Müzikle çevrili bir aile ortamında hayata gözlerini açan Verda Ün, Türk klasik müzik tarihinin en saygın piyanist ve piyano eğitimcileri arasında yer alır. 22 Kasım 1919 tarihinde dünyaya gelen sanatçı, hem anne hem de baba tarafından gelen güçlü bir kültürel ve sanatsal mirasın taşıyıcısı olmuştur. Babasının Humbaracı Ahmet Paşa soyundan gelen maliye müfettişi Kazım Ziya Bey, annesinin ise Leipzig Konservatuvarı'ndan mezun bir keman sanatçısı olan Melahat Hanım olması, Verda Ün'ün çocukluğundan itibaren nitelikli bir entelektüel çevre içinde yetişmesini sağlamıştır. Evdeki sanatsal atmosfer, küçük yaşta piyano tuşlarıyla buluşan sanatçının yeteneğini besleyen en önemli unsur olmuştur. Ailenin üç erkek çocuğunun ardından dördüncü çocuk olarak dünyaya gelen Ün, evdeki müzikal çeşitlilikle büyüyerek küçük yaşta piyano eğitimine başladı.
Müziğe İlk Adımlar ve Ştatzer Okulu
Verda Ün'ün tuşelere dokunması ve enstrümana yönelmesi, yine aile içindeki eğitimli müzisyenler vasıtasıyla gerçekleşti. Leipzig Konservatuvarı piyano bölümü mezunu olan teyzesi, küçük yaştaki sanatçının yeteneğini fark ederek ona piyano eğitiminin temel kurallarını öğretti. Teyzesinin disiplinli ve yol gösterici yaklaşımı, Verda Ün'ün müzikal algısını erken yaşta şekillendirdi. Bu erken dönem başlangıcı, sanatçının ileride kuracağı sağlam tekniğin temel taşı oldu. Takvimler 1935 yılını gösterdiğinde ise dönemin ünlü piyano pedagodu Ferdi Ştatzer ile çalışmaya başladı. Ştatzer'in sınıfında yürüttüğü yoğun eğitim süreci, onun müzikal duyarlılığını ve sahne hakimiyetini en üst seviyeye taşıdı.
Bu eğitim yılları sırasında yaşamını biçimlendirecek önemli bir tanışma gerçekleşti. O yıllarda Ferdi Ştatzer ile birlikte çeşitli konserlerde sahne alan kemancı ve besteci Ekrem Zeki Ün ile tanıştı. Ülkemizin çok sesli müzik alanındaki önemli bestecilerinden olan Ekrem Zeki Ün ile kurduğu bu bağ, onun hem kişisel hem de mesleki yaşamında yepyeni ufuklar açtı. Bu tanışıklık, sanatçı henüz 18 yaşındayken evlilikle taçlandı. Sanatçı çiftin bu birlikteliğinden Nevin adını verdikleri bir kız çocukları oldu. Eşiyle birlikte hayatını müziğe adayan Verda Ün, hem aile yaşamında hem de sahne projelerinde bu ortak sanatsal dili her zaman korudu.
Konservatuvar Yılları ve Öncü Eğitimcilik Rolü
Verda Ün'ün müzik tarihimizdeki asıl büyük etkisi, uzun yıllar boyunca sürdürdüğü eğitimcilik faaliyetleriyle gerçekleşmiştir. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda başlayan dersler, daha sonra İstanbul Devlet Konservatuvarı bünyesinde de devam etmiştir. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en önemli eğitmenlerden biri olarak, kurum bünyesinde uzun yıllar boyunca disiplinli bir eğitim programı uyguladı. Burada geliştirdiği öğretim metotları sayesinde sayısız Türk piyanistinin uluslararası standartlarda yetişmesini sağladı. Eğitmenliğinin yanı sıra aktif bir icracı da olan Ün, konservatuvarın öğrenci orkestrası ve dönemin Şehir Orkestrası ile konserler verdi.
Uzun eğitimcilik kariyeri boyunca titizlikle yetiştirdiği yetenekli öğrenciler, bugün hem Türkiye'de hem de uluslararası müzik arenalarında ülkemizi başarıyla temsil eden ve klasik müzik sahnesinin en seçkin konumlarında yer alan isimlerdir. Klasik müzik dünyasında adından sıkça söz ettiren ve Verda Ün'ün tecrübelerinden, paha biçilemez derslerinden faydalanan öğrencilerden bazıları şunlardır:
- Gülsin Onay
- Ayşegül Durakoğlu
- Pınar Yılancıoğlu
- Bedii Aran
- Ova Sünder
- Mehru Ensari
Son Yılları, Vefatı ve Mirası
Sanatçı, ömrünün son yıllarında dinlenmek ve huzurlu bir vakit geçirmek üzere Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaşamını sürdürüyordu. Klasik müziğe ve piyano sanatına adanmış bu ömür, 15 Şubat 2011 tarihinde Milas'ta geçirdiği beyin kanaması neticesinde son buldu. Vefatı müzik camiasında büyük bir üzüntüyle karşılanan usta eğitimci, İstanbul'a getirilerek Karacaahmet Mezarlığı'na ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. Yetiştirdiği öğrencileri ve geride bıraktığı değerli icra hatıralarıyla Verda Ün, Türkiye'nin batılı anlamda piyano eğitiminin yerleşmesindeki en önemli mimarlardan biri olarak tarihteki yerini almıştır.