İçeriğe Atla
Suat Derviş fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Suat Derviş Kimdir?

Suat Derviş, 1902 İstanbul doğumlu öncü gazeteci ve yazardır. Fosforlu Cevriye romanıyla edebiyatımızda çığır açan yazarın müadele dolu hayatı.

Diğer adlar: Hatice Saadet Baraner Derviş, Hatice Suat, Hatice Saadet Baraner

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Suat Derviş Hakkında

Türk edebiyatının ve gazeteciliğinin öncü isimlerinden Suat Derviş, 10 Ağustos 1902'de İstanbul'un Moda semtinde seçkin bir ailede dünyaya gözlerini açtı. Çocuk yaşlarda başlayan edebi tutkusunu hayatının merkezine koyan yazar, toplumcu gerçekçi eserleri ve siyasi mücadelesiyle adını tarihe yazdırmıştır. Yazdığı romanlar ve yürüttüğü gazetecilik faaliyetleriyle tanınan yazar, özellikle efsaneleşen Fosforlu Cevriye eseriyle hafızalarda yer edinmiştir. Toplumsal adaletsizliklere karşı kalemiyle savaş açan yazar, 23 Temmuz 1972 tarihinde İstanbul'da yetmiş yaşında hayata gözlerini yummuştur. Onun öyküsü, zorluklara boyun eğmeyen aydın bir kadının portresidir.

Soyluluktan Edebi Mücadeleye Uzanan İlk Yıllar

Asıl adı Hatice Saadet Baraner Derviş olan öncü yazar, Müşir Derviş Paşa'nın torunu ve tıp profesörü İsmail Derviş Bey ile mabeyncilerden Kamil Bey'in kızı olan Hesna Hanım'ın çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Ailesi ona ilk başta Hatice Suat ismini uygun görse de nüfustaki kayıt işlemleri erkek ismi gerekçesiyle Hatice Saadet şeklinde yapılmıştır. Çocukluk yıllarında ablası Hamiyet ve kardeşi Ruhi ile birlikte özel hocalardan dersler alarak son derece nitelikli bir eğitim sürecinden geçti. Ders aralarında arkadaşları Bedia Şekip ile tiyatro oyunları oynayan Suat için okumak ve yazmak zamanla büyük bir sevdaya dönüştü. Nitekim bu oyun arkadaşı, ilerleyen yıllarda sahne dünyasının ünlü ismi Bedia Muvahhit olarak parlayacaktı.

İlk öğrenimine Kadıköy Numune Rüştiyesi bünyesinde başlayan yazar, daha sonra Darülfünun sıralarında eğitimine devam etti. Bu yıllarda, çocukluk arkadaşı ve şair Nazım Hikmet ile Heybeliada'da bir araya gelerek edebiyat sohbetleriyle dolu derin bir dostluk kurdular. Hatta Nazım Hikmet, arkadaşının Hezeyan adlı mensur şiirini Alemdar gazetesinin edebiyat ekine uştırarak Ekim 1920'de yayımlanmasını sağladı. Bu adım, genç yazarın edebiyat dünyasındaki ilk profesyonel imzası oldu ve hemen ertesi yıl ilk romanı olan Kara Kitap okuyucuyla buluştu.

Eğitim hayatını sürdürmek amacıyla 1927 yılında Almanya'ya giden Derviş, Berlin'deki Sternisches Konservatuarı'na yazılarak piyano eğitimi almaya başladı. Ancak müzik yerine edebiyata yönelerek ailesinden gizlice Berlin Üniversitesi Felsefe ve Edebiyat Fakültesi'ne geçiş yaptı. Bu ülkede geçirdiği yıllarda Alman basını için muhabirlik yaparken, Adolf Hitler liderliğindeki Nazizmin yükselişine de yakından tanıklık etti. 1932 yılında üniversiteden mezun olmadan memleketine dönerek profesyonel gazetecilik hayatına adım attı.

Basında Bir Kadın Öncü ve Toplumcu Gerçekçiliğin Doğuşu

Türkiye'ye dönmesinin ardından Son Posta, Cumhuriyet, Vatan, Tan ve Gece Postası gibi dönemin etkin yayın organlarında çalışan Derviş, Türk basınında birçok ilke imza attı. Ankara hükümetinin temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Refet Paşa ile yaptığı röportajla dikkat çekti. Yabancı dile olan hakimiyeti sayesinde 1923 yılında Lozan Konferansı'nı yerinde takip eden gazeteciler arasına girmeyi başardı. Ayrıca 1926 senesinde İkdam gazetesinde kadın sayfası hazırlayarak bu alandaki öncü adımlardan birini attı. Gazetecilik kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri ise 1936 yılında Son Posta adına Montreux Konferansı'nı takip etmek amacıyla İsviçre'ye gitmesiyle gerçekleşti ve bu seyahat ona yurt dışına gönderilen ilk Türk kadın muhabir unvanını kazandırdı.

Gazetecilikte gösterdiği başarıların yanı sıra özel hayatı oldukça hareketli geçti. 1922 yılında güreşçi Seyfi Cenap Berksoy ile evlense de bu birliktelik kısa sürdü. Ardından 1923'te gazeteci Selami İzzet Sedes ve 1930'da yine gazeteci Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu ile yaptığı evlilikler de boşanmayla sonuçlandı. Bu dönemde toplumsal meselelere duyarlılığı artan yazar, Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlayarak sol basın dünyasına adım attı. 1937 yılında gerçekleştirdiği Sovyetler Birliği seyahatinin izlenimlerini aktardığı yazıları nedeniyle tepki toplayarak Tan gazetesinden ayrılmak zorunda kaldı.

Bu seyahat, onun edebiyat anlayışında da köklü bir kırılmaya yol açtı. Artık konaklardaki lüks yaşamları ve elit aşkları yazmayı reddeden Derviş, toplumcu gerçekçi bir çizgiye yöneldi. Bu doğrultuda Bu Roman Olan Şeylerin Romanı, Bir İstanbul Gecesi ve Hiç gibi önemli eserlerini ardı ardına kaleme aldı. Kalemini halkın sıkıntılarını, yoksulluğu ve toplumsal çelişkileri yansıtmak amacıyla kullandı.

Siyasi Mücadele, Sürgün Yılları ve Efsanevi Bir Başyapıt

1940 yılında Türkiye Komünist Partisi genel sekreteri Reşat Fuat Baraner ile hayatını birleştirerek dördüncü evliliğini gerçekleştiren yazarın, sol görüşleri ve toplumsal meselelere olan ilgisi bu birliktelik sayesinde daha da pekişmiştir. Çift, fikirlerini yaymak amacıyla Sabahattin Ali, Attila İlhan ve Orhan Kemal gibi isimlerin de yazdığı Yeni Edebiyat Dergisi'ni çıkardı. Ancak siyasi baskılar nedeniyle iş bulamayan Derviş, yazılarını takma adlarla yayımlamak zorunda kaldı. 1944 yılındaki tutuklamalar kapsamında eşiyle birlikte hapis cezasına çarptırıldı ve sekiz ay cezaevinde kaldı. Bu zorlu sürecin ardından geçimini sağlayabilmek için yabancı dillerden çeviriler yaptı ve radyo skeçleri yazdı.

Eşinin mükerrer tutuklanmaları üzere 1953 yılında İsveç'teki ablasının yanına yerleşti ve Avrupa'da gazetecilik yapmaya devam etti. Fransa'da yayımlanan ve on sekiz dile çevrilen Ankara Mahpusu romanı eleştirmenlerden büyük övgüler aldı. Türkiye'ye 1963 yılında dönen Derviş, sokak kızı Cevriye'nin aşkını ve dramını anlatan başyapıtı Fosforlu Cevriye'yi 1968'de kitap olarak bastırdı. Bu ölümsüz eser, sonraki yıllarda sinemaya da uyarlanarak Türk sinema tarihinin unutulmazları arasına girdi.

Yaşamının son yıllarında da mücadelesinden vazgeçmeyerek Devrimci Kadınlar Derneği'nin kuruluşuna öncülük etti. Ancak Şişli'deki evinde gençleri sakladığı gerekçesiyle 1971 yılında yeniden tutuklandı. Cezaevinden çıktıktan sonra büyük bir maddi dar boğaza sürüklenerek Suriye Pasajı'nda küçük bir odada yaşamak zorunda kaldı. Eserini tiyatroya uyarladıktan kısa süre sonra şeker hastalığına bağlı rahatsızlıkları nedeniyle 23 Temmuz 1972'de aramızdan ayrıldı.

Edebiyata ve Basına Kazandırdığı İlkler

Suat Derviş, Türk edebiyatı ve basın tarihinde silinmez izler bırakmış pek çok ilkin sahibidir:

  • Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk Türk kadın gazetecidir.
  • Türkiye'deki ilk basın sendikasının beş kurucusundan biri ve ilk başkanıdır.
  • Yabancı dillere eserleri çevrilen ilk Türk yazarlar arasında yer alır.
  • Devrimci Kadınlar Derneği'nin kurucu isimlerinden biridir.

Sıkça Sorulan Sorular

Suat Derviş kimdir?

Suat Derviş, 1902 İstanbul doğumlu öncü gazeteci ve yazardır. Fosforlu Cevriye romanıyla edebiyatımızda çığır açan yazarın müadele dolu hayatı.

Suat Derviş ne zaman doğdu?

Suat Derviş, 10 Ağustos 1902 tarihinde doğdu.

Suat Derviş nerede doğdu?

Suat Derviş İstanbul doğumludur.

Suat Derviş ne zaman vefat etti?

Suat Derviş 23 Temmuz 1972 tarihinde hayatını kaybetti.

Suat Derviş hangi alanda tanınır?

Suat Derviş, gazeteci olarak tanınır.