Tim Burton, 25 Ağustos 1958’da Kaliforniya’da dünyaya gelen, Amerikalı yönetmen, yazar ve görsel anlatıcıdır. Tam adı Timothy William Burton olan sanatçı, çocukluk yıllarından itibaren gerçek yaşamın dışında bir dünya kurma eğilimi taşıdı; bu eğilim onu düşük bütçeli korku filmlerine ve özellikle Vincent Price’ın oynadığı yapımlara sürükledi. Hayal dünyasıyla şekillenen bu erken merak, zamanla sinema tarihine geçecek bir üslubun çekirdeğini oluşturdu. Abartmalı karakterleri, gotik atmosferi ve stop-motion animasyona olan tutkusuyla Burton, Hollywood’un en ayırt edici seslerinden biri hline geldi.
Disney’den Bağımsızlığa: İlk Adımlar
Lise yıllarında California Institute of the Arts’a kabul edilen Burton, bu okul için bir Disney bursu kazandı. Üç yıllık animasyon eğitiminin ardından Walt Disney Stüdyoları’na animatör çirağı olarak adım attı. Çalışmaya başladığı ilk proje The Lord of the Rings’in bir Ralph Bakshi uyarlamasıydı; ancak filmde adı yer almadı. Ardından The Fox and the Hound için çizimler yapması istendi. Disney’nin sevimli karakter anlayışına uymayan bu çizimler reddedildi ve Burton bu dönemden pek mutlu ayrılmadığını sonradan açıkça dile getirdi.
Yine de Disney’deki bu yıllarda bambaşka bir tohum filizleniyordu: The Nightmare Before Christmas’ın temelini oluşturacak şiir ve ilüstrasyonları tam da bu dönemde kağıda döküldü. 1982’de Burton, Vincent Price’ı kendisiyle özdeşleştiren küçük bir çocuğu anlatan altı dakikalık ilk stop-motion filmini gerçekleştirdi. Bunu 1984’te Frankenweenie izledi: siyah-beyaz, James Whale’in Frankenstein’ından ilham alınan bu kısa film, bir araba kazasında kaybettiği köpeğini yeniden canlandıran bir çocuğun hikayesini anlatıyordu. Festivallerde beğeni topladı ama Disney onu “koçuk için fazla ürkutücü” bularak gösterimden çekti; ancak yapım 1992’de video olarak seyirciyle buluştu.
Beetlejuice’tan Batman’e: Hollywood’un Kapıları Açılıyor
1985’te yedi milyon dolarlık bütçeyle çekilen Pee-Wee’s Big Adventure, geniş çevrelerde ses getirerek kırk milyon doların üzerinde hasılat elde etti. Bu filmde Oingo Boingo grubunun vokalisti Danny Elfman’la kurulan iş birliği, Ed Wood hariç Burton’ın sonraki tüm filmlerinde sürecek uzun soluklu bir ortaklığın başlangilandı. Birkaç televizyon projesi yönettikten sonra Burton 1988’de Beetlejuice’i vizyona soktu. Alec Baldwin, Geena Davis ve Michael Keaton’ın yer aldığı bu gariplik dolu komedi seksen milyon dolar hasılat yaptı ve En İyi Makyaj dalında Oscar kazandı.
Düşük bütçelerle büyük hitüretebilme yeteneği yapımcıları etkiledi; 1989’da Batman projesi masaya geldi. Londra merkezli bu mega-yapım süreci bambaşka gerilimler getirdi. Keaton’ı Batman rolüne uygun gören Burton, bu sefer hayranlardan sert tepkiyle karşılaştı; ancak tartışmalar film vizyona girdiğinde sonucu değiştirmedi. Jack Nicholson’ın Joker’ı ise normalde süper kahraman filmlerine ilgi duymayan yetişkin kitleyi de sinemaya çekti. Batman, Amerika’da 250 milyon dolar, dünya genelinde 400 milyon doların üzerinde hasılat yaptı ve psikolojik derinliğiyle gelecekteki süper kahraman filmlerine farklı bir çerçeve çizdi.
1990’lar ve Sonrası: Kimlik Arayışından Klasiklere
1990’da Johnny Depp ile başlayan iş birliği, yapımcıların “Burbank’a benzettiler” dediği Florida çekimlerinde hayat bulan Edward Scissorhands ile geniş kitlelere ulaştı. Düşük bütçeli korku filmlerine duyulan nostaljiden beslenen karakterin, bir bakıma Burton’ın kendisini simgelediği söylendi. 1992’de, tüm kontrolün kendisinde olması şartıyla Batman Returns’e imza attı; Danny DeVito, Michelle Pfeiffer ve Christopher Walken’ın yer aldığı bu film hem fazla fetişçi hem de fazla karanlık bulunarak geliştirilmiş Batman serisindeki son Burton dokunuşu oldu.
Yazarlığını ve yapımcılığını üstlendiği 1993 tarihli The Nightmare Before Christmas’ı yönetmen koltuğuna Henry Selick otururken, hikayenin çekirdeği tamamen Burton’a aitti. Ardından gelen Ed Wood (1994), geniş kitlelere ulaşamasa da eleştirmenlerden övgü topladı ve bir hayran kitlesi oluşturdu. 1996’da Mars Attacks! ile 1950’lerin bilim kurgu estetikleri üzerine bir hiciv deneşimi yapan Burton, 1999’da Sleepy Hollow ile geri döndü. Johnny Depp, Christina Ricci ve Christopher Walken’ın yer aldığı bu gotik gerilim En İyi Sanat Yönetimi Oscar’ı’nı kazandı. 2001’deki Planet of the Apes ise açılış haftasında 68 milyon dolar getirmesine karşın stüdyo baskıları nedeniyle Burton’ın üslubundan kopuk bulundu. Yönetmen, o dönemin gerilimlerini setleri terk edecek kadar yaşadığını gizlemedi. Sonraki yıllarda üçü de En İyi Animasyon Oscar’ına aday gösterilen Big Fish (2003), Charlie and the Chocolate Factory (2005) ve Corpse Bride (2005) ile kariyerini sürdürdü.
Özel yaşamında 1989’da Alman sanatçı Lena Gieseke ile evlenen Burton, Batman Returns’in çekimlerinin hemen ardından boşandı. 1992’den 2001’e dek model ve oyuncu Lisa Marie ile nişanlı kaldı. 2001’den itibaren oyuncu Helena Bonham Carter ile Londra’da yaşamaya başladı; çiftIn Billy-Ray Burton adlı bir oğulları Kasım 2003’te dünyaya geldi. Film çalışmalarının yanı sıra The Melancholy Death of Oyster Boy and Other Stories adlı bir kitap da kaleme alan Burton, yaratıcı evrenini yazarlık alanına da taşıdı.
