Türk edebiyatının ve halk müziğinin derin izler bırakan isimlerinden biri olan, asıl adıyla Ahmet Günbulut ya da kültür dünyamızdaki tanınan adıyla Sefil Selimi, 26 Ağustos 1933 tarihinde Sivas'ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelmiştir. Hayatını kelimelere ve ezgilere adayan usta yazar, kısıtlı imkanlarla başladığı ömrünü 30 Aralık 2003'te Sivas'ta hazin bir şekilde noktalamıştır.
İlkokulu başarıyla tamamladıktan sonra eğitim hayatına ortaokulda devam eden genç Ahmet, geçim sıkıntısının getirdiği zorluklar nedeniyle ikinci yılında okulu bırakmak zorunda kaldı. Bu erken ayrılık onun içindeki sanat ateşini söndürmedi, aksine şiire karşı büyük bir merak ve tutku duymasına zemin hazırladı.
Hayatın erken yaşta omuzlarına yüklediği yükleri taşırken, gönlünü kaptırdığı Ümmü Gülsüm adındaki genç kızı kaçırarak yuva kurma yolunda ilk büyük adımını attı. Geçimini sağlamak adına bir terzi dükkanında çıraklık yapmaya başlayan şair, sabırla mesleğin inceliklerini öğrendi. Evliliklerinin ikinci yılında çiftin dünyasını aydınlatan bir kız çocukları dünyaya geldi. Kadir gecesi doğan bu bebeğe, bu kutsal gecenin anısına Kadriye ismi verildi.
Vatani görevini yapmak üzere yola çıkan Ahmet Günbulut, 1954 senesinde Mamak Muhabere Okulu'nda terzi olarak askerliğini tamamladı. Askerlik sonrası memleketi Şarkışla'ya dönerek kendi dükkanını açtı ve profesyonel olarak terzilik yapmaya başladı. Kumaşları makasla şekillendirirken ruhunu da kelimelerle yoğurmaya devam etti.
Sanat Yolculuğu ve Eserleri
Kendi kozasını örerken kaleme aldığı mısraları bir araya getiren sanatçı, büyük bir emeğin ürünü olan ilk kitabı Yar Badesi'ni tamamlayarak 1963 yılında okurlarla buluşturdu. Bu ilk eser, onun edebiyat dünyasındaki ayak sesleriydi. Nitekim 1966 yılında Konya'da gerçekleştirilen Aşıklar Bayramı'na katılarak buradaki performansıyla büyük bir başarı elde etti ve adını daha geniş kitlelere duyurmayı başarıdı. Aynı dönemde, yine Şarkışlalı olan sanatçı arkadaşı İhsan Öztürk aracılığıyla ulaştığı, dönemin efsane seslerinden Nurettin Dadaloğlu'na iki eserini verdi. Dadaloğlu tarafından plağa okunan 'Kevser Irmağı' ve 'Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm' isimli bu türküler kısa sürede halkın gönlünde taht kurdu.
Ufku her zaman geniş olan yazar, 1968 senesinde turist olarak Hollanda'ya gitmeye karar verdi. Gurbet ellerde hem çalışan hem de üretmeye devam eden Sefil Selimi, 1972 yılına kadar süren bu yurt dışı macerasında yeni deneyimler edindi. Dönüşünde de yazın hayatına hız kesmeden devam ederek Yalınkat ve Çoban Pınarı adlı kıymetli kitaplarını edebiyat dünyasına hediye etti.
Usta kalemin Türk halk kültürüne kazandırdığı başlıca ölümsüz türküler şunlardır:
- Kevser Irmağında Saki Olan Yar
- Kimse Bana Yaren Olmaz, Yar Olmaz
- Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm
- Gök Kubbe Altında Yerin Üstünde
- Mezarlıkta Mezar Taşı
Akademik İlgi ve Hazin Veda
Sefil Selimi'nin kendine has üslubu ve sanat gücü, sadece halk arasında değil akademik çevrelerde de büyük bir yankı uyandırdı. Sanatçı hakkında titizlikle hazırlanmış beş bağımsız kitap bulunurken, üniversitelerde de onun sanatı ve yaşamı üzerine üç ayrı tez çalışması gerçekleştirilmiştir. Hayattayken gördüğü bu değerin en anlamlı nişanelerinden biri, vefatından yalnızca bir ay önce yayımlanan eser oldu. Ahmet Özdemir imzası taşıyan ve 'Aşık Sefil Selimi İrfan Okulu' adını taşıyan bu son kitap, adeta şairin hayatına sunulmuş son bir saygı duruşuydu.
Büyük ustanın hayat yolculuğu Sivas'ta son derece trajik bir olayla noktalandı. Karşıyaka Mahallesi'nde bulunan tek katlı mütevazı evinin kömürlüğünde, 30 Aralık 2003 tarihinde ani bir yangın meydana geldi. Yangının yarattığı büyük şok ve heyecan sebebiyle kalp krizi geçiren Sefil Selimi, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yumdu. Geride bıraktığı onlarca eser ve dillerden düşmeyen türküler, onun adını sonsuza dek yaşatmaya devam edecektir.