Asıl adı Werner H. Stipetic olan Werner Herzog, 5 Eyül 1942 tarihinde Bavyera eyaletinin Münih şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Savaş sonrası dönemde şekillenen Genç Alman Sineması akımının en parlak öncülerinden biri olan ünlü isim, insan ruhunun en uç sınırlarını ve sıra dışı psikolojik durumları perdeye aktarma tarzıyla küreysel ölçekte büyük bir şöhret kazandı. Sinema dünyasında mistik öğeleri, gerçeküstü temaları ve alışılagelmişin dışındaki mekanları harmanlayarak kendine has bir ekol yarattı. Yönetmenliğin yanı sıra senaristlik, oyunculuk ve yapımcılık rolleriyle de yedinci sanata yön vermeyi sürdüren sanatçı, bugün 84 yaşındadır. Başak burcunun özelliklerini taşıyan bu efsanevi figür, sinema tarihinde iz bırakan unutulmaz yapıtlar üretti.
Doğadan Endüstriye Sıra Dışı Bir Yaşam Öyküsü
Herzog, çocukluk yıllarında doğayla iç içe büyüdü. On üç yaşına basana kadar doğup büyüdüğü köyde yaşamını devam ettirdi. Sonrasında ailesiyle birlikte Münih kentinde yer alan bir apartman dairesine taşınma kararı aldılar. Bu taşınma, onun geleceğini şekillendirecek önemli bir buluşmayı getirdi. Yeni apartmanlarındaki komşuları, dönemin ünlü sinema oyuncusu Klaus Kinski idi. Bu tanışıklık, ilerleyen yıllarda sinema tarihinin en fırtınalı ortaklıklarından birine dönüşecekti.
Gençlik yıllarında eğitim hayatına Münih'te ve ardından Pittsburgh Üniversitesi'nde devam eden Herzog; tarih, edebiyat ve tiyatro alanlarında öğrenim gördü. Ancak akademik hayatını yarıda bırakarak üniversiteden mezun olmadan ayrıldı. Bitmek bilmeyen keşif arzusuyla Meksika, İngiltere, Yunanistan ve Sudan gibi ülkelere uzun soluklu geziler düzenledi. Seyahat bütçesini denkleştirmek ve hayallerini gerçekleştirmek amacıyla 1960'lı yılların başında bir çelik fabrikasında kaynakçı olarak çalıştı. Alın teri dökerek biriktirdiği paralarla sinema yolculuğunun temelini attı. Takvimler 1963 yılını gösterdiğinde, kendi bağımsız prodüksiyon şirketini kurarak sinema dünyasına resmen adım attı.
Henüz yolun başındayken, 1962 yapımı Herakles isimli kısa filmle sinema dünyasındaki ilk denemesini gerçekleştirdi. İlk uzun metrajlı sinema filmi olan 1967 tarihli Yaşam Belirtisi (Lebenszeichen) ile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. 1970 yılında izleyiciyle buluşan ve günlük yaşamın irkiltici bir parodisi olan Cüeler de Küçükten Başladı (Even Dwarfs Started Small) adlı filmiyle sinemasal dilini iyice belirginleştirdi. Sadece cücelerin yaşadığı kıraç bir adada geçen bu yapım, yönetmenin sınırları ne kadar zorlayabileceğinin ilk büyük kanıtıydı.
Genç Alman Sineması ve Cannes Zirvesi
Werner Herzog, sinema kariyerinde tek başına hareket etmedi. O, İkinci Dünya Savaşı sonrasında küllerinden doğan Genç Alman Sineması hareketinin en önemli temsilcileri arasında kabul edilir. Ünlü yönetmen; Rainer Fassbinder ve Volker Schlöndorff gibi isimlerle birlikte Alman sinemasının modernleşme sürecine liderlik etti. Yönetmenin filmlerinde gerçeküstü ve mistik öğeler, genellikle insan elinin değmediği egzotik mekanlarla buluştu.
Sanatçın dünya çapında adını duyuran başyapıtlarından biri, 1972 yılında vizyona giren Tanrı'nın Gazabı (Aguirre: The Wrath of God) oldu. Başrolünde fırtınalı bir ilişki sürdürdüğü Klaus Kinski'nin yer aldığı bu film, zenginlik ve kahramanlık hırsıyla haritası çıkarılmamış vahşi topraklara sürüklenen İspanyol kaşiflerin fiziksel ve zihinsel yıkımını çarpıcı biçimde ele aldı. Bu yapım, sinema tarihinin en etkileyici delilik portrelerinden biridir.
Yönetmenin başarıları uluslararası festivallerde de karşılık buldu. Herzog, 1974 yapımı Herkes Kendi Başına ve Tanrı Herkese Karşı filmiyle büyük bir çıkış yakaladı. Bu yapıt, 1975 yılında düzenlenen 28. Cannes Film Festivali'nde hem Büyük Jüri Ödülü'ne hem de prestijli FIPRESCI Ödülü'ne layık görüldü. Yönetmen, sinemadaki duruşunu 1976'da Sırça Kalp (Heart of Glass), 1977'de Stroszek ve 1979'da Nosferatu: Phantom Der Nacht ile Woyzeck gibi klasikleşen yapıtlarla taçlandırdı. Ardından 1982 yılında çektiği Fitzcarraldo filmiyle 35. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü kucaklayarak zirveye ulaştı.
Küreysel Projeler, Farklı Yapıtlar ve Özel Yaşamın Detayları
Yönetmen, 2000'li yıllarda da üretkenliğini kaybetmedi. Hollywood yıldızlarıyla büyük bütçeli projelere imza attı. 2006 yılında yazıp yönettiği Rescue Dawn filminde başrolü ünlü oyuncu Christian Bale üstlendi. 2015 yılında ise senaryosunu kaleme alıp yönettiği Çöl Kraliçesi (Queen of the Desert) filminde Nicole Kidman, Damian Lewis, Robert Pattinson ve James Franco gibi dev isimleri bir araya getirdi. Herzog, farklı türlerde de dikkat çekici yapıtlara imza attı. Yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı 2005 yapımı Ayı Adam (Grizzly Man), 2007 tarihli Encounters at the End of the World ve 2010 yapımı Caves of Forgotten Dreams gibi sinema filmleriyle doğanın ve insanın farklı yönlerine mercek tuttu. Aynı zamanda Jack Reacher (2012) filmindeki Zec karakteri gibi rollerle oyuncu olarak da kamera karşısına geçti. Yapımcılığını üstlendiği 2014 yapımı Sessizliğin Bakışı (The Look of Silence) filmiyle de sinema dünyasındaki çok yönlülüğünü gösterdi.
Sıra dışı yönetmenin özel hayatı da en az kariyeri kadar hareketli geçti. Hayatı boyunca üç kez evlilik yapan Herzog, ilk evliliğini 1967 yılında oyuncu Martje Grohmann ile gerçekleştirdi. Çiftin bu evlilikten 1973 doğumlu Rudolph Herzog adında bir oğulları oldu. Ancak bu birliktelik 1985 yılında boşanmayla sonuçlandı. 1987 yılında ise Christine Maria Ebenberger ile ikinci evliliğini yapan yönetmen, 1989 yılında Simon Herzog adında ikinci oğlunu kucağına aldı. Bu evlilik de 1997 yılında sona erdi. Werner Herzog, 1999 yılında fotoğrafçı Lena Herzog ile hayatını birleştirdi. Bu mutlu birliktelik günümüzde de sürmektedir. Ayrıca ünlü yönetmenin, oyuncu Eva Mattes ile olan birlikteliğinden 1980 yılında dünyaya gelen Hanna Mattes adında bir kızı bulunmaktadır.
