Türk sinemasının en ışıltılı dönemlerine damgasını vuran Selma Güneri, 31 Ocak 1951 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı bir ailenin ferdi olarak hayatın içine doğan Güneri, çocuk yaşlarda adım attığı Yeşilçam sahnesinde sergilediği üstün yetenekle kısa sürede Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasına adını yazdırdı. Hem oyunculuk kabiliyeti hem de büyüleyici sesiyle sanat dünyasında derin izler bırakan sanatçı, özellikle henüz çocuk denecek yaşta kazandığı prestijli ödüllerle kariyerini zirveye taşıdı.
Amerika'dan Yeşilçam'a Uzanan Gençlik Yılları
Sanatçı bir aile ortamında büyüyen Selma Güneri, ses sanatçısı Lütfi Güneri'nin kızı ve ünlü orkestra şefi ile şarkıcı Çetin İnöntepe'nin kız kardeşidir. İlköğrenimini Amerika'da tamamlayan Güneri, Türkiye'ye döndükten sonra eğitimine Şişli Koleji'nde devam etti. Daha sonra Kandilli Kız Lisesi'nin orta kısmına kaydoldu, ancak buradaki eğitimini tamamlamadan okul sıralarına veda etti. Genç yıldızın hayatındaki en büyük acılardan biri, babası Lütfi Güneri'yi 1967 senesinde meydana gelen elim bir trafik kazasında kaybetmesi oldu.
Güneri'nin sanat dünyasına profesyonel adımı ise 1964 yılında gerçekleşti. Bu adım, onun dönüm noktasıydı. Dönemin prestijli yayın organlarından Perde Dergisi'nin düzenlediği yarışmada birincilik kürsüsüne oturan genç yetenek, sinema dünyasının dikkatini çekmeyi başardı. Bu başarının hemen ardından, usta yönetmen Halit Refiğ'in kamera arkasına geçtiği "İstanbul'un Kızları" adlı sinema filmiyle profesyonel oyunculuk kariyerine resmen başladı.
Altın Portakal Zirvesi ve Beyaz Perdedeki Başarıları
Kısa sürede yönetmenlerin gözdesi haline gelen Selma Güneri, 1965 yılında Türk sinemasının efsane ismi Yılmaz Güney ile başrolü paylaştığı, yönetmen koltuğunda ise Duygu Sağıroğlu'nun oturduğu "Ben Öldükçe Yaşarım" filminde rol aldı. Bu yapımda üstlendiği dansöz kız karakteriyle, çocuk kadın görünümünün getirdiği benzersiz bir ekran enerjisi sundu. Bu etkileyici performans, ona Türk sinemasının en önemli ödüllerinden birinin kapısını aralayacaktı.
Henüz 15 yaşındayken, 1966 yılında düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde büyük bir başarıya imza attı. "Ben Öldükçe Yaşarım" ve "Son Kuşlar" filmlerinde sergilediği olağanüstü performansla festival jürisi tarafından "En İyi Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü. Bu tarihi başarı, onun Yeşilçam'daki yerini perçinledi.
Sanat yolculuğuna ara vermeden devam eden ünlü aktris, 1996 yılında Türk sinemasının ses getiren yapıtlarından biri olan "Mum Kokulu Kadınlar" filminde boy gösterdi. Senaryosunu Mete Özgencil'in kaleme aldığı ve İrfan Tözüm'ün yönettiği bu dram türündeki eserde, Türk sinemasının önemli isimleriyle birlikte kameraların karşısına geçti. Başarılı oyuncu kadrosunda şu isimler yer almaktaydı:
- Halil Ergün
- Hande Ataizi
- Sevtap Parman
- Yasemin Alkaya
İlerleyen yıllarda televizyon ekranlarında da boy gösteren usta oyuncu, 2011 senesinde Cem Kılıç ve Zeynep Dörtkardeşler ile birlikte "Dinle Sevgili" dizisinde rol alarak izleyicilerle buluştu.
Melodilerle Örülen Bir Yaşam ve Özel Hayatı
Yeşilçam sinemasının altın çağı olan 1960'lı ve 1970'li yıllarda, oyuncuların müzik dünyasına adım atması popüler bir akım haline gelmişti. Dönemin bu popüler müzikal akımına kapılarak stüdyoya giren ve plak dolduran diğer ünlü sinema sanatçılarından bazıları şunlardır:
- Sadri Alışık
- Fatma Girik
- Hülya Koçyiğit
- Yılmaz Köksal
Bu akımın öncülerinden biri olan Selma Güneri de rüzgara kapıldı. Kadife sesiyle dinleyicileri büyüleyen sanatçı, kariyeri boyunca dört adet 45'lik plak doldurarak müzik piyasasında da adından söz ettirmeyi başardı. Müzikal üretkenliğini ilerleyen yıllara da taşıyan Güneri, 1987 yılında ise "Ayrılamayız" adını taşıyan bir albüm çalışmasına imza attı.
Sanatçının fırtınalı ve renkli özel hayatı da en az kariyeri kadar kamuoyunun ilgisini çekti. Güneri, 1966 yılında kendisi gibi sinema oyuncusu olan Yusuf Sezgin ile dünyayevine girdi. Bu evlilikten 3 Mayıs 1975 tarihinde, ileride anne ve babasının mesleğini seçerek oyuncu olacak oğulları Umut Sezgin dünyaya geldi. Çift, 1979 yılında yollarını ayırma kararı alarak boşandı. Boşanma kararı hayranlarını oldukça şaşırttı.
Güneri, 1980 yılında ünlü baterist Asım Ekren ile nişanlanarak yeni bir birlikteliğe adım attı. Bu nişanlılık dönemi ayrılıkla sonuçlansa da çiftin yolları yıllar sonra tekrar kesişti. Ayrılığın üzerinden tam 10 yıl geçtikten sonra Asım Ekren ile nikah masasına oturan sanatçı, bu ikinci baharı da resmiyete döktü. Ancak bu birliktelik de uzun sürmedi. Çift, 1994 yılında resmi olarak yollarını ayırdı.