Sermet Muhtar Alus, 20 Mayıs 1887'de İstanbul'un Saraçhanebaşı semtinde doğdu. Kendisi Türk basın ve edebiyat dünyasının en üretken simalarındandır. Asıl adı Osman Sermet olan sanatçı, 28 Mayıs 1952'de yine bu şehirde hayata gözlerini yummuştur. Özellikle Akşam gazetesindeki eski İstanbul'u anlatan nostaljik yazılarıyla tanınan usta kalem; gazeteci, yazar ve karikatürist olarak ardında son derece derin ve silinmez izler bırakmıştır. Eserlerinde dönemin toplumsal hafızasını mizahi ve akıcı bir dille sonraki nesillere aktarmayı başarmıştır.
Konak Hayatından Lise Yıllarına Uzanan Çocukluk
Osman Sermet'in çocukluk yılları, dedesi Osman Abid Paşa'nın Saraçhanebaşı ve Göztepe semtlerindeki görkemli konaklarında geçmiştir. Askerî Müze'nin kurucusu olan babası Mahmud Muhtar Paşa ve annesi Fatma Kevser Hanım, onun kültürle yoğrulmasını sağlamıştır. İlk eğitimini evde özel öğretmenlerden alan küçük Sermet, aile çevresinin etkisiyle erken yaşta sanata yönelmiştir. Dedesi Abid Paşa'nın 1894 yılında Halep'e sürgüne gönderilmesi, onun hayatında derin bir iz bıraktı. Henüz on yaşındayken dedesini ziyaret için gittiği Halep seyahati ve dönüşte yakalandğı sıtma hastalığı, ileride yazılarına konu olacaktı. Düzenli bir okul hayatıyla ise ancak Galatasaray Lisesi'nin son sınıfına kaydolduğunda tanışabilmiştir. Burada bir buçuk yıl eğitim alarak 1906 senesinde okuldan başarıyla mezun oldu. Hemen ardından Hukuk Mektebi'ne girerek yükseköğrenimine başladı.
Hukuktan Sanata ve Müzeciliğe Geçiş
Yükseköğrenim yıllarında edebiyata adım atan genç yazar, ilk yazılarını Necdet müstear adıyla Çocuklara Mahsus Gazete'de yayımladı. İkinci Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle birlikte basın dünyasına karikatürleriyle hızlı bir giriş yaptı. Davul ve el-Üfürük gibi mizah dergilerine çizimleriyle hayat verirken, eserlerinde Latin harfi olan 'S' imzasını kullanmayı tercih etmiştir. Annesinin de makaleler yazdığı Hanımlara Mahsus Gazete'de kendi yazılarıyla da boy gösterdi. 1910 yılında Hukuk Fakültesi'ni bitirmesine rağmen adliye koridorlarında çalışmak yerine sanatı ve tarihi seçti. Babasının müdürlük yaptığı Askerî Müze'nin sınavını kazanarak orada memur olarak çalışmaya başladı. Buradaki görevi sırasında Fransızca ve Türkçe rehber kitaplar hazırladı. Müzedeki mesaisi boyunca şu değerli çalışmaları kaleme almıştır:
- Yeniçeri Kıyafetleri
- Eski Osmanlı Ordusu
- Aya İrini Tarihçesi
Babasının 1926'daki vefatının ardından müzedeki memuriyetinden ayrılarak tamamen profesyonel yazarlığa yöneldi.
Akşam Gazetesi ve İstanbul'un Hafızası Olmak
Sermet Muhtar Alus, 1931 yılında yakın dostu Yusuf Ziya Ortaç'ın kıymetli aracılığıyla dönemin en popüler ve en çok okunan günlük yayın organı olan Akşam gazetesinde yazılarını düzenli olarak neşretmeye başladı. Burada düzenli olarak kaleme aldığı yazılar, gazetenin satış rakamlarını ciddi oranda artırmıştır. Yazarın Akşam sayfalarında sunduğu yazı dizilerinden bazıları şunlardır:
- 30 Yıl Evvelkiler
- Masal Olanlar
- İstanbul Kazan, Ben Kepçe
İstanbul'un yakın dönem sosyal yaşamını ve zengin folklorunu yüzlerce makalede işleyerek eşsiz bir arşiv oluşturdu. Zaman içinde Cumhuriyet, Tan ve Son Posta gibi saygın gazetelerde de bini aşkın yazı yayımladı. Tarihten Sesler dergisinin yazar kadrosunda görev alırken, 1943 yılında kısa bir süre Amcabey dergisinin imtiyaz sahibi oldu. Gazeteciliğinin yanında üretken bir romancı olarak tanınmıştır. Akşam gazetesinde tefrika edilen eserlerinden bazıları kitaplaşmıştır:
- Kıvırcık Paşa
- Harp Zenginleri
- Pembe Maşlahlı Hanım
Ayrıca Cumhuriyet gazetesinde 'On ikiler' ve 'Dünün Genci Anlatıyor', Kurun'da 'Anasını Gör Kızını Al', Son Posta'da 'Tombul Mirasyedi' ile 'İki Gönül Bir Olunca Samanlık Seyran Olur' ve Vatan'da 'Bebek Emine' romanları tefrika edilmiştir. Edebiyatın yanı sıra resim sanatıyla da bağını hiç koparmamıştır. Çocukluğunda Hoca Ali Rıza Bey'den aldığı derslerin etkisiyle kendi kitaplarını kendi resimlemiştir. Ustanın 'S' imzasını taşıyan tabloları bugün Askerî Müze'de ve özel koleksiyonlarda sergilenmektedir.