Türkiye'nin sanat tarihine damga vuran Selma Emiroğlu, 1928 yılında İstanbul'da dünyaya gelerek Cumhuriyet döneminin ilk kadın karikatüristi unvanını kazanan, aynı zamanda opera sahnelerinde başrol üstlenmiş çok yönlü bir sanatçıdır. Küçük yaşlardan itibaren elinden kalemi düşürmeyen Emiroğlu, henüz rüştünü ispat etmeden karikatür dünyasının efsanevi ismi Cemal Nadir'in dikkatini çekerek profesyonel çizerlik serüvenine adım attı. Çizimlerinde "Selma Gürel" imzasını kullanan genç sanatçı, Türkiye'de mizah ve çizgi roman alanında kadınların öncüsü oldu. Çizgilerindeki özgünlükle basında "harika çocuk" olarak nitelendirilen çizer, daha sonra İstanbul Konservatuvarı'nda aldığı opera eğitimiyle sahne sanatlarında da adından söz ettirdi. Hayatının son dönemini Almanya'da geçiren sanatçı, 2011 yılında Berlin'de hayata gözlerini yumdu.
Cemal Nadir'in Çıraklığından Doğan Kardeş Efsanesine
Emiroğlu'nun karikatür yolculuğu, 1940 yılında annesinin yaptığı sürpriz bir girişimle başladı. Kızının çizimlerindeki yeteneği fark eden anne, bu eserleri dönemin popüler mizah dergisi Amcabey'i çıkaran usta sanatçı Cemal Nadir'e gönderdi. Bu çizimleri gören Cemal Nadir, genç kıza kapılarını açarak onu hem çırağı hem de manevi kızı olarak kabul etti. Bu himaye altında Selma Emiroğlu, ilk bant karikatürü olan "Şairin Gözyaşları"nı 1943 yılında Amcabey dergisinde okurlarla buluşturdu. Kısa sürede Semih Balcıoğlu ile birlikte derginin en etkili genç kalemleri arasına girmeyi başardı. Eğitimini Bağlarbaşı Kız Koleji'nde sürdüren genç çizer, Amcabey dergisinin yayın hayatı son bulduktan sonra çocuk edebiyatının öncü yayını Doğan Kardeş dergisine geçiş yaptı. Burada tam sekiz yıl boyunca kapak illüstrasyonları ve çizgi romanlar üreterek geniş kitlelerce tanındı. 1945 yılında yarattığı ve büyük ilgi uyandıran Kara Kedi Çetesi adlı çizgi roman serisi, derginin ön ve arka kapaklarında yer alarak efsaneleşti. Çocuklar, bu serideki Pamuk, Sarman ve Kara Kedi karakterlerini çok sevdi. Usta sanatçı Cemal Nadir, 1946 yılının sonlarında vefatından hemen önce, yarattığı Amcabey tiplemesini ölümünden sonra devam ettirmesini Selma Emiroğlu'na teklif etti. Ancak Emiroğlu, bu büyük sorumluluğu ve mirası devralmayı nezaketle geri çevirdi. 1949 yılında ise efsane serisini "Kara Kedi Çetesinin Dönüşü" başlığıyla Doğan Kardeş sayfalarında yeniden canlandırdı.
Çizgilerin Ötesinde Bir Üretkenlik ve Çeşitlilik
Sanatçı, çizgi roman alanındaki üretkenliğini sadece Kara Kedi Çetesi ile sınırlı tutmadı. 1947 ve 1949 yılları arasında Türk çizgi roman tarihine geçen birçok önemli esere imza attı. Bu dönemde ortaya koyduğu çalışmalar şunlardır:
- Cin ile Can ve Mercan Balığının Serüvenleri (1947)
- Oya'nın Hikayesi (1948)
- Tavşan Kardeşin Sofrası, Böceklerin Oyunu, Tırtılın Hikayesi ve Zenci ile Maymun (1949)
Bu eserlerin birçoğunda ünlü yazar La Fontaine'in klasik masallarından esinlendi. Doğan Kardeş dergisindeki çalışmalarının ardından Tef ve Akbaba gibi dönemin önde gelen mizah yayınlarında da çizimlerini sürdürdü. Buradaki karikatürlerinde toplumsal konulara, aile ve çocuk ilişkilerine, gericiliğe ve gündelik yaşamın getirdiği sosyal politikalara mizahi bir bakış açısıyla yaklaştı.
Opera Sahnelerinden Şan Pedagogluğuna Uzanan Yol
Selma Emiroğlu, çizim dünyasındaki başarısını sahne sanatlarıyla taçlandırmak amacıyla müzik eğitimine yöneldi. Kolej eğitiminden mezun olduktan sonra İstanbul Konservatuvarı'nda şan ve opera eğitimi aldı. Müzik alanındaki öğrenimini tamamlayarak İstanbul Şehir Korosu'nda profesyonel olarak görev yapmaya başladı. Özel hayatında evlilik kararı alarak "Aykan" soyadını taşıyan sanatçı, sahne basamaklarını hızla tırmandı. 1960 yılında kurulan İstanbul Operası'nın perdelerini açtığı La Traviata operasında başrol üstlenerek büyük bir başarı elde etti. Eşinin işleri nedeniyle 1963 yılında Almanya'ya taşınan sanatçı, buradaki ilk iki yılında Doğan Kardeş dergisine çizimlerini göndermeyi sürdürdü. Ancak zamanla müzik kariyerine daha fazla ağırlık verdi. Ne yazık ki, bir sahne performansı esnasında yaşadığı talihsizlik sonucu sesini kaybetti. Bu durum onu müzikten koparmadı; bilgi ve birikimini gelecek nesillere aktarmak amacıyla şan pedagogu olarak çalışmaya başladı. Ses uzmanı kimliğiyle çok sayıda opera sanatçısı adayına şan dersleri verdi.
Ödüller ve Sanat Mirası
Sanat hayatı boyunca çizgileriyle ve sesiyle iz bırakan Emiroğlu, ilerleyen yaşlarında da onurlandırılmaya devam etti. 1999 yılında düzenlenen Ankara Karikatür Festivali'nde kariyeri boyunca yaptığı katkılardan dolayı özel bir ödül aldı. 2001 yılına gelindiğinde ise Shneidertempel Sanat Merkezi'nde tüm sanat geçmişini gözler önüne seren kapsamlı bir retrospektif sergi açtı. Bu sergi, Türkiye'nin ilk kadın karikatüristinin çizgilerinin zamansızlığını bir kez daha kanıtladı. Çok yönlü sanatçı, 2011 yılında yerleştiği Berlin'de yaşama veda ederek geride silinmez çizgiler ve yetiştirdiği değerli sesler bıraktı.