18. yüzyıl İngiltere’sinin toplumsal yapısını, ahlaki çelişkilerini ve sokak kültürünü tuvaline taşıyan ünlü sanatçı William Hogarth, 10 Kasım 1697 tarihinde Londra’da hayata gözlerini açtı. Richard Hogarth ile Anne Gibbons çiftinin beşinci evladı olan bu sıra dışı deha, akrep burcunun tüm keskin gözlem gücünü eserlerine yansıtarak resim ve karikatür sanatında çığır açtı. Çizgi romanın ve serili görsel anlatımın dünya çapındaki öncüleri arasında kabul edilen Hogarth, döneminin yozlaşmış düzenini alaycı ve gerçekçi bir üslupla eleştirerek İngiliz sanat tarihinin en özgün sayfalarından birini yazdı. Dünyada konuşma balonlarını ilk kez uygulayarak görsel ile metni bütünleştiren yaratıcı deha, kendisini adeta resim sanatının oyun yazarı olarak konumlandırdı.
Londra Sokaklarından Gravür Tezgahına
Öğretmenlik yapan babasının 1718 yılındaki erken vefatı, genç William’ı ailesinin geçimini sağlamak adına erken yaşta çalışma hayatına atılmaya mecbur bıraktı. Resim yeteneğinin erken yaşlarda fark edilmesiyle birlikte, Leicester Fields bölgesinde faaliyet gösteren gravür ustası Ellis Gamble’ın yanına çırak olarak yerleştirildi. Burada oymacılık ve gravürcülük zanaatının inceliklerini kavrayan Hogarth, 1720 yılına gelindiğinde kendi bağımsız atölyesini kurmayı başardı. O dönemde son derece popüler bir sanat kolu olan gravür alanında kitap baskıları ve baskılı kartlar gibi siparişler alarak ticari hayatına yön verdi. İşinden arta kalan zamanlarda ise pes etmeyerek St Martin’s Lane Academy bünyesinde 1720 ile 1724 yılları arasında resim eğitimi aldı.
Hogarth, gençlik yıllarından itibaren Londra'nın hareketli panayırlarına, kozmopolit sokak yaşantısına büyük bir merak duyuyordu. Buralarda gözlemlediği sıra dışı insan karakterlerini kağıda aktararak kendi gözlem gücünü ve çizim yeteneğini sürekli diri tuttu. Sanatında Fransız ve İtalyan gravür ve resim ekollerinden esinlenen usta isim, eserlerinde toplumsal gerçekçiliği, ince bir hicvi ve kimi zaman da sınırları zorlayan müstehcen cinselliği harmanladı. Sanatçının erken dönem çalışmaları, o yıllarda Britanya adasında çok sevilen ve 'sohbet resimleri' adıyla bilinen gayriresmi grup portrelerinden oluşuyordu. Ancak bununla yetinmeyen Hogarth, hassas renk tonlamalarıyla örülü gerçekçi portreler ve görkemli tarihi kompozisyonlar üreterek ustalığını kanıtladı. 1724 senesinde bir hastane için hiç para almadan büyük bir duvar resmi hazırlayarak hayırsever yönünü de ortaya koydu. İngiltere, Avrupa'da Rokoko kavramlarına en az yakınlık duyan ülke olduğu için Hogarth'ın resimlerinde Rokoko etkisine pek az rastlanır.
Toplumsal Ahlakın Görsel Tiyatrosu: Modern Ahlaki Konular
William Hogarth’ı asıl üne kavuşturan ve sanat dünyasında 'Hogarth tarzı' veya 'Hogarthçı' olarak anılacak üslubu yaratan, onun toplumsal yergiyi içeren serili resimleri oldu. 18. yüzyılın ortalarında İngiliz toplumundaki çöküşü, iki yüzlülüğü ve sefaleti derin bir üzüntüyle izleyen sanatçı, rahatsız olduğu bu durumları mizah dolu fırçasıyla tuvale döktü. Gösteriş budalalığı, sahtekarlık ve ikiyüzlülük üzerine kurulu uyarıcı hikayeler tasarlayarak adeta birer ahlak dersi niteliğinde seriler üretti. 1731 yılında tamamladığı altı sahneli Fahişenin Yazgısı (A Harlot's Progress), onun bu alandaki ilk başyapıtı oldu. Bu seriyi, sekiz sahneden oluşan ve Londra'da lüks içinde yaşarken servetini har vurup harman savuran bir erkeğin akıl hastanesine kapatılmasına kadarki süreci anlatan Hovardanın Yazgısı (A Rake's Progress) takip etti. Hogarth, bu ahlaki hikayeleri resmederken dönemin herkes tarafından bilinen tanıdık karakterlerini tablolarına dahil ediyor, böylece burjuva sınıfının eserlerle doğrudan bağ kurmasını sağlıyordu.
Sanatçının toplumsal eleştiride zirveye ulaştığı bir diğer eseri ise 1742-1745 yılları arasında ürettiği, orijinal adıyla Marriage à-la-mode olan Zamane Evliliği serisidir. İspanyolların Güney Amerika’yı yağmaladığı, İngilizlerin de yeni kolonilerle burjuva sınıfını zenginleştirdiği bu yüzyılda, aristokrasi yoksullaşırken ticaret erbabı sınıf atlama derdindeydi. Hogarth, serinin ilk tablosu olan Evlilik Anlaşması ile bu iki sınıf arasındaki sevgisiz, sadece maddi çıkarlara ve kârlı bir alışverişe dayalı evliliği muhteşem sembollerle resmetti. Soylu ailenin evinde geçen bu sahnede, damadın boynundaki frengi hastalığına ve cıva tedavisine işaret eden kara leke, gelinin avukatla yaşadığı gizli aşkın işaretçisi olan köpekler, memurun elindeki borç kağıtları ve duvardaki felaket habercisi Medusa tablosu yer alır. Pencereden görünen yarım kalmış konak inşaatı ise soylu ailenin parasızlıktan bitiremediği malikanesini simgeler. Dönemin zengin hastalığı olan gut nedeniyle ayağı sargılı aristokrat baba ise parmağıyla soyağacını göstererek üstünlük taslamaya devam eder.
Telif Hakları Savaşı ve Özel Yaşamı
Sanatçının başarılı çalışmaları kendisine ülke içinde ve dışında yaygın bir tanınırlık kazandırırken, eserlerinin gravürleri sıkça taklit edilip izinsizce kopyalandı. Hogarth, bu haksız kazancı engellemek amacıyla girişimlerde bulunarak 1735 yılında İngiltere'de yazarlar ile sanatçıları koruyan ilk resmi Telif Hakkı Yasası'nın çıkmasına öncülük etti. Tarihe adıyla geçen bu kanun sayesinde gravürlerin basımından sonraki 14 yıl boyunca taklit edilmesi yasaklandı. Özel hayatında ise Hogarth, 23 Mart 1729 tarihinde mimar James Thornhill’in kızı Jane ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten hiç çocukları olmadı. Büyük sanatçı, 26 Ekim 1764 tarihinde Londra'da, 67 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Hogarth'ın özgün sanat anlayışı yüzlerce yıl sonra da şansını korudu ve hayatı 2006 yılı yapımı 'A Harlot's Progress' televizyon filminde ünlü aktör Toby Jones tarafından canlandırılarak beyaz ekrana yansıtıldı.
Sanatçının geride bıraktığı ve sanat dünyasını derinden etkileyen en önemli eserleri şunlardır:
- Bir Çapkının İlerlemesi
- Cin Sokağı
- Çalışkanlık ve Tembellik
- Southwark Fuarı
- Kuyruk parçası
- Güzelliğin Analizi
- Dilencinin Operası
- Başbaşa
