcük Deniz Ana Üssü'nde yaptığı askerlik sürecinde müzikle olan bağını asla koparmadı. Bu dönemde İspanya seyahatine çıkan dönemin başbakanı Adnan Menderes'in huzurunda Çarşamba'yı Sel Aldı eserini seslendirme fırsatı buldu. Menderes, genç bahriyelinin sesinden oldukça etkilendi. Başbakanın kendisine radyoya başvurması yöndeki tavsiyesi, Çınar'ın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Terhis olduktan sonra Samsun'a geri döndü. Çiftlik Caddesi'nde açtığı müzik dükkanında enstrüman dersleri verdi.
Radyodan Beyaz Perdeye Uzanan Altın Yıllar
Yıldıray Çınar, 1962 yılında TRT Ankara Radyosu tarafından açılan sınavları büyük bir başarıyla geçerek profesyonel kariyerine adım attı. Radyo programlarıyla adını tüm ülkeye duyuran sanatçı, bu çatının altında usta ozan Âşık Veysel ile tanışıp feyzalma imkanı yakaladı. Anadolu insanının sesi olan Çınar, 1969 yılında Kıbrıs'a giderek oradaki Türk askerlerine konserler verdi. Türküleriyle Mehmetçiğe moral aşılayan sanatçı, halkın sevgisini kazanmaya devam etti. Sanat hayatı boyunca Sarmaşık Bülbülleri, Aman Dünya Ne Dar İmiş ve Şen Ola Düğün gibi unutulmaz ezgilere hayat verdi. Müzik dünyasındaki bu olağanüstü başarıları, kendisine tam 12 adet altın plak ödülü kazandırdı. Sahne tozunu yuttuktan sonra sinema dünyasının da dikkatini çeken Çınar, 1965 yılında kendi türküsüyle aynı adı taşıyan "Aman Dünya Ne Dar İmiş" filmiyle yeşilçam'a adım attı. Sinema kariyerini 1980'li yılların sonuna dek başarıyla sürdürerek 40 civarında filmde başrol oynadı. Sanatçı, yoğun çalışma temposu arasında spora da vakit ayırarak Ahmet Ayık ile antrenmanlar yaptı.
Sanata Veda, Hastalık Süreci ve Geride Kalan Miras
Doksanlı yıllara gelindiğinde müzik ve sinema sektöründeki değişimler nedeniyle popüler kültürden uzaklaşmayı seçen sanatçı, inzivaya çekildi. Son yıllarında kameralardan uzak sakin bir hayat seçti. Takvimler 2003 yılını gösterdiğinde ise ALS olarak bilinen Amyotrofik lateral skleroz hastalığına yakalandığı haberi geldi. Amansız hastalıkla dört yıl boyunca mücadele eden efsanevi isim, 29 Mayıs 2007'de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, Samsun Büyük Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından vasiyetine uygun olarak Samsun Asri Mezarlığı'nda babasının yanına defnedildi. Vefatından sonra da unutulmayan sanatçının adı, memleketi Samsun'da ve İstanbul'da yaşatılmaya devam ediyor. Sanatçının hatırasını onurlandırmak adına yapılan bazı çalşmalar şunlardır:
- İstanbul genelinde iki, Samsun'da ise bir sokağa sanatçının ismi verilmiştir.
- Çarşamba ilçesine, ünlü türküsünün hikayesini betimleyen yaklaşık 15 metre yüksekliğinde devasa bir rölyef dikilmiştir.
- İlkadım ilçesindeki Çok Amaçlı Gençlik Merkezi'nin adı Yıldıray Çınar Kültür Merkezi olarak değiştirilmiştir.
- Çarşamba Ticaret Meslek Lisesi, Yıldıray Çınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ismini almıştır.
