Budapeşte'de 1860 yılında hayata gözlerini açan ve ömrünü Yahudi halkına güvenli bir yurt sağlama fikrine adayan Theodor Herzl, modern siyonizmin kurucusu olarak tarihe geçmiş önemli bir gazeteci ve siyaset adamıdır. Tevrat'ta geçen 'vadedilmiş topraklar' üzerinde bağımsız bir devlet inşa etme düşünün peşinden koşan Herzl, yaşamı boyunca diplomatik girişimler yürütmüş ve teşkilatlanma çalışmaları yapmıştır. Bu hedef doğrultusunda dönemin büyük güçleri ve liderleriyle yüz yüze görüşerek, tasarısını uluslararası siyasetin merkezine taşımayı başarmıştır. Avusturya ve Fransa yıllarında edindiği entelektüel birikim, onun bu büyük davanın siyasi ve hukuki zeminini hazırlamasına doğrudan katkı sunmuştur.
Hukuk Eğitiminden Yazarlığa Uzanan Yıllar
Jakob Herzl ve Jeanette Herzl çiftinin oğlu olan Theodor Herzl, 21 Mayıs 1860 tarihinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de dünyaya geldi. Henüz altı yaşındayken Yahudi ilkokulunda eğitimine başlayan Herzl, 18 yaşına geldiğinde ailesiyle birlikte Avusturya'nın başkenti Viyana'ya yerleşti. Buradaki yaşamında hukuk alanına yönelerek Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden başarıyla mezun oldu. Ancak içindeki yazma tutkusu, avukatlık yapmasını engelledi ve onu edebiyat dünyasına sürükledi.
Bu dönemde Avusturya ve Almanya sahnelerinde sergilenen çok sayıda tiyatro oyunu kaleme aldı. Akademik kariyerine de devam eden Herzl, 1884 yılında hukuk alanında doktorasını tamamladı. Ardğından Viyana ve Salzburg mahkemelerinde görev alarak pratik deneyim kazandı. Yazarlık ve mahkeme görevleriyle meşgul olduğu bu yıllarda, 1881 yılında yaptığı evliliğinden üç çocuk sahibi oldu. Daha sonra ise 1889 yılında Julie Naschauer ile hayatını birleştirdi. Bu dönemde henüz bir İsrail devleti bulunmadığı için zihninde bir Yahudi devleti kurma fikrini şekillendirmeye başladı.
Paris Yılları ve Siyonizmin Doğuşu
1891 yılından 1895 yılına kadar Neue Freie Presse gazetesinin Paris muhabiri olarak görev yapan Theodor Herzl, burada dönemin en büyük olaylarından biri olan Dreyfus davası'nı yakından takip etti. Fransa'da yükselişe geçen Yahudi karşıtlığı, onun düşünce dünyasında derin izler bıraktı. Antisemitizmin yükselişi, hem kendi yaşamını hem de siyonizm hareketinin gelişimini derinden etkiledi. Yaşanan bu gelişmeler karşısında Herzl, Yahudi sorununun ancak bağımsız bir devletle çözülebileceği kanaatine vardı.
Bu amaçla düşüncelerini kaleme alan gazeteci, 1896 yılında büyük yankı uyandıran Der Judenstaat (Yahudi Devleti) adlı kitabını yayımladı. 1902 yılında ise Filistin'deki Yahudi yaşamını konu edinen Altneuland (Eski Yeni Şehir) adlı eserini okuyucuyla buluşturdu. Bu iki önemli yayın, laik siyonizm davasının entelektüel temellerini sağlamlaştırdı.
Herzl, fikirlerini kurumsal bir yapıya kavuşturmak adına 1897 yılında İsviğre'nin Basel kentinde Dünya Siyonist Teşkilatı'nı kurdu ve ilk kongrenin düzenlenmesini sağladı. Tarihi Basel Kongresi'nde teşkilatın liderlişine seçilen Herzl, kongrede 'Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir' demiştir. Kongre sonunda kurulması planlanan devletin sınırlarını da belirtmiştir.
Diplomatik Temaslar ve Yıldız Sarayı Görüşmeleri
Hedeflerine ulaşmak için büyük bir diplomasi trafiği başlatan siyasetçi, Papa ile, Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm-II ile, çeşitli Avrupa prensleri ve devlet adamlarıyla görüştü. Ancak en kritik teması, toprakların kontrolünü elinde tutan Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamit II ile gerçekleştirdi. Polonyalı dostu aristokrat Phillip de Nevlinsky aracılığıyla ilk teklifini ileten Herzl, olumlu sonuç alamayınca 1896 yılında doğrudan İstanbul'a geldi.
Yđldız Sarayı'nda Padişah'ın huzuruna ise 19 Mayıs 1901 günü kabul edildi. Sultan Abdülhamit II adı etrafında şekillenen 'Devlet-i Âliye'min satılık tek bir karış toprağı yoktur' söylemi de bu önemli buluşmanın ardğından gelişmiştir. Herzl, daha sonra 16 Şubat 1902'de gönderdiği mektupta bu görüşmenin detaylarını hatırlattı. Mektubunda, Sultan'ın kendi memleketindeki Yahudilere gösterdiği âlicenaplığı diğer mazlum Yahudilere de göstererek onları bir peder gibi himaye ettiğini, fakat toplu olarak bir arada yaşamaları yerine farklı bölgelerde bulunmalarına izin verdiğini yazmıştır.
Osmanlı toprakları dışında da arayışlarını sürdüren Herzl'e, 1903 yılında İngiliz Hükümeti tarafından Uganda'da toprak teklif edildi. Bu konuyu Siyonist Kongre'de ele alan ve geçici bir çözüm olarak kabul edilebileceğini açıklayan Herzl, teklifin incelenmesi için karar alınmasını sağlasa da Rus Siyonistlerinin sert karşı çıkışı nedeniyle bu tasnif reddedilmiştir. Siyasetçinin yürüttüğü tüm bu görüşme ve mektuplaşmalar altı yıl boyunca sürmüş, yaşamının sona ermesiyle de son bulmuştur.
Herzl'in Yahudi devleti kurma amacıyla görüştüğü veya muhatap olduğu başlıca güçler şunlardır:
- Katolik dünyasının dini lideri Papa
- Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm-II
- Avrupa'nın çeşitli prensleri ve nüfuzlu politikacıları
- Osmanlı Sultanı Abdülhamit II
- Uganda toprak önerisini sunan İngiliz Hükümeti
Erken Veda ve Siyonist Miras
Hiçbir dönemde dindar bir kişilik sergilemeyen Theodor Herzl, siyonizmi her zaman Yahudi halkının kendilerini tamamen güvende hissedecekleri ve kendi bağımsız devletlerini kurabilecekleri bir yurt arayışı olarak gördü. Hayatını bu hedefe adayan büyük lider, 3 Temmuz 1904 tarihinde Avusturya'nın Reichenau an der Rax bölgesinde henüz 44 yaşındayken yaşamını yitirdi.
Ölümünün ardğından geçen 45 yılın ardğından, 17 Ağustos 1949 günü cenazesi hayalini kurduğu topraklara taşındı. İsrail Devleti'nin bayrağıyla örtülü tabutu, uçakla getirildiği bu coğrafyada ebedi istirahatgahına tevdi edildi. Geride bıraktığı düşünceler ve kurduğu teşkilat, kurmayı arzuladığı o devletin temel harcı haline gelmiştir.
